islami haberdini haberortadoğu haberleriislam coğrafyası
DOLAR
45,1849
EURO
53,0440
ALTIN
6.714,35
BIST
14.443,52
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul
Az Bulutlu
16°C
İstanbul
16°C
Az Bulutlu
Cuma Hafif Yağmurlu
11°C
Cumartesi Çok Bulutlu
13°C
Pazar Hafif Yağmurlu
12°C
Pazartesi Hafif Yağmurlu
14°C

GÖRÜNÜR OLMAK İÇİN KAYBOLMAK

GÖRÜNÜR OLMAK İÇİN KAYBOLMAK
A+
A-

Hafta sonu milyonlarca gencin hayatını şekillendirecek üniversite sınavları yapıldı. Ancak sınavdan geriye konuşulan ne soruların zorluğuydu ne de organizasyonun işleyişi. Sosyal medyada herkesin önüne düşen bir görüntü, aslında çok daha derin bir yarayı açığa çıkardı.

Bir genç kız, sınava son beş dakika kala koşarak geliyor. Fakat üzerindeki küpeleri çıkaramadığı için içeri alınmıyor. Haberi yalnızca metinden okusanız, “Ah be kızım, niye öyle zor bir küpe taktın? Yazık oldu, gitti bir yılın,” dersiniz belki. Ama görüntüleri izleyince başka bir ses yükseliyor içinizden: “Evladım, hayatına yazık edeceksin. Neredeydi bu kızın ailesi?”

Çünkü sınava gelen bu genç kız, neredeyse iç çamaşırına yakın bir kıyafetle orada. Saç, tırnaklar, tavırlar… Hiçbiri sınav sabahı heyecanı taşıyan bir öğrencinin hâlini yansıtmıyor. Onu izlerken sınava değil, sanki bir çekime geldiğini düşünüyorsunuz.

Olayın ardından yapılan yorumlar da bir o kadar çarpıcıydı.
Kimi, “Zaten kazanamazdı” dedi.
Kimi, “Sınav bahaneydi, gündem olmak istiyordu.”
Kimileri ise, “Bu bir tercih, bir özgürlük alanı” diyerek savundu.

Ama sorulması gereken esas soru şu:
Bir genç, en kritik sabahlarından birinde neden dikkat çekmeyi bu denli öncelikli hâle getirir?

Bana kalırsa bu tür davranışlar, sadece dış görünüşle açıklanamayacak kadar derin köklere sahiptir. Abartılı kıyafetler, sosyal medyada dramatik şekilde görünür olma arzusu ya da bir olayın öznesi hâline gelmek… Bunlar çoğu zaman değersizlik duygusunun dışa yansıyan yüzleridir.

Çünkü bazı gençler şunu söyleyemez: “Ben değerliyim.”
Onun yerine şunu yaparlar: “Beni görün. Konuşun. İzleyin.”

Bu bir özgürlük gösterisi değil, içsel bir çöküşün sahnesidir.
Genellikle bu gençlerin geçmişine baktığınızda; yeterince görülmemiş, duyulmamış, onaylanmamış bir çocukluk bulursunuz. Aile içi ilgisizlik, abartılı beklentiler ya da sürekli eleştirilmek, çocuğun benlik algısını zedeler. Ve o çocuk, büyüdüğünde varlığını görünür kılmak için bedenine, dış görünüşüne, dijital dikkatlere sarılır.

Daha da üzücü olan ise, bu davranışların bir kısmı toplumda cesaret olarak alkışlanıyor.
Sözümona bazı sanatçılar, bu genç kızların tavırlarını; “beden özgürlüğü”, “toplumsal ve dinî normlara başkaldırı”, “utanca meydan okuma” gibi ifadelerle destekliyor. Oysa göremedikleri gerçek şu: Bu tavırlar cesaretin değil, ruhsal boşluğun göstergesidir.

Bu gençlerin bize söylemek istediği bir şey var:
“Bana değer verin. Çünkü ben kendime veremiyorum.”

Bu noktada tekrar, hep dönüp geldiğimiz o yere varıyoruz: çocuk yetiştirme meselesine.
Ama yalnızca akademik başarıya ya da sosyal becerilere değil…
Dinî temellere dayalı bir değer eğitimine ihtiyaç var.
Çünkü Allah’a karşı sorumluluk hissiyle büyüyen bir çocuk, sadece anne babasının değil, Rabbi’nin de onu gördüğünü bilir.
Ve bu farkındalık, ona her zaman “Ben yalnız değilim, ben değerliyim” duygusunu verir.

Bugün teşhirin, gösterişin, sanal görünürlüğün bu denli arttığı bir çağda; çocuklarımıza takvayı, iffeti, hayayı, mahremiyeti öğretmeden onları koruyamayız.
Dinî eğitim, sadece namazı öğretmek değil; benlik duygusu inşa etmek, haddini ve değerini bilmektir aynı zamanda.

Unutmayalım:

Sadece göz önünde olmak değil, Allah katında değerli olmak da bir gayedir.
Ve bu idrak küçük yaşta başlar.
İşte bu yüzden, çocuklarımıza erken yaşta verilecek sağlam bir dinî eğitim, sadece onların inancını değil, kişiliklerini ve ahlaklarını da inşa eder.

Çünkü görünürlük arayan her genç, aslında içten içe “Ben var mıyım?” diye sormaktadır.
O soruya verilecek en sağlam cevap ise şudur:
“Sen Rabbin katında kıymetlisin. Onun seni görmesi, duyması ve bilmesi sana yeter.”

ŞEYYMA DEMİRCAN NAMAZCI 

İSLAMİ HABER “MİRAT”  -YOUTUBE- 

YAZARIN DİĞER YAZILARINA ULAŞMAK İÇİN BURAYA TIKLAYINIZ 

 

ETİKETLER: ÜSTMANŞET, yazarlar
Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.