islami haberdini haberortadoğu haberleriislam coğrafyası
DOLAR
45,1849
EURO
53,0440
ALTIN
6.714,35
BIST
14.443,52
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul
Az Bulutlu
16°C
İstanbul
16°C
Az Bulutlu
Cuma Hafif Yağmurlu
11°C
Cumartesi Çok Bulutlu
14°C
Pazar Hafif Yağmurlu
12°C
Pazartesi Hafif Yağmurlu
15°C

MÜSLÜMANLARLA İLİŞKİLERDE ALTI ÖNEMLİ İLKE

MÜSLÜMANLARLA İLİŞKİLERDE ALTI ÖNEMLİ İLKE
13/08/2025 09:00
A+
A-

1-Müslümanları kardeş bilmek

Kur’an müslümanları kardeş ilan ediyor. (Bkz: Hucurât 49/10)

Buna göre dünayanın neresinde yaşarsa yaşasın, hangi ülkenin vatandaşı veya hangi etnik kökenden (ırktan) olursa olsun; Kur’an’a göre bütün müslümanlar birbirlerinin dinde kardeşidir. Bundan dolayı birbirlerine karşı sorumlulukları vardır.

Bu âyeti çok sık duyarız. Ama sahadaki gerçek hiç de iç açıcı değil. Halbuki önemli olan bunu duymak, terennüm etmek ya da bilmek değil; gereğini yapmaktır.

Allah (cc) müslümanlara ‘kardeş’ diyorsa, onlara düşen hayatın her alanında diğer müslümanlara kardeşce davranmaktır. Kardeşliğe uymayacak davranışlardan uzak durmaktır.

İnsan hiç çok sevdiği karındaşına kötülük, eziyet, zulüm eder mi? Hiç onu incitir mi, hiç onun hoşlanmayacağı şeyleri yapar mı, hiç hakkına tecavüz eder mi?

 2-Müslümanları veli bilmek

Kur’an müslümanlar aynı zamanda birbirlerinin velisi olduklarını da söylüyor.

Mü’min erkeklerle mü’mine kadınlar da birbirlerinin velileridir. Onlar iyiliği tavsiye ederler, kötülükten alıkoymaya çalışırlar, namazı dosdoğru kılarlar, zekâtı verirler, Allah ve Rasûlüne itaat ederler…” (Tevbe 9/71. Bir benzeri: Enfal 8/72)

Yani birbirlerini Allah için seven, ilgilenen, yardımcı olan, görüp gözeten, kollayan, ortak düşmanlara karşı birbirlerinin müttefiki, hayırlı ve meşru işlerde destekçisidirler.

Hatırlamak gerekir ki velilik bağı kardeşlik bağından daha öte ve daha kuvvetlidir.

Müslüman velisi olduğu diğer kardeşine hainlik etmez, aleyhine çalışmaz, kötülüğünü istemez, ayağının altına sabun koymaz, ona karşı hasımlarına yardım etmez, onunla savaşıp onu asla öldüremez.

Elbette bu ölçüler kuvvetli imana sahip mü’minler içindir.

 3-Müslümanları bitâne (sırdaş) bilmek

“Ey iman edenler! Sizden olmayan kişileri sırdaş (bitâne) edinmeyin. Onlar sizi yoldan çıkarmak için ellerinden gelen hiçbir çabayı esirgemezler ve sizi sıkıntıda görmekten hoşlanırlar. Şiddetli öfke ağızlarından taşmaktadır; kalplerinde sakladıkları ise daha da kötüdür…” (Âli İmran 3/118)

Kur’ân’ın ilk muhatabı sahabeler olsa da aynı hüküm günümüz müslümanları için de geçerlidir. Hangi şekilde, şartta, pozisyonda, amaçta olursa olsun mü’minler; İslâma ve müsümanlara zarar veren kişi ve toplumlarla sırdaş, müttefik, kanka olmamalı. Bunları yeri ve zamanına göre müslümanlarla yapmalılar.

4-Müdâra yapmak (yani iyi geçinmek)

‘Mudâra’ sözlükte; yuvarlak kesilip su kovası yapılan deri demektir. Bu kovanın ağzı içine su koymaya uygun olur. Bu mana giderek işler (ameller), davranışlar hakkında da kullanılmış. Yani nasıl ki deri kova olarak elverişli hâle getirilirse, davranış da işin içinden çıkmaya elverişli duruma getirilir.

Buna göre ‘müdâra’; kavram olarak birisine karşı içindeki mesafeyi veya öfkeyi şerrinden korunmak, gelebilecek tehlikeyi savabilmek için saklayarak; yumuşak davranmak, güleryüz göstermek, iyi geçinmek anlamı kazanmış.

Müdâra tavrı tıpkı ‘takıyye ruhsatı’ gibidir. Dinin ve müslümanların faydasına, ya da dünyevî bir maslahat için başvurmak caizdir. Yalnız ölçü kaçırılmamalı, nasıl müdâra yapılacağı iyi ayarlanmalı, iş ‘müdâhane’ye, yani yağcılığa, yanar-dönerliğe, dalkavukluluğa varmamalı…

Müdâra, ötekilerle iyi geçinmedir, kavga etmemektir. Başkalarından gelebilecek zararları savabilme dikkatliliğidir,

Genelde ‘müdâra’ teşvik edilir, müdâhene kınanır. Müdâra, asla ikiyüzlülük ve yağcılık, karşıdakinin yanlışlarını kabul etmek, haksızlığı sineye çekmek, olduğundan çok farklı görünmek değildir.

Müdâra zamanımızda da yerine göre başvurulacak bir ruhsattır.

5-Samimi (ya da nasihat sahibi) olmak

Nasihat kelimesi bir kaç anlama geldiği hâlde Türkçe’de daha çok ‘öğüt’ anlamı öne çıkmıştır.

Rasûlüllah (sav) üç defa tekrar ederek; “Din nasihattır” dedi. Sahabeler; “Kime (yahut kim için)” diye sordular. O da; “Allah’a, Kitabına, Rasûlüne, müslümanların (meşru) idarecilerine ve bütün müslümanlara” dedi.” (Müslim, İman/95 no: 55. Ebû Dâvûd, Edeb/67 no: 4944. Darimî, Rikak/41 no: 2757. Buharî, İman/43. Nesâî, Bey’at/31)

Cerir b. Abdillah şöyle demiştir: “Rasûllah’a vardım ve sana İslâm üzere biat etmeye geldim dedim. O da benim ellerimi tuttu ve her müslüman için ‘nasihat’ sözü aldı. Ve sonra “her kim insanlara merhamet etmezse Allah da ona merhamet etmez” dedi.” (Ahmed b.Hanbel, 4/358, 360, 364, 365)

Peygamber’in Cerir’den aldığı söz Müslümanlara öğüt verme sözü değil, saflarına katıldığı müslümanlara karşı samimi olup, “ikiyüzlü (mürâi), ya da iki dinli anlamında münafıklık (nifak) içinde olmama sözüdür.

Bir hadiste müslümanın müslüman üzerinde hakları sayılırken bunların arasında gıyabında ona karşı samimiyeti elden bırakmamak olduğu söyleniyor. (Ahmed b. Hanbel, 1/89. 2/32. Nesâî, Cenâiz/52 no: 1940)

Ebu Umâme’nin rivâyet ettiğine göre Peygamber (sav) eşine karşı samimi olan kadınları da övmüştür. (İbni Mâce, Nikah/596 no: 1857)

Ma’kil b. Yesar (ra) Allah’ın Elçisi’nin (sav) şöyle dediğini nakletti: “Allah herhangi bir kulunu bir topluma idareci yapar da o idareci halkını samimiyetle kuşatmazsa Cennetin kokusunu bile duyamaz.” (Buhârî, Ahkâm/8 no: 7150)

Buna benzer hadislere nasihat/nush öğüt/tavziye manasında değil, samimiyet, ihlaslı olmak, bağlılık ve sadâkat gibi manalarda kullanılmış, ki nasihatın asıl anlamı da bunlardır.

-Müslümanlar için nasihat: Yani Din ve dünya işlerinde onlara yol göstermek, onların hakkını korumak, ayıplarını örtmek, yardımda bulunmak, ama özellikle onlara karşı dürüst ve samimi olmaktır.

6-Ayıpları örtmek

Kur’an müslümanlara şöyle emrediyor:

“… Birbirinizin kusurlarını araştırmayın…” (Hucurât 49/11)

Âyette “casus” kelimesi geçiyor. Yani birbirinizin aleyhine casusluk yapmayın. Zira casusluk olayında gizlenen bir şeyi, bir mahremi öğrenmeye çalışıp onun başkasına ulaştırma anlamı vardır.

Müslümanlara tavsiye edilen, din kardeşinin ayıbı yaymak değil; örtmek, gizlemek.

Herkesin ayıbı, başkasının duymasını istemediği sırları olabilir. Olgun müslşümana yakışan birinde gördüğü ayıpları, kusurları, eksikleri yaymak, dedikodusunu yapmak değil, gizlemektir. Böylece hem müslüman kardeşinin onurunu (şerefini) korumuş olur, hem de ayıpların toplum içinde yayılmasını önlemiş olur.

Zira bir günah ve ayıp toplum içinde ne kadar yaygınlaşırsa o kadar çok sıradanlaşır, normal görülmeye başlar.

Rasûlullah (s.a.v.) şöyle buyurdu: “Müslüman müslümanın kardeşidir, ona zulmetmez onu düşmana teslim etmez.

Müslüman kardeşinin ihtiyacını gideren kimsenin Allah’ta ihtiyacını giderir.

Kim bir müslümandan bir sıkıntıyı giderirse Allah’ta onun kıyâmet günündeki sıkıntılarından birini giderir.

Kim de bir müslümanın ayıp ve kusurunu örterse Allah da kıyâmet günü o kimsenin ayıp ve kusurunu örter.” (Müslim, Birr/58 no: 2580 (6578). Tirmizî, Birr/19 no: 1930. Bir benzeri: İbni Mâce, Mukaddime/17 no: 225. Müslim, Zikir/38 no: 2699 (6853). Ebû Dâvûd, Edeb/38 no: 4891)

Bunun tersi de var. “…Kim mü’minlerin kusurlarını araştırıp açıklarsa, Allah da onun açıklarını ortaya çıkarıverir…” (Ebû Dâvûd, Edeb/35 no: 4880. Tirmizî, Birr/86 no:2033)

Bu âyet ve hadislere rağmen müslümanların başkalarının ayıbını, kusurunu, günahını marifetmiş gibi başkalarına duyurmak İslâm edebi ile bağdaşmaz.

Bunu sözlü yapmakla yazılı yapmak, dedikodu ile yapmakla sosyal medya aracılığı yapmak arasında fark yoktur.

Unutmamak gerekiyor ki –eğer âhirete inanıyorsak- yaptıklarımızdan, sözlediklerimizden, yazdıklarımızdan da hesaba çekileceğiz.

Başkasını sözüyle, davranışıyla, yazısıyla haksız yere incitenler, hayr işlemiş olmazlar.

Nerede yaşıyorsak yaşayalım, müslüman isek, İslâmın bütün ilkeleri (ahkâmı, ahlâk hükümleri) her yerde geçerlidir.

Hüseyin K. Ece

İSLAMİ HABER “MİRAT”  -YOUTUBE- 

YAZARIN DİĞER YAZILARINA ULAŞMAK İÇİN BURAYA TIKLAYINIZ 

 

ETİKETLER: ÜSTMANŞET, yazarlar
Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.