
Yimibirinci yüzyılın ilk çeyreği, insanlık tarihinin en çalkantılı dönemlerinden biri olarak kayıtlara geçmektedir. Teknolojik gelişmelerin baş döndürücü hızla ilerlediği, yapay zekâ gibi araçların küresel güçlerin elinde birer hegemonya aracı haline geldiği bu çağda, insanî değerler giderek anlamını yitirmektedir. Küresel müesses nizam, kendi koyduğu etik ilkeleri dahi hiçe sayarak yeni bir dünya düzeni kurma çabası içindedir.
Günümüzde küresel şeytani güçler olarak nitelendirilen yapılar, yapay zekâ gibi ileri teknolojileri kullanarak dünya üzerindeki kontrolünü artırmaktadır. Bu güçler, mevcut düzeni bozmak ve kendi çıkarlarına hizmet eden yeni bir sistem kurmak adına, insan hakları ve adalet gibi evrensel değerleri göz ardı etmektedir. Bu durum, dünya genelinde bir “dünya ihtilâli”nin yaşandığını göstermektedir; tıpkı Fransız İhtilali gibi, ancak daha geniş kapsamlı ve daha derin etkilerle.
Yeni çağın eşiğinde, yalnızca bu sürecin gerektirdiği donanıma sahip bireyler ve toplumlar ayakta kalabilecektir. Geri kalanlar ise küresel düzensizliğin kurbanı olmaya mahkûmdur. Güçlünün hüküm sürdüğü, orman kanunlarının geçerli olduğu bu düzende; savaşlar, hastalıklar ve ekonomik krizler insanları telef etmeye devam etmektedir. Bu ortamda, üç kuruşluk menfaat uğruna ülke çıkarlarını hiçe sayan, devletin ve milletin geleceğini umursamayan kesimlerin varlığı, toplumsal çözülmeyi hızlandırmaktadır.
Türkiye özelinde, son yirmi yılda yaşanan siyasi gelişmeler bu küresel düzensizliğin yerel yansımalarını da gözler önüne sermektedir. Erdoğan iktidarının gerçekleştirdiği başarılı icraatlar, muhalefet tarafından sistematik biçimde itibarsızlaştırılmakta; yalan, iftira ve algı operasyonlarıyla kamuoyunun gözünde değersizleştirilmeye çalışılmaktadır. Bu durum, sadece siyasi rekabetin değil, aynı zamanda hak ve hakikat mücadelesinin de yozlaştığını göstermektedir.
İslam davası adına mücadele ettiğini düşünen bazı kesimlerin, ilmî siyaseti terk ederek duygusal tepkilerle hareket etmeleri, bu davaya zarar vermektedir. Hakikat savunuculuğu adı altında yapılan bilinçsiz çıkışlar, Müslümanların telef olmasına sebep olmakta; küresel düzene karşı verilecek mücadeleyi zayıflatmaktadır.
Bugün yaşananlar, yeni bir çağın başladığını ve bu çağda ayakta kalmanın ancak bilinçli, donanımlı ve değerlerine sadık bir duruşla mümkün olacağını göstermektedir. Küresel düzensizliğe karşı verilecek mücadelede, hak, hukuk ve adalet ilkelerinden sapmadan; siyasi bilinçle, toplumsal dayanışmayla ve ahlaki değerlerle hareket etmek elzemdir. Aksi takdirde, hem bireyler hem toplumlar bu yeni çağın kurbanı olmaktan kurtulamayacaktır.
Fehmi YAĞLI
İSLAMİ HABER “MİRAT” -YOUTUBE-
Değerli tespitleriniz için teşekkürler Fehmi Bey
Gayretlenirici mesajınız için bende Size teşekkür ederim. Selam eder selamet dilerim.