islami haberdini haberortadoğu haberleriislam coğrafyası
DOLAR
45,0522
EURO
52,7141
ALTIN
6.711,05
BIST
14.594,01
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul
Açık
17°C
İstanbul
17°C
Açık
Çarşamba Parçalı Bulutlu
19°C
Perşembe Hafif Yağmurlu
16°C
Cuma Yağmurlu
12°C
Cumartesi Hafif Yağmurlu
14°C

Eğitim Bir Kitle Silahıdır

Eğitim Bir Kitle Silahıdır
11/12/2025 10:22
A+
A-

Eğitim Bir Kitle Silahıdır

Değerli bir hocamızın WhatsApp paylaşımına denk geldim; paylaştığı Amerikalı bir eğitimcinin “Eğitim Bir Kitle Silahıdır” isimli kitabının başlığı dikkatimi çekti ve başlıktaki bu vurucu ifade, yazının ele aldığı temel sorunu özetliyordu. Kısa bir araştırma sonucu, yazarın modern eğitim sisteminin insanları düşünmekten uzaklaştırdığını ve onları tek tip fertler hâline getirmeye çalıştığını gördüm. Günümüzün egemen eğitim anlayışları, çoğu ülkede fertleri bu amaç doğrultusunda şekillendiriyor. Eğitim, insanı her konuda iyi yönden geliştiren bir şey olmalı; fakat bazen insanı daraltan, kalıba sokan ve eksik kılan bir sürece de dönüşebiliyor. Aslında benzeri fikir ve düşünceler uzun süredir benim zihnimde yer alıyor; yıllardır bu konuyu çeşitli ortamlarda zaman zaman gündeme getiriyor, tartışıyor ve gözlemliyordum.

Bir süredir Mekke’de bulunuyorum; yakın zamanda burada görevli olarak bulunan Diyanet’ten bir hocamızla bu konuyu konuşma fırsatı buldum. Hem Milli Eğitim hem de Diyanet’in güçlü ve devasa kurumlar olduğunu, kadro ve bütçe açısından büyük kaynaklara sahip olduklarını ifade ettim. Buna rağmen, eğitim ve terbiyede fertlerin hem insani hem imani erdemlere ulaşma noktasında istenilen seviyeye çok uzak olduğunu belirttim; hocamız da bu durumu teyit etti.

Ülkemizde bir dönem öğretmenlik yaptım; eğitim sürecini yakından gözleme ve deneyimleme fırsatı bulmuş biri olarak söylüyorum: Mevcut eğitim sistemi, kişiyi sınırlandıran, kalıba sokan ve özünden, yani yaratılış amacından uzaklaştıran bir yapıya sahip. Sorgulamayan, korkan, özgür düşünemeyen fertler veya özgürlük adına her sınırı ortadan kaldıran kişiler… Allah’ın insana gönderdiği ölçülerden ve öğretilerden kopuk bir eğitim, insanı bu noktaya taşıyabiliyor. Hepimiz bunu hem ülkemizde hem de dünyada hayatın içinde canlı örnekleriyle görebiliyoruz.

Diğer önemli husus ise, eğitim sistemi ne kadar güçlü ve güzel olursa olsun, onu sahada uygulayanların niteliği ve bilinç seviyesi son derece önemlidir. Türkiye’de Milli Eğitim’de yaklaşık 80.000, Diyanet’te ise imamlar, müezzinler, Kur’an kursu öğreticileri ve hocalar dahil 150.000 civarında personel görev yapmaktadır. Bu büyük bir güçtür; ancak sistemin seküler ve kalıplaşmış uygulamalarından kaynaklanan yapısal sorunlar nedeniyle, sahadaki güçlü insan kaynağına rağmen beklenen düzeyde ahlaki ve insani gelişim sağlanamayabiliyor. Bu yüzden hem eğitim sistemi hem de sahada görev yapanlar aynı anda ele alınmalı ve istenilen keyfiyete ulaşması için geliştirilmelidir.

Mekke’de karşılaştığım bazı insanlar, resmi eğitim kalıplarının dışına çıkarak daha özgün, meraklı ve araştırmacı kişilerdi. Bu kişilerde gördüğüm iman daha samimi, ahlak daha derli toplu. Demek ki özgür düşünce ile sağlam iman birbirini besliyor.

Eğitim anlayışımız sadece notları yükselten bir süreç olmamalı; eğitimde uğraşan ve içinde olan herkesi olumlu yönden geliştiren bir şeye dönüşmeli. Bilgili kişi yetiştirmek başka, bilinçli kişi yetiştirmek bambaşka.

Bütün bu değerlendirmelerden sonra şunu açıkça söyleyebilirim: Eğer bir insanın gerçekten gelişmesi, hem insani hem imani kemale ulaşması isteniyorsa, eğitim sürecinin mutlaka vahyin ölçülerini dikkate alması gerekir. Vahyin ölçüleri en güzel biçimde Nebevi metotla, Peygamber Efendimiz’in ve sahabenin uygulamalarıyla hayat bulmuştur; dolayısıyla eğitim planları bu ölçüler göz önünde bulundurularak sahada uygulanmalı ve şekillendirilmelidir. Çünkü vahyiden bağımsız ve fıtrattan kopuk, yalnızca seküler hedeflere odaklanan bir eğitim ne fertleri mutlu eder ne de toplumu ihya eder.

Amacımız insanı gerçekten yetiştirmek, bilinçli ve fıtrata uygun fertler, insani kâmil yetiştirmek olmalıdır; bu nedenle kalıplara sıkışmış, vahiyden ve Nebevi uygulamadan uzak, seküler hedefli bir eğitim asla kabul edilemez. Eğitimde yapılacak her adım, vahyin ölçüleri ve Nebevi metot ışığında olmalı, insanlığı yozlaştıracak yaklaşımlardan uzak durulmalıdır.

Mevcut eğitim sistemini tamamen kötülemiyorum; bir şeyi toptan reddetmek veya toptan kabul etmek doğru bir anlayış değildir. Ancak, geçmişteki laik, Kemalist ve seküler uygulamaları ve kalıpları kabul etmiyoruz. Bununla birlikte son yıllarda, iyi niyetle atılan küçük adımlar sayesinde, insanın özü, fıtratı ve vahyin ölçülerine uygun bir müfredat oluşturulmaya çalışıldığını gözlemliyorum. Bu adımlar, bilinçli ve iyi niyetli yöneticiler ve öğretmenler sayesinde sahada hayata geçirilmektedir. Ama bunun köklü ve bütüncül bir şekilde bütün eğitim sistemine uygulanması gerekiyor. Evet, bu kolay değildir; zaman ve sabır gerektirir; ancak hiç vakit kaybetmeden bir an önce başlanmalıdır.

Bu yazının amacı, bu mühim soruyu/sorunu kendimize, eğitimle ilgilenen herkese ve söz sahibi olanlara hatırlatmaktır. Rabbim bizlere hem zihnen hem kalben özgürlük, hem doğru bilgi, hem de hikmet ve istikamet nasip etsin.

Mustafa Güven
10 Rebiülevvel 1447 / 10 Aralık 2025

İslami Haber ”MİRAT” – YouTube

 

Yorumlar
  1. Harun Güven dedi ki:

    Allah sizden razı olsun değerli hocom gerçekten acı ama gerçekleri söylüyorsunuz. Bu zamanda gerçekleri söyleyen kalmadı.