islami haberdini haberortadoğu haberleriislam coğrafyası
DOLAR
45,1851
EURO
52,9418
ALTIN
6.741,71
BIST
14.351,74
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul
Az Bulutlu
16°C
İstanbul
16°C
Az Bulutlu
Cuma Hafif Yağmurlu
11°C
Cumartesi Çok Bulutlu
14°C
Pazar Hafif Yağmurlu
13°C
Pazartesi Hafif Yağmurlu
15°C

KÜLTÜR VE AHLAKA GÖRE YAŞAMAK

KÜLTÜR VE AHLAKA GÖRE YAŞAMAK
30/06/2025 09:00
A+
A-

Bir toplum veya medeniyetin, yaşama prensipleri ve kuralları vardır. Hiçbir medeniyet, kuralsız olmaz ve olmamıştır. Kuralsızlık, gelişmemiş veya yozlaşmış toplumların özelliğidir. Bu çerçevede, içinde yaşadığımız toplumun, giderek kuralsız ve prensipsiz bir şekilde yaşamaya başlaması neye işaret etmektedir?

Fikrin Değersizleşmesi, davranışları bozar:

Fikir, insanın düşünce ile belli bir yaşama felsefesini  temellendiren akli bir çözümlemedir. İnsan, fikri ile hayatını belli bir düzene koyar ve olaylara karşı tavrını belirler. Çünkü insan, akıllı bir varlıktır. Fikir, hadiseleri belli bir süzgeçten geçirerek, en uygun kararı vermeye sebep olan, ölçülü ve dengeli bir karar mekanizmasının varlığını gösterir. Düşünmek, salt bir değerlendirme süreci olurken, fikir; belli değer ve yaşama felsefesine göre hareket etmek demektir. Günümüzde, dilin yozlaşması ile, düşünce kelimesinin fikir yerine kullanıldığını görüyoruz. Halbuki fikir, belli bir gaye ve hedefe göre yaşamanın çabasıdır ve kesinlikle hayatın “değerler sistemi”ne göre yönlendirilmesidir. Bir manada, hayatın “inanç sistemine göre” düzenlenmesidir.

Materyalist, pozitivist ve hedonist hareketler, insanı; belli bir inanç ve fikir sisteminden uzaklaştırarak, onu her konuya ve etkiye açık bir hale getirmeyi amaçlamaktadır. Böylece insan, belli prensip ve kurallara göre değil, toplumda hakim akım ve moda sistemlerine göre hareket edecek bir hale getirilmektedir. Bir manada, insanın gayesiz ve amaçsız bir varlık olması istenmektedir. Böyle olduğunda da, çeşitli medya, siyaset ve toplumsal etki odaklarının oyuncağı haline gelerek, istenilen şekle getirilmekte ve kendine değil; başka güçlere bağımlı bir “uydu” olarak yönlendirilmektedir.

Çevremizde, giyimde, konuşmada ve ilişkilerde kişilerin; belli artist, sporcu veya siyasetçi gibi, kamu oyu oluşturucu güçlerin etkisiyle “kendisi olmadan başkası olma” yolundaki hareketleri, kitleleri yönlendiren bir sistemin devreye girmiş olduğunu göstermektedir.

Kültür ve Ahlaka zıt bir yaşayış:

Günümüz hayatı, “uzaktan kumandalı” ve belirsiz zevk, tutum ve davranışların hakim olduğu “kurgulanmış bir hayat”tır. Amerikalı sosyolog İvan İliç’in dediği gibi, insanlar birilerinin yönlendirdiği bir hayatı yaşamakta ve kendisi olamadan, kontrol edilen tutum ve davranışlara yönlendirilmektedir. Burada medya, teknokratlar, danışmanlar ve uzmanlar denilen bir grup, başkalarına “kader biçmekte” ve onları, nasıl düşünecekleri, nasıl hareket edecekleri ve nasıl karar verecekleri konusunda, akıl vermektedirler.

Bunun adı da, modern bir hayat olmaktadır!.. Bu hayatın özelliği, hiçbir kurala uymamak, moda, kamu oyu oluşturma ve tüketim  merkezli kitle oluşturucuların güdümünde “sun’i bir hayat programı”na tabi olmaktır.  Bu güçler; nasıl giyineceğimizi, nasıl konuşacağımızı, nasıl yaşayacağımızı ve kimlere hizmet edeceğimizi belirlemektedirler. Burada hakim tutum, “kuralsız yaşama”dır. Bu hayatta, en fazla uzak tutulan konular; din, ahlak, gelenek ve fikir’dir.  Halbuki bu özellikler, insanı ve toplumu medenileştiren, kurallı yaşamayı öğütleyen, yalandan ve gösterişten uzaklaştıran, birbirine saygı göstermeyi öğütleyen, birbirinin hakkını gözeten bir yaşama anlayışını temsil etmektedirler.

Fakat modernist hayat, kişinin  sadece kendini yücelten, arzularına tabi kılan, gösterişi ön plana getiren, menfaatini ön plana alan, ahlaki değerlere aykırı hareket eden ve başkaları ile yüzeysel ilişkiler kuran bir dünyaya kişileri hazırlamaktadır.

Şimdi, ahlaki ve sosyal kuralları, prensipleri ve yaşama felsefesini, samimi insan ilişkilerini bir kenara atıp; adeta bir film setinde rol oynarcasına ve bencilce bir yaşama felsefesini benimseyerek, hatta; açık saçık giyinip, başkalarını tahrik edip, bundan mutlu olmaya çalışmak mıdır, modern ve gelişmiş bir davranış tarzı?..  Evet, modern akımlar; bize, gerçek hayatın dışında, sun’i ve yapmacık bir hayatı sunmaya çalışıyorlar. Ama biz, bütün bu sunumlara karşı, kendi iç dünyamızın, sosyal hayatın ve ailemizin bize sunduğu anlamlı bir hayatı neden terkediyoruz?

İnsan ilişkilerinin iktisadi, sosyal, ailevi ve siyasi hayattaki binbir türlü aldatma, samimiyetsizlik, tecavüz,  çıkarcı ve ikiyüzlü  manzaralarının her gün  artmakta olduğunu görmüyor muyuz?.. Bizi insan yapacak dini, ahlaki ve sosyal değerlerimizin ne kötülüğünü gördük de, onları dışlayarak, belirsiz ve karanlık bir geleceğe doğru hızlı adımlar ile yürüyoruz?..  Kandırıldığımızın, uyutulduğumuzun ve sahte bir dünyaya yönlendirildiğimizin farkına varmamız gerekiyor. Tabii, aklımızla olaylara bakabiliyorsak…

Prof. Dr. Sami Şener

İSLAMİ HABER “MİRAT” -YOUTUBE- 

YAZARIN DİĞER YAZILARINA ULŞAMK İÇİN BURAYA TIKLAYINIZ 

 

ETİKETLER: ÜSTMANŞET, yazarlar
Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.