islami haberdini haberortadoğu haberleriislam coğrafyası
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul
Az Bulutlu
25°C
İstanbul
25°C
Az Bulutlu
Çarşamba Parçalı Bulutlu
23°C
Perşembe Az Bulutlu
18°C
Cuma Az Bulutlu
20°C
Cumartesi Az Bulutlu
23°C

UYUŞTURUCU BAHANE, PETROL ŞAHANE!

UYUŞTURUCU BAHANE, PETROL ŞAHANE!
11/01/2026 07:42
A+
A-

UYUŞTURUCU BAHANE, PETROL ŞAHANE!

Maskenin Düştüğü An!
Tarih boyunca büyük yalanlar hep aynı kelimelerle süslendi:
Güvenlik, demokrasi, düzen, istikrar…
Bugün bu kelimelerin yanına bir de “uyuşturucuyla mücadele” eklendi.
ABD Başkanı Donald Trump, önceki gün ülkenin en büyük “nebbaşlarını!” petrol şirketlerinin CEO’larını sıra sıra dizerek! Venezuela petrolünü “nasıl çıkaracaklarını” pardon! nasıl çökeceklerini! anlatmış!
Bu tablo sıradan bir diplomatik temas değil; bir devletin başka bir devletin doğal kaynaklarını, egemenlik ve hukuk dışı biçimde pazarlık konusu yaptığı gayrimeşru bir güç gösterisidir.
Devlet yetkisiyle şirket çıkarlarının bu denli iç içe geçirilmesi, emperyal bir tasarrufun açık itirafıdır.
Artık kimsenin inkâr edemeyeceği çıplak bir gerçek vardır:
Uyuşturucu bahane! Demokrasi hikâye! Asıl hedef petrol!
Ortada bir yanlış anlama yoktur. Bir dil sürçmesi de yoktur.
Bu, modern çağın en açık ve en zengin kaynak gasbıdır.
Maske düşmüştür; sahne aydınlanmıştır; suç mahalli bellidir.

Gasbın Sistematik Mantığı!
Trump ve arkasındaki küresel kötülük üçgeni—askerî, endüstriyel, petrol—gücü hakla karıştırıyor; nükleer silahlar, uçak gemileri, yaptırımlar ve finans ağları onların gözünde sadece birer araç, başka bir ülkenin yeraltı zenginliğine çökmek için.
Bu yaklaşım, uluslararası hukukun tanıdığı hiçbir meşru yetkiye dayanmayan, çıplak güç kullanımını hak üretme aracı sayan emperyal bir zihniyetin ifadesidir.
Bu, modern zamanların Deli Dumrul düzenidir:
“Köprü benim; geçenden bin, geçmeyenden yüz bin!”

Uluslararası Hukukun Askıya Alınması!
Bir ülkenin liderini zorla devirmek, kaçırmak, tutuklamak;
ardından aynı ülkenin petrol sahalarını hepsi birer akbaba! petrol şirketlerine açmak…
Bu tablo açıktır:
• Devlet egemenliği ihlal edilmiştir.
• BM Şartı açıkça çiğnenmiştir.
• Halkların doğal kaynaklar üzerindeki kalıcı egemenlik hakkı gasp edilmiştir.
Bu tür toplantılar ve planlamalar, yalnızca hukuku ihlal etmekle kalmaz; hukukun artık güçlüler için askıya alındığını da ilan eder.
BM şartı, yalnızca doğrudan saldırıları değil;
• Rejim değişikliğini hedefleyen askerî operasyonları,
• Ekonomik yaptırımlarla devletin işlevsizleştirilmesini,
• Kaynaklara erişimi kolaylaştıracak siyasi dizaynları da yasaklar.
Ve ABD, BM’nin yasakladığı bu “araçları” Venezuela’da eş zamanlı ve koordineli biçimde, ayan beyan uygulamıştır.

Etik ve Ahlaki Çöküş!
Bir halk açlıkla, ambargoyla, kaosla boğuşurken;
onun yeraltı ve yerüstü zenginliklerine çökmek! ve “yatırım fırsatı” diye pazarlamak:
• Ahlaksızlıktır
• Haydutluktur, eşkiyalıktır
• Küresel vicdanın alenen inkârıdır
Petrol uğruna insan hayatının, bir ulusun geleceğinin hiçe sayılması asla kabul edilemez.
Diğer taraftan, büyük petrol şirketleri “sadece iş yapan” aktörler de değildir; bu haydutluğun, bu gasbın, bilinçli ve istekli gönüllü ortaklarıdır.
Askerî müdahalenin ardından petrol sahalarına koşanlar,
ambargolarla aç bırakılan halkların yeraltı zenginliğini paylaşanlar,
bu düzenin doğrudan parçasıdır.
Kâr için susanları, kâr için alkışlayanları, kâr için işgali normalleştirenleri de…
tarih asla unutmayacaktır.

BU DÜZEN SÜRDÜRÜLEMEZ!
Bu düzen böyle devam edemez.
Dünyanın 8–9 milyar insanının gözünün içine baka baka,
“Gücüm var, alırım” demek;
yalnızca Venezuela’yı değil, bütün insanlığı tehdit etmektir.
Bugün Venezuela.
Dün Irak.
Yarın başka bir ülke…
Ama gerçek değişmez:
Haksız mülkiyet ve aleni gasp uğruna yapılan her işgal, er ya da geç meşruiyetini kaybeder.
Bu yol:
• Daha fazla kaos üretir.
• Daha fazla öfke biriktirir.
• Daha büyük felaketlere kapı aralar!
Ve sonunda şunu ispatlar:
Hiçbir imparatorluk, zorla, zorbalıkla ele geçirdiği ganimetlerin! ağırlığı altında ayakta kalamaz.
Uyuşturucu bahane olabilir.
Demokrasi maske olabilir.
Ama gerçek artık saklanamaz:
– Bu bir gasbtır.
– Bu bir işgaldir.
– Bu bir zulümdür.
Zulüm, gasp, adaletsizlik – ne kadar büyük olursa olsun – asla sonsuza dek ayakta kalamaz…
Er ya da geç tarih!, şaşmaz terazisinde tartar, zalim! elbette ‘‘müstehakını’’ bulur.

Erol KAVUNCU

YAZARIMIZ ”EROL KAVUNCU’NUN”, DİĞER YAZILARINA ULAŞMAK İÇİN BURAYA ”TIKLAYINIZ” 

İslami Haber ”MİRAT” – YouTube

 

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.