
SUDAN’DA BİTMEYEN KAOS
2023 baharında başlayan Sudan iç savaşı, 2026 yılına gelindiğinde ülkeyi siyasi, ekonomik ve insani açıdan tamamen çökmüş bir yapıya dönüştürdü. Askeri otoritenin başındaki General Abdulfettah el-Burhan ile paramiliter Hızlı Destek Kuvvetleri’ni (HDK) yöneten Muhammed Hamdan Dagalo arasındaki güç mücadelesi silahlı çatışmadan Sudan’ın geleceğini belirleyecek bir “iktidar ve varoluş” krizine dönüştü.
Sudan’ın fiilen iki ayrı bölgeye ayrılma ihtimalini daha önce hiç olmadığı kadar güçlendirdi. Bu, ülkenin siyasi bütünlüğünü kalıcı olarak yitirme riskini yükseltiyor.
Savaş Yıpratma Mücadelesine Döndü
Darfur’un önemli merkezlerinden el-Faşir’in HDK kontrolüne geçmesi, hükümet güçlerinin bölgede etkinliğini büyük ölçüde kaybetmesine neden oldu. Diğer yandan ordu, Kızıldeniz kıyısındaki Port Sudan’ı merkez alan yeni bir idari yapı oluşturarak direnmeye çalışıyor.
Nyala ile Hartum arasındaki yoğun hava saldırıları ise sivil bölgeleri yaşanmaz hale getirirken, hiçbir tarafın net bir askeri üstünlük sağladığı söylenemez. Bu durum, savaşın artık klasik bir saldırı-savunma mücadelesi olmaktan çıktığının ve tarafların yıpratma stratejisine yöneldiğinin göstergesi olarak değerlendiriliyor.
Silahlı grupların yerel kabilelerle kurduğu ittifaklar ve karşılıklı misillemeler, bölgesel istikrarı tehlikeye atarken siviller için artan bir güvenlik tehdidi oluşturuyor.
İnsani Felaket Derinleşiyor
Birleşmiş Milletler verilerine göre Sudan’daki açlık seviyesi uzun süredir “felaket” düzeyinin üzerinde seyrediyor. Ülke nüfusunun yarısına yaklaşan yaklaşık 25 milyon insan, bir sonraki öğünü nasıl bulacağını bilemiyor. Kıtlığın etkisiyle özellikle çocuk ölümleri dramatik biçimde arttı.
Sağlık sisteminin çöküşü, salgın hastalıkları tetikleyerek savaşın yarattığı can kayıplarını daha da artırıyor. Uluslararası yardım örgütleri güvenlik sorunları nedeniyle operasyonlarını sürdüremiyor; bu da zaten yetersiz olan insani yardımı daha da sınırlıyor.
Sudan’daki bu derin trajedi, küresel gündemde Ukrayna ve Orta Doğu’daki krizlerin gölgesinde kaldı. Uzmanlar bu ilgisizliği eleştirerek, Sudan’daki çatışmanın uluslararası kamuoyu tarafından yeterince değerlendirilmediğini vurguluyor.
Barış Umutları
Sudan’daki barış çabaları, bölgesel aktörlerin çıkar çatışmaları nedeniyle sürekli sekteye uğruyor. Farklı ülkelerin taraflara sağladığı silah ve lojistik destek, ateşkes girişimlerini “kağıt üstü” anlaşmalara dönüştürüyor.
Mevcut barış müzakerelerinde ordu, HDK’nin kontrol ettiği bölgelerden çekilmesini şart koşarken, HDK ise uluslararası arenada siyasi meşruiyet talep ediyor. Bu da meseleyi hiçbir tarafın ciddi taviz vermeye niyetli olmadığı bir çıkmaza sürüyor.
Sudan’daki gerginlik sadece ülke sınırlarıyla sınırlı kalmıyor. Uzmanlara göre, iç savaşın uzaması ve devlet kurumlarının çöküşü, Doğu Afrika ve Sahel bölgesinde yaygın bir istikrarsızlık dalgası riskini artırıyor. Libya ve Somali örneklerine benzer şekilde, uzun süreli bir kaos dönemi kapıda olabilir.
Birçok kişi, uluslararası toplumun yaptırım ve baskı mekanizmalarını etkin bir şekilde devreye sokmaması halinde, Sudan’ın hem kendi içinde hem de tüm bölgede ciddi hasarlar yaratabileceğini belirtiyor.
Dünyanın Sessizliği
Sudan’daki iç savaş, artık yalnızca cephelerde patlayan silahlarla sınırlı bir çatışma olmaktan çıkmış durumda. Devlet kurumlarının çökmesi, derinleşen insani felaket, çözümsüz diplomatik süreçler ve bölgesel güçlerin rekabeti, ülkeyi içinden çıkılması güç bir kriz sarmalına sürüklüyor. Uluslararası toplumun etkisiz ve parçalı tepkisi ise bu yıkımın her geçen gün daha da büyümesine zemin hazırlıyor.
Uzmanlara göre küresel kamuoyunun ilgisizliği, sahadaki aktörleri daha pervasız hale getirirken, siviller için umut kapılarını kapatıyor. Bugün Sudan halkını tehdit eden asıl unsur yalnızca silahların varlığı değil; dünyanın bu büyük insani trajedi karşısında sergilediği sessizlik ve kayıtsızlık.
İslami Haber “Mirat”