islami haberdini haberortadoğu haberleriislam coğrafyası
DOLAR
45,4002
EURO
53,3613
ALTIN
6.853,66
BIST
14.973,19
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul
Az Bulutlu
25°C
İstanbul
25°C
Az Bulutlu
Çarşamba Parçalı Bulutlu
23°C
Perşembe Az Bulutlu
18°C
Cuma Az Bulutlu
20°C
Cumartesi Az Bulutlu
23°C

DOST UFKUNDA GÖNÜL FERAHLIĞI

DOST UFKUNDA GÖNÜL FERAHLIĞI
21/12/2025 02:00
A+
A-
DOST UFKUNDA GÖNÜL FERAHLIĞI

Dost kimdir, dostluk nedir, nasıl dost seçelim ?..Neden günümüzde en yakın arkadaşımız bilgisayarımız oldu? Dost ihtiyacımızı neden yüz yüze değil de, yapay bir yolla, dijitalkanallarla karşılıyoruz? Dostsuz yaşamak mümkün mü?.. bu  sorularımızın cevaplarını,  başta kültürümüz olmak üzere çeşitli kaynaklardan edindiğimiz bilgiler ışığında bulmaya çalışalım. Dostluğa Yahya Kemal Beyatlı’nın şiirinden bir kesitle  yaklaşalım:

UFUKLAR 

Ruh ufuksuz yaşamaz.

Dağlar ufkunda mehâbet

Ova ufkunda huzur,

Deniz ufkunda teselli duyulur

Yalnız onlarda avutur ruhu saatlerce, fakat

Bir zaman sonra derinden duyulur yalnızlık

Rûh arar kendine bir rûh ufku.

​Manevî ufku çok engin ulu peygamberler

​Bahsin üstündedir onlar- lâkin

Hayli mes’ud idiler dünyada;

Yaşıyorlardı havârileri, ashâbıyle;

Ne ufuklar! Ne güzel rûh imiş onlar! Yârab!”

Yahya Kemal “Ruh ufuksuz yaşamaz” derken ne kastetmiş olabilir? Cevap gene kendisinde “…ruh ezelî lezzetini” arıyor, yani ruh, beden kafesine girmeden önceki halini, sonsuzluk ve mekânsızlık iklimini hatırlatan her şeyle özlemini gidermek istiyor. Büyüklük ve ululuğun sembolü dağlar, geniş ovalar, denizin sonsuza uzanan, bitmeyecek hissi veren ufku, hepsi… ruha ezel yurdunu hatırlatıyor. Ruh bir süre dinginliğini dağın, denizin ovanın temaşasında bulsa da bu teselli uzun sürmüyor, yalnızlığını derinden hissediyor . Bu sefer “Ruh  arar kendine bir ruh ufku.” diyor.

Dost, ruhumuzun birlikte zaman geçirmekten zevk aldığı kişidir. Sevilen, güvenilen, yakınlık duyduğumuz, gönüldaşımız sırdaşımız olan kişidir. Kubbealtı Lugatı’nda ise dost : “Birini riyâsız ve samîmî duygularla seven, her bakımdan kendisine güvenilir olan kimse, enis” olarak tanımlanmıştır.

Tekrar şiirimize dönersek dostluğun en güzel örneklerine şahit oluruz:” Manevî ufku çok engin ulu peygamberler” ashapları ve havarileriyle hayli mesud yaşıyorlardı dünyada bile. Peygamberlere tâbi olanlar, maneviyatın lezzetinden doyasıya nasipleniyorlardı. Burada verici olan taraf peygamberler gibi görünse de esasında Hak’tan aldığını halka dağıttığı için peygamberler de dostluğun doyumsuz mutluluğunu hissediyor  olmalılar.

Günümüz koşullarında manevîyâtı cazibe merkezi olacak kadar gelişmiş kişilere pek rastlamıyoruz. Karşılıklı anlayış, güven, saygı, samimiyet gibi bağlılık ilişkisi üzerine kurulmuş dostluklara sık olmasa da rastlayabiliyoruz. Daha çok fedakârlık ve sadakat gerektirmeyen, çıkar ilişkisine dayanan dostluklarla karşılaşıyoruz.

Felsefî açıdan gerçek dostluk kavramı, aklın, erdemin ve içsel uyumun bir sonucu olarak kendini belli eder. Platon,dostluğu ruhların uyumu olarak tanımlar. Ona göre dostluk, insanın kendisini tanıma ve geliştirme sürecinde, duygusal gelişiminde önemlidir. “Üzüm üzüme baka baka kararır”:dostlar da birbirlerinin huyundan, suyun etkilenir.Peygamberimiz “Kişi dostunun dini üzeredir. Öyleyse her biriniz kiminle dostluk kuracağına dikkat etsin.” buyurmuşlardır.

​Son yıllarda yapılan bilimsel araştırmalar, “zihin kuramı” ve “ayna nöronlar”la ilgili edinilen bilgiler, bizlere insanın sosyal etkileşimle ve taklit yoluyla öğrenmesinin nasıl gerçekleştiğine açıklık getiriyor.1978’de Premack ve Woodruff’un ortaya koyduğu zihin kuramı, başkalarının duygu, düşünce, niyet, istek gibi zihinsel durumlarından anlam çıkarma, bu bilgiyi kullanabilme, nasıl davranacaklarını sezebilme ve bir sonraki adımlarını tahmin edebilme becerisi olarak tanımlanıyor. Sosyal çevremizde bulunan kişilerin bilişsel açıdan gelişmiş olması bizim de gelişimimizi etkiliyor.Yazar Jim Rohn : “İnsan, en çok vakit geçirdiği beş kişinin ortalamasıdır.” diyor, vaktimizi neye, kime  veriyorsak kişiliğimiz  de o yönde oluşuyor.

Ayna nöronların (sinirler) varlığı ise 1990’larda yapılan çalışmalar sonucunda bulunmuş. Ayna nöronlar, bir eylemi yaparken ya da başkasını izlerken aktive olur. Empati ve anlayış, taklit yoluyla öğrenme ve yeni beceriler kazanma gibi sosyal etkileşimimizi sağlayan birçok işlev ayna nöronlarla gerçekleşiyor. Ayna nöronların varlığı, bize her insanın, beyninde fizyolojik bir bozukluk yoksa empati yeteneği taşıdığını, başkalarının duygu ve düşüncelerinden etkilendiğini gösteriyor.

​ Son yıllarda bilimin bizi getirdiği noktada görüyoruz ki yakın çevremizdeki kişiler kaçınılmaz olarak bizim duygu ve düşünce dünyamızı, davranışlarımızı etkiliyor. Bu bakımdan Rabbimiz “ …sadıklarla beraber olun.”(Tevbe 119)   buyurmuştur. Yani özü sözü bir, gerçek dostlarınız olsun demek istemiştir. Birçok âyet-i kerimede ise cahillerden uzak durmak, cahilce davranmamak emri vardır: “Rasûlüm! Sen yine de af yolunu tut, iyiliği emret, ve cahillerden yüz çevir.”diye ifade buyurmuştur yüce Yaradan’ımız.

Ayetlerden de anlaşılacağı gibi herkesle iyi geçinme, dostça davranma gibi sosyal ilişkilerde huzur ve barışın tesis edilmesi hedeflenirken niçin cahillerden uzaklaşılması isteniyor? “Cahil kimdir?” sorusunu akla getiriyor. Cahil, sadece bilgisizliği karşılayan bir kelime değildir. Çünkü Ebu’lHakem hikmetin babası olarak anılırken kibirli inatçılığı sebebiyle Ebu Cehil olmuştur. Kişi bilmediği bir konunun cahili olabilir, fakat eksiğinin farkındaysa o zaman cahil sayılmaz; “Kişi hatasın bilmek gibi irfan olmaz.” sözü uyarınca “âriftir”

Medeni bir insana yakışan davranışları, bilmeyen, bilse de uygulayamayan kişilerin Kur’an’da cahil olarak nitelendirildiklerini söyleyebiliriz. Öfke, şiddet, saldırganlık,gurur, kibir, serserilik, bozgunculuk, geçimsizlik ve şiddetten yana olma…  gibi ahlâkî kötülükleri üzerinde taşıyan kimse cahildir. “İslam’dan önceki dönemin temel ahlâkî karakteri olan insanın gücüyle böbürlenmesi, kendine güvenmesi, otorite tanımaması, keskin bir şeref duygusu vb. hususlar cehl kavramı içinde mütalaa edilen huylardır” (Izutsu, Kur’ân’daAllah ve İnsan, s. 204)

Biraz da kültürel kabullerimizde dostlukla ilgili özdeyişlerimiz ve atalarımızın sözlerinden mana devşirelim:

“Cahilin dostluğundan ârifin düşmanlığı yeğdir” denir. Cahilin dostluğu insanın gelişimine arifin düşmanlığı kadar fayda sağlamaz. Arifin muhalefeti bile en azından tedbir almaya olgunlaşmaya yönelik birtakım faaliyetlerde bulunmayı gerektirir. Cahilin niyeti iyi görünse de iletişimi güçtür.

“Dost acı söyler, düşman tatlı” dense de dost, sözünü acıtmadan söyler, çünkü dostunu incitmek istemez. Dostun sırrı gizli tutulur, iyi günde, kötü günde yanında durulur. Kara günde yanında durmak kolay, esas mutlu günde kıskanmadan yanında durmaktır. Dost, güven veren, yargılamadan dinleyen,destek olan sizi siz olduğunuz için seven kişidir. Bu yüzden dost bulmak kolay değildir. Bir ömür dost arayabilir, “Bir dost bulamadım gün akşam oldu “diyebilirsiniz. Bir zaman gelir, dost sandıklarınızın kazığını da yiyebilirsiniz. Ancak gerçek olan şu ki: “Kusursuz dost arayan dostsuz kalır.”

Günümüz insanı, sadece gençler değil, yetişkinler de dijital ortamların sanal dünyasını dost edinmişlerdir. Hatta dertlerini yapay zekaya anlatıp psikolojik destek isteyenler de vardır. Bilinci olmayan mekanik bir zihin, birtakım teknik bilgilerle yol gösterse de insanın bilinçli bir zihin tarafından anlaşılmak ihtiyacını ne derece karşılayabilir?  Psikologlar da danışanlarına hangi teknik uyguladıklarından ziyade, güven veren yakınlıklarının şifalandırıcı etkisi olduğunu söylemektedirler

Her insan kendisini anlayan, hislerine tercüman olan bir dosta ihtiyaç duyar. Kendisiyle barışık biri bile olsa her daim kendisiyle kalmaya katlanamaz. Yahya Kemal’in dediği gibi:

​“Yaşayan her fâni / Yaşayan rûh özler, / her sıkıldıkça arar, / Dar hayâtında ya dost ufku, ya cânan ufku.”  Fâni dünyanın darlığında gönlü genişleten “dost ufku”dur. Bu ufuk bulunduğunda insanın içi ferahlar, sonsuza duyduğu özlem yatışır.

AYŞEGÜL ÜNAL

YAZARIMIZIN DİĞER YAZILARINI OKUMAK İÇİN LÜTFEN BU LİNKİ ZİYARETE EDİNİZ

İSLAMİ HABER “MİRAT”

MİRATYOUTUBE

 

ETİKETLER: DOST, ÜSTMANŞET, yazarlar
Yorumlar
  1. Sibel Yıldırım dedi ki:

    Dost insanın her zaman yanında destek olan kimsedir bu konuyu çok güzel işlemiş siniz Ayşegül hanım Rabb’im bize kendini hatırlatan gerçek dostlar nasip eylesin kaleminize yüreğinize sağlık selamlar.

    1. Tevfik KÖK dedi ki:

      O söylüyorsa doğrudur diyebileceğin dostlarının bulunması dileklerimle.

  2. Nermin Yılmaz dedi ki:

    Maşallah Ayşegül hanım yüreğinize kaleminize sağlık.

  3. Şule yüksel kara dedi ki:

    Kaleminize sağlık Ayşegül Ünal. Dostluğun hakikatini, dijital çağın yalnızlığıyla birlikte hem hikmetli sözler hem de şiirle çok berrak anlatmışsınız. “Dost ufku”nun insan ruhunu ferahlatan gücünü hatırlatan, düşündüren bir yazı olmuş. Teşekkür

  4. Fatih Mehmet Kara dedi ki:

    Böyle bir zamanda, kayda değer bir dost bulmak, hayal olsa gerek tabi, arayan bulur sözü de yabana atılmamalı ama zaman öyle bir zaman ki güven yok, anlayış yok, sadakat yok yeni çağda olduğu gibi yapay zeka bir dost mu, yoksa eski çağda olduğu gibi arkaDAŞ (yani arkanı DAŞ’a vermek mi iyi) bilemedim
    Yinede sizlerin yazılarınız sayesinde dostluğun özünü şiirlerde de olsa, yazılarınızla bir nebze anlıyor, anlamaya çalışıyoruz.
    Elinize, emeğinize, kaleminize sağlık çok teşekkür ederim

  5. Ayşe Nur Bakır dedi ki:

    Çok güzel bir yazı emeğinize sağlık
    Devamını bekliyoruz🌹

  6. Dt. Ahmet Ünal dedi ki:

    İstifade ettiğimiz bu emekli yazıları bizlere sunan değerli yazarımıza gönülden teşekkür ediyorum. Devamı dileğiyle…..

  7. Şükrü Ünal dedi ki:

    Yine güzel bir konu ve yine güzel bir yazı.
    Kıtlığını ve kuraklığını yaşadığımız ger.çek dostluğun aynadaki aksini görüyoruz bu yazıda.
    Kutluyor ve devamını diliyorum.

  8. Nevin KURTARICI dedi ki:

    Yüreğine kalemine sağlık, zamanımızın eksiklerine deginmissin çevremdeki herkes şikayetçi dostluklar sahte menfate dayanıyor yapay aynı yediklerimiz ictiklerimiz gibi onun için Allah ım ilimli irfan sahibi insanlarla karşılaştırsın. Yazacak okadar çok şey vardı.