
DİJİTAL CELLAT: SANAL KUMAR
Yakın zamanda kamuoyuna yansıyan acı bir hadise, sanal kumarın masum bir alışkanlık değil; insanı adım adım felakete sürükleyen sinsi bir bağımlılık olduğunu bir kez daha gözler önüne sermiştir. Ilgaz’da görev yapan 37 yaşındaki bir beden eğitimi öğretmeni, sanal kumar sebebiyle içine düştüğü ağır maddî ve psikolojik bunalımdan kurtulamayarak malesef intihar ederek hayatına son vermiştir.
Bu öğretmenin yaşadıkları, bir anlık bir zaafın değil; zamanla derinleşen bir esaretin hikâyesidir. Edinilen bilgilere göre bir süredir sanal kumar sitelerinde oyun oynayan öğretmen, bu süreçte ciddi borçlar altına girmiş; yaşadığı ekonomik çıkmaz, psikolojik baskıyla birleşerek içinden çıkılamaz bir hâl almıştır. Yakın çevresinin aktardığına göre bu süreç, yalnızca maddî kayıplarla sınırlı kalmamış; umutları, güven duygusunu ve hayata tutunma iradesini de aşındırmıştır.
Olaydan kısa süre önce sosyal medya hesabından paylaştığı videoda, sanal kumar sebebiyle ailesine ait evleri ve yüklü miktarda parayı kaybettiğini, artık bir çıkış yolu göremediğini ifade ederek intihar edeceğini söylemiştir. Ne yazık ki kısa bir süre sonra da acı haber kamuoyuna yansımıştır.
Bu elim hadise bizlere şunu açıkça göstermektedir: Sanal kumar, yalnızca oynayan kişiyi değil; onun ailesini, sevdiklerini ve dolaylı olarak bütün toplumu etkileyen derin bir yaradır. İnternet ve cep telefonları aracılığıyla her an ulaşılabilir hâle gelen bu tehlike, insanı fark ettirmeden borç, yalnızlık ve umutsuzluk girdabına sürükleyebilmektedir.
Yetkililerin olayla ilgili inceleme başlatması elbette önemlidir. Ancak asıl ihtiyaç duyulan şey; bu tür bağımlılıkların henüz başlamadan önlenmesi, toplumda farkındalık oluşturulması ve özellikle gençlerin bu dijital tuzaklara karşı bilinçlendirilmesidir. Zira sanal kumar, görünürde “oyun”dur; fakat hakikatte iradeyi kemiren, emeği değersizleştiren ve insanı kendi elleriyle felakete sürükleyen bir bataklıktır.
Yüce Rabbimiz Kur’ân-ı Kerîm’de bizleri açık bir şekilde uyarmakta ve şöyle buyurmaktadır:
يَٓا اَيُّهَا الَّذٖينَ اٰمَنُٓوا اِنَّمَا الْخَمْرُ وَالْمَيْسِرُ وَالْاَنْصَابُ وَالْاَزْلَامُ رِجْسٌ مِنْ عَمَلِ الشَّيْطَانِ فَاجْتَنِبُوهُ لَعَلَّكُمْ تُفْلِحُونَ
“Ey iman edenler! İçki, kumar, dikili taşlar ve fal okları şeytan işi birer pisliktir. Bunlardan kaçının ki kurtuluşa eresiniz.” (el-Mâide, 90)
Bu ayet-i kerime, kumarın sıradan bir eğlence değil; şeytanın insanı Allah’tan uzaklaştırmak için kurduğu büyük bir tuzak olduğunu haber vermektedir. Kumar, insanın emeğini değersizleştirir, iradesini zayıflatır, helâl–haram bilincini bozar.
Geçmişte kumar belli mekânlarla sınırlıyken, bugün ne yazık ki cep telefonları ve internet aracılığıyla evlerimizin içine kadar girmiştir. “Oyun”, “şans”, “eğlence” gibi masum isimlerle sunulan bu bataklık, nice yuvaları dağıtmakta, nice insanı borca, pişmanlığa ve çaresizliğe sürüklemektedir.
Kumar sadece para kaybı değildir. Kumar; sabrı yok eder, kanaati bozar, çalışmadan kazanma arzusunu körükler. İnsan, rızkı Allah’tan değil, şanstan bekler hâle gelir. Bu da kulluk bilincini zedeler.
Peygamber Efendimiz ﷺ kumar konusunda bizleri net bir şekilde uyarmış ve şöyle buyurmuştur:
مَنْ لَعِبَ بِالنَّرْدِ فَقَدْ عَصَى اللهَ وَرَسُولَهُ
“Kim zar atarak kumar oynarsa, Allah’a ve Resûlü’ne isyan etmiş olur.” (Ebu Davud, İbni Mâce)
مَنْ لَعِبَ بِالنَّرْدَشِيرِ، فَكَأَنَّمَا صَبَغَ يَدَهُ فِي لَحْمِ خِنْزِيرٍ وَدَمِهِ
“Kim, zar atarak kumar oynarsa, elini domuzun eti ve kanı içinde boyamış gibi olur!”
(Müslim, Ebu Davud, İbni Mâce)
Bu hadis-i şerifler, kumarın hafife alınacak bir günah olmadığını açıkça ortaya koymaktadır. Kumar, insanı yavaş yavaş esir alır; iradeyi zayıflatır, kalbi karartır.
Kumar, sadece oynayan kişiyi değil; eşleri, çocukları, anne babaları ve bütün toplumu yaralayan bir afettir. Bozulan her aile, sarsılan her yuva, toplumun geleceğine vurulmuş bir darbedir.
Unutmayalım ki bağımlılık, sadece bir alışkanlık değil; aynı zamanda irade zayıflığıdır. İrade ise ibadetler ile güçlenir. Namaz bizi disipline eder, oruç nefsi terbiye eder, zekât malın kalbimiz üzerindeki hâkimiyetini kırar. İbadetler, bizleri günaha karşı ayakta tutan ilâhî desteklerdir.
Bu sebeple hepimize düşen görev; kendimizi, ailemizi ve çocuklarımızı bu tür tehlikelerden korumaktır. Helâli sevdirmek, haramdan sakındırmak; dijital tuzaklara karşı uyanık olmaktır.
Allah’ım!
Bizleri nefsimizin ve şeytanın tuzaklarından muhafaza eyle..
Helâli bize sevdir, haramı bize çirkin göster.
İrademizi iman ve salih amellerle güçlendir.
Ailelerimizi her türlü kötülükten ve bağımlılıktan koru.
Bizleri dünyada da âhirette de kurtuluşa eren kullarından eyle. Âmin.
Kadir BEKİL
YAZARIMIZIN DİĞER YAZILARINI OKUMAK İÇİN LÜTFEN BU LİNKİ ZİYARET EDİNİZ
İSLAMİ HABER “MİRAT”