
Telefon ekranlarının ışığı geceye karışıyor, bildirim sesleri susmuyor. Modern insan, zamanı yetiştirme telaşıyla en temel ihtiyacını; uykuyu ihmal ediyor.
Oysa uyku, sadece bir “dinlenme” değil, bedenin ve ruhun kendini onarma süreci. Dünya Sağlık Örgütü’ne göre yetişkinlerin her gece ortalama 7–8 saat uyuması gerekiyor. Ancak yapılan araştırmalar, şehirlerde yaşayan insanların büyük kısmının bu sürenin altında kaldığını gösteriyor.

Sağlıklı bir uyku, düzenli saatlerde, karanlık ve sessiz bir ortamda, elektronik cihazlardan uzak bir şekilde gerçekleşmeli.
Uzmanlar, uyumadan önce parlak ekranlara bakmanın melatonin hormonunu baskıladığını ve uykuya dalmayı zorlaştırdığını belirtiyor.
Ayrıca yatmadan 2–3 saat önce ağır yemeklerden, kafeinden ve yoğun egzersizden kaçınmak da kaliteli uyku için önemli.
Uyku bozuklukları sadece yorgunluk değil; dikkat dağınıklığı, depresyon ve kalp hastalıklarına kadar birçok soruna yol açabiliyor.
En yaygın problemlerden bazıları:
İnsomni (uykusuzluk): Uykuya dalamama veya sık sık uyanma.
🔹 Çözüm: Düzenli uyku saati belirlemek, ekran süresini azaltmak, meditasyon veya hafif egzersiz yapmak.
Huzursuz bacak sendromu: Uyumadan önce bacaklarda istemsiz hareket etme isteği.
🔹 Çözüm: Magnezyum takviyesi, düzenli yürüyüş, kafeini azaltmak.
Uyku apnesi: Uyku sırasında nefesin durmasıyla karakterize ciddi bir rahatsızlık.

Uyku apnesi, uyku sırasında nefesin tekrarlayan şekilde kesilmesiyle ortaya çıkan bir solunum bozukluğudur.
Kişi gece boyunca defalarca uyanır, sabah dinlenmemiş hisseder.
Belirtileri arasında yüksek sesle horlama, gündüz aşırı yorgunluk, baş ağrısı sayılabilir.
Tedavisinde kilo kontrolü, pozisyonel uyku, CPAP cihazları ve gerekirse cerrahi müdahale kullanılabiliyor.
Kur’an-ı Kerim’de Rabbimiz şöyle buyurur:
“Geceyi sizin için dinlenme (istirahat) vakti kıldık.” (Nebe Suresi, 9. Ayet)
İslam’da uyku, sadece bedenin değil, ruhun da huzur bulduğu bir an olarak görülür.
Hz. Peygamber (s.a.v.), yatmadan önce abdest almayı, sağ yanına yatmayı, “Ayetel Kürsi” okumayı tavsiye etmiştir.
Bu sünnetler, hem bedensel hem de ruhsal bir hazırlık anlamına gelir.

Bugün uykusuzluk, sadece bir sağlık problemi değil, bir çağın hastalığı.
İnsan, bedeni dinlenmeden çok önce ruhunu yordu.
Uyku, bir kaçış değil, yaratılışın gereği bir teslimiyet.
Belki de asıl ihtiyaç, biraz sessizlik… biraz karanlık… ve biraz tevekkül.
İSLAMİ HABER “MİRAT”