
Hamas, 1987 yılında Filistin halkının Birinci İntifada ile ayağa kalktığı bir dönemde ortaya çıktı. Kuruluşu, yalnızca yeni bir örgütün sahneye çıkışı değil; yıllardır işgal altında yaşayan bir halkın, temsil edilemeyen öfkesinin ve bastırılan iradesinin siyasal bir forma bürünmesi olarak görüldü. Bu yönüyle Hamas, Filistin meselesinde süregelen tıkanmışlığa karşı geliştirilen alternatif bir hat olarak doğdu.
İlk yıllarından itibaren Hamas, Filistin davasını yalnızca diplomatik masalara havale etmeyen, sahadaki gerçekliğe yaslanan bir yaklaşımı benimsedi. Halkla iç içe olma iddiası, kuruluş felsefesinin temel taşlarından biri oldu.
Hamas, zamanla yalnızca askeri yönüyle değil; sosyal, siyasal ve toplumsal faaliyetleriyle de Filistin sahasında etkili bir aktör hâline geldi. Gazze başta olmak üzere birçok bölgede eğitim, yardım ve yerel örgütlenme faaliyetleriyle toplumsal karşılık üretmeye çalıştı.
Bu yönüyle Hamas, Filistin meselesini soyut bir slogan düzeyinde tutmaktan ziyade, günlük hayatın içine taşıyan bir yapı olarak konumlandı. Destekçileri açısından bu durum, örgütün Filistin halkıyla bağını diri tutan en önemli unsurlardan biri olarak görülüyor.
Hamas’ın 38 yıllık geçmişi, yoğun askerî operasyonlar, lider kadrolarına yönelik suikastlar, ambargolar ve uluslararası izolasyonla şekillendi. Buna rağmen örgüt, defalarca “tasfiye edildiği” ya da “bitirildiği” yönündeki iddialara karşın varlığını sürdürdü.
Bu süreklilik, Hamas açısından yalnızca örgütsel bir başarı olarak değil; Filistin meselesinin çözümsüzlüğünün ve sahadaki gerçekliğin bir yansıması olarak okunuyor. Hamas, kendisini ortadan kaldırmaya yönelik her girişimin ardından yeniden ortaya çıkarak, Filistin sorununda göz ardı edilemeyecek bir siyasi ve toplumsal gerçeklik olduğunu gösterdi.
Hamas’ın kimliğini belirleyen temel unsurlardan biri, İsrail’e ve Siyonist ideolojiye karşı benimsediği net ve sert tutum oldu. Örgüt, Filistin toprakları, Kudüs’ün statüsü ve mültecilerin dönüş hakkı gibi başlıklarda geri adım atmayan bir çizgi izledi.
Bu duruş, Hamas’ı destekleyen çevrelerce “dik duruş” ve “ilkesel tutarlılık” olarak tanımlanıyor. Uzlaşma süreçlerinin Filistin lehine somut bir sonuç üretmediği kanaati, bu tavrın ideolojik zeminini güçlendirdi.
Hamas’ın 38. kuruluş yıldönümü, Filistin davasında geçen on yılların muhasebesini yapmak için de bir vesile sunuyor. Hamas, bu süre boyunca yalnızca bir örgüt olarak değil; Filistin meselesinin sertleştiği, çözümsüzleştiği ve derinleştiği her dönemde yeniden şekillenen bir aktör olarak varlığını korudu.
Bugün gelinen noktada Hamas, Filistin sahasında görmezden gelinemeyen bir gerçeklik olarak duruyor. Destekçileri için bu durum, baskılara rağmen sürdürülen bir direnişin ve ısrarın ifadesi; karşıtları için ise çözümü zorlaştıran bir unsur olarak görülüyor. Ancak değişmeyen bir gerçek var: Hamas, 38 yıldır Filistin meselesinin merkezinde yer almaya devam ediyor.
İSLAMİ HABER “MİRAT”