islami haberdini haberortadoğu haberleriislam coğrafyası
DOLAR
45,3990
EURO
53,3011
ALTIN
6.812,59
BIST
14.783,75
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul
Parçalı Bulutlu
25°C
İstanbul
25°C
Parçalı Bulutlu
Çarşamba Hafif Yağmurlu
22°C
Perşembe Parçalı Bulutlu
18°C
Cuma Parçalı Bulutlu
20°C
Cumartesi Az Bulutlu
23°C

DERİN AMERİKA’NIN ŞİFRELERİ!

DERİN AMERİKA’NIN ŞİFRELERİ!

‘‘DERİN AMERİKA’NIN ŞİFRELERİ!’’

Dünya üzerindeki devletlerin çok büyük çoğunluğu -Türkiye, Almanya, Fransa, Japonya, İran gibi – milli/ulus-devlet modeli üzerine kurulmuştur. Bu modelin temelinde ortak dil, kültür, tarih, din ve kimlik bulunur. Milli-devlet yalnızca bir yönetim aygıtı değil; milletin hafızasını, iradesini ve bekasını temsil eden bir milli! yapıdır.

Halk, devleti kendi geçmişiyle, kimliğiyle ve kaderiyle özdeşleştirir. Bu nedenle devlet kutsallaşır; liderler gelip geçse de, halkın güven duyduğu ve aidiyet hissettiği devlet yapısı kalıcıdır. Milli-devletin temel amacı yalnızca yönetmek değil; birlik, bütünlük ve istikrarı sağlamaktır.

Bu anlayışa göre egemenlik, yalnızca bir siyasi yetki değil; kültürel, ekonomik ve zihinsel bağımsızlıkla da pekişen çok katmanlı bir irade bütünlüğüdür.

‘‘Küresel Sermaye ve Milli-Ulus Devletlerin Egemenlik Mücadelesi!’’

‘‘ABD: Şirketler İmparatorluğu!, Sermayenin Devleti!’’

ABD, klasik Milli-Ulus devlet anlayışının tam karşısında, şirket temelli bir yapıdır. Çok farklı etnik, dini ve kültürel farklılıklarla şekillenen, toplumu bir arada tutan birleştirici unsur ne tarihsel kimliktir ne de kültürel bütünlük; bir arada tutan asıl güç sermaye şirketler imparatorluğunun çıkar birlikteliğidir. Bu sistemde Amerikan devleti, halkın değil; çok uluslu küresel şirketlerin küresel sermaye gruplarının çıkarlarını temsil eder.

Başkanlar adeta büyük bir şirketin CEO’su gibi hareket eder; Örneğin bir başkanın Boeing ya da uçak ya da silah… satışı, aslında bir CEO’nun ürün pazarlama faaliyetidir. Karar süreçlerini ise büyük çoğunluğu Siyonist Yahudi olan özellikle silah!!!, enerji, medya ve teknoloji devleri belirler. Seçimler, bu sistemin vitrinidir; gerçek iktidar çok uluslu şirketler ve finans kartellerindedir. Sistemin İşleyişi ve Kültürel Kuşatma ABD’de devlet yapısı, sermaye gruplarının çıkarlarına göre şekillenmiştir.

Zira adeta bir tiyatro! olan  sözde! seçimlerle!, Bush gider, Obama gelir, Biden gider Trump gelir değişen hiçbir şey olmaz! Karar alma süreçleri büyük çoğunluğu Siyonist Yahudi Lockheed Martin, Raytheon, ExxonMobil, Google, Amazon gibi şirketler yalnızca Amerikan iç siyasetini değil; küresel politikaları da etkiler.

Bu yapı sadece ekonomik değil; aynı zamanda ideolojik ve kültürel bir hegemonya sistemidir. Rothschild, Rockefeller, Warburg gibi sermaye hanedanları bu yapının ana omurgasını oluşturur. Medya, teknoloji, eğitim ve kültür alanlarında küresel propaganda sistematik olarak işlenir.

ABD’de kurumsallaşmış olan bu yapı, küresel ölçekte diğer ülkelere de yayılmaktadır. Milli-devletlerin stratejik alanlarda bağımsız adımlar atması durumunda, karşılarına yalnızca devletler değil; şirketler, uluslararası medya, finans kurumları ve yerli işbirlikçilerden oluşan birleşik bir cephe çıkar.

Medya, sinema ve eğitim sistemleri tamamıyla küresel vizyonun taşıyıcılarına dönüştürülür. Netflix, Hollywood ve benzeri platformlar, genç nesillerin değer dünyasını ifsad araçlar olarak kullanılmaktadır. Algı yönetimi, kültürel bağımlılığı besleyerek zihinsel işgalin bir parçası haline gelir.

Bu kuşatma, görünüşte “kültürel çeşitlilik”, “özgürlük”, “modernleşme” gibi kavramlarla sunulsa da, arka planda Milli-devlet kimliğini yok etmeye ve sermaye merkezli yeni bir dünya düzenini tesis etmeye yöneliktir.

Diğer taraftan ABD deki bu küresel derin yapılanmanın tek meşruiyetleri olan seçimlerde, zoraki, türlü desiselerle sandık başına götürdükleri insan sayısı hiçbir zaman % 45 % 55i geçmemektedir.

SONUÇ olarak gelinen nokta itibariyle tek kutuplu ABD’ deki bu derin yapılanmayı bilmeden, anlamadan, Gazze- Ortadoğu mezalimini, Ukrayna-Rusya savaşını, ya da dünyanın dört bir tarafında olup biteni anlamak anlamlandırmak mümkün değildir.

‘‘Türkiye: Çok Cepheli Kuşatma Altında Çok Yönlü Direniş!’’

Türkiye, bu küresel kuşatmanın tam merkezinde yer almaktadır. Jeopolitik konumu, tarihi mirası, enerji kaynakları ve kültürel potansiyeli nedeniyle, küresel sermayenin hem hedefi hem de direniş odağıdır. Türkiye’ye yönelen baskılar yalnızca dışsal değil; içerideki söz konusu bu küresel kötülüğün medya, finans, akademi ve kültür alanlarındaki uzantılarıyla yürütülmektedir.

‘‘Türkiye Savunma Sanayi: Egemenliğin Sahadaki Manifestosu’’

Türkiye’nin son yıllarda Cumhurbaşkanımız Sn Recep Tayyip Erdoğan liderliğinde  attığı adımlar -İHA, SİHA, Bayraktar TB2, SİPER, TCG Anadolu, KAAN gibi projeler – sadece askeri hamleler değil, stratejik bağımsızlık hedeflerinin bir yansımasıdır. Türkiye, artık sadece pazar değil, üretici bir güç olarak küresel sistemde yer almaktadır.

Bu gelişmeler, Türkiye’yi ekonomik ve siyasi anlamda baskı altına almak isteyen çevreleri rahatsız etmiş; içeride ve dışarıda çeşitli operasyonlara zemin hazırlamıştır. 

‘‘Türkiye Enerji Politikaları: Ekonomik Bağımsızlık Cephesi!’’

Enerji, küresel sermayenin en kritik kontrol araçlarından biridir. Türkiye’nin Karadeniz’de doğal gaz keşfi, Doğu Akdeniz’deki hak arayışları, nükleer enerji yatırımları gibi adımlar; küresel enerji şirketleri ve onların destekçileriyle doğrudan çatışma alanları oluşturmuştur.

Bu adımlar, Exxon Mobil, BP gibi devlerle yaşanan gerilimlerin temelinde yer alır. Bu çatışma yalnızca enerjiye değil, egemenliğe dair bir mücadeledir.

‘‘Kültürel Kuşatma: Zihinlerin Hedef Alınması!’’

Medya, eğitim ve kültür alanları, milli-devletlerin bağımsızlığı için en az savunma sanayii kadar önemlidir. Küresel medya organları Türkiye’yi sistematik biçimde hedef almakta, iç siyaseti ve toplumsal yapıyı etkilemeye çalışmaktadır. Bu kuşatma, sadece dışarıdan değil; küresel kötülüğün içerideki medya yapıları, işbirlikçileri, akademik çevreler ve kültürel platformlar aracılığıyla da sürdürülmektedir.

Gerçek bağımsızlık, kültürel ve zihinsel özgürlükle mümkündür. Bu nedenle, medya, eğitim, kültürel üretim alanlarında da direniş gereklidir.

‘‘Türkiye’nin Direnci, Çok Kutuplu Dünyada Yükselişi!’’

Tüm bu kuşatmalara rağmen Türkiye, tarihsel birikimi, kadim, köklü devlet geleneği ve toplumsal direnciyle güçlü bir karşı duruş sergilemektedir. Çünkü bu topraklar yalnızca bir coğrafya değil; medeniyet, kültür ve direnişin merkezidir.

Türkiye: Tarihi ve kültürel mirası, jeopolitik konumu, genç ve dinamik nüfusu, zengin yeraltı ve yerüstü kaynakları, yerli, milli savunma sanayi, güçlü devlet geleneğiyle sadece savunma yapan değil, oyun kuran bir aktör konumuna yükselmektedir.

Evet zorluklar büyük olabilir; ancak Türkiye’nin potansiyeli daha büyüktür! Bu millet tarih boyunca işgallerden, krizlerden hep güçlenerek çıkmış; her seferinde yeniden dirilmiştir.

 “Ve Gelecek; geçmişin mirasını omuzlayan, üretimi vizyonuna katan, bağımsızlığı pusula edinen ve istikbali milli iradeyle inşa eden ‘Yeni Türkiye Yüzyılı’nın kararlı yürüyüşüyle yükselecektir.”

 

YAZARIMIZ ”EROL KAVUNCU’NUN”, DİĞER YAZILARINA ULAŞMAK İÇİN BURAYA TIKLAYINIZ 

İslami Haber ”MİRAT” – YouTube

 

 

Yorumlar
  1. Elmas dedi ki:

    Başka söze gerek yok tablo ortada gerçekler ayan… kaleminize, elinize emeğinize sağlık…