
Şunu anlamakta gerçekten zorlanıyorum: Diyanet’e dışarıdan, özellikle de dine ve dini değerlere mesafeli çevrelerden sürekli saldırılar gelirken ve asıl amaçları Diyanet’in kurumsal varlığından ziyade, İslam’ın toplumdaki etkisini ve uygulamalarını zayıflatmakken; son dönemde Diyanet’in hutbelerinde insana, aileye ve topluma dair çok güzel ve anlamlı mesajlar verilmesine rağmen, bu hizmetleri görmezden gelen kendi içimizden, yani İslami camiadan bazı insanların sürekli olarak Diyanet’i eleştirmesini aklım bir türlü almıyor.
Gerçekten, daha ne yapabilirler? Bu ülkenin bir sistemi, bir anayasası, kuralları ve kanunları var. Diyanet, tüm bu sınırların içinde, çoğu zaman elinden gelenin en iyisini yapmak için büyük bir özveriyle çalışıyor. Kimse inkâr edemez ki, Diyanet’in içinde bulunduğu şartlar, yasal engeller ve toplumsal hassasiyetler kolayca aşılacak meseleler değil. Tüm bu sınırlara rağmen, İslami çalışmaların devam etmesi ve topluma Kur’an ve sünnet ışığında mesajlar verilmeye devam edilmesi, gerçekten takdir edilmesi gereken bir başarıdır.
Bununla birlikte, dışarıdan gelen eleştirileri bir nebze anlamak mümkün; çünkü çoğu zaman maksatları ve niyetleri bellidir. Ancak içeriden, yani İslami hassasiyetleri yüksek olduğunu düşündüğümüz kişilerden Diyanet’in imkânlarını, sınırlarını ve fedakârlıklarını hiçe sayarak yapılan eleştiriler gerçekten can yakıcı. Oysa adil ve hakkaniyetli bir eleştiri, şartları ve mevcut imkânları hesaba katar; yapılan güzellikleri, topluma kattığı değerleri görmezden gelmez.
Elbette her kurumda olduğu gibi, Diyanet’te de zaman zaman eksiklikler, aksaklıklar olabilir. Çünkü insan unsurunun olduğu yerde hata ve kusur mutlaka olacaktır. Ama burada ölçüsüz eleştirilerden kaçınmak, insafı elden bırakmamak, hakka girmemek gerekir. Unutmamak lazım ki Diyanet, hâlâ dini bilgiye ve rehberliğe ulaşmanın en önemli adresidir. Diyanet’in yıpratılması, sadece bir kurumu değil, toplumsal manevi yapıyı da sarsar. Bugün Diyanet, sisteme rağmen pek çok İslami uygulamayı hayata geçirmekte; hatta karşıt çevreler bunu görüp rahatsız olurken, bizden bazılarının bu çabaları görmezden gelmesi gerçekten üzücüdür.
Sonuç olarak, ülkenin gerçeklerini ve sistemin sınırlarını görmeden Diyanet’e sürekli eleştiri yönelten Müslümanların hakka girdiklerini düşünüyorum ve bu tablo beni derinden üzüyor. Eleştiri elbette olmalı; fakat adaletli, yapıcı ve kardeşçe bir dille yapılmalı. Aksi halde kendi elimizle kendi değerlerimizi yıpratmış oluruz.
Taşkın Koçak
İSLAMİ HABER “MİRAT” -YOUTUBE-