
CENNETTE ALLAH’IN GÜZELLİKLERİNE BAKMAK
I‐ Alah’ın Güzelliklerine Bakmak
Güzel olan ve bütün güzellikleri yaratan Allah’ın güzelliklerinin izleneceği bu bakma, Cennet hayatının mânevî nimetlerindendir.
Kıyame Sûresi Âyet 22‐23:
“O gün insanlar vardır, yüzleri ışıl ışıl parlar. Onlar Rablerine bakar dururlar.”
Allah’ın Resûlü de bu âyetlerin ışığında konumuza açıklık getirici hadîslerinde şöyle buyurur:
“Siz, dolunay halindeki ayı apaçık gördüğünüz gibi Rabbinizi açık olarak göreceksiniz.”
“Siz, önlerinde bulut engeli yokken güneş ve ayı görmekte güçlük çekiyor, birbirinizi engelliyor musunuz?
İşte Rabbinizi böylece güneşi ve ayı gördüğünüz gibi açıktan göreceksiniz.”
“Adn Cenneti’nde mü’minler, yüzünde yalnız Kibriyâ (büyüklük) örtüsü olduğu halde Allah’ın güzelliğine bakacaklar. Onlarla bakışları arasında yalnız ve yalnız, bu Kibriyâ örtüsü bulunacaktır.”
“… Cennet’liklerin en yüksek derecelisi, her gün iki defa Allah’ın yüzüne/güzelliklerine bakacaktır.”[1]
“Cennet’likler Cennet’e girdiği zaman Allah (c.c) şöyle buyuracaktır:
‐ Başka bir şey daha arzu ediyor musunuz? Vereyim.
Cennet’likler de şöyle diyecekledir:
‐ Bizim yüzümüzü nurlandırmadın mı? Bizi Cehennem’den kurtarıp Cennet’e koymadın mı?
(Bitmez tükenmez Cennet nimetlerine erdirmedin mi? Daha ne isteyelim?)
Allah onların bu sözleri üzerine örtüsünü kaldırır. (O’nun güzelliğine bakakalırlar). Cennet’liklere Rablerine bakmaktan daha çok sevebilecekleri bir nimet verilmemiştir.”[2]
II‐ Rıdvânullah (Allah’ın Rızası ve Sevgisi)
Özel bir mânevî nimet olan Rıdvan’ın maddî nimetlerden farklı ve büyük olduğu Kur’ân‐ı Kerîm’in Tevbe Sûresi’nin yetmiş ikinci âyetinde şöyle açıklanmıştır:
“Allah, iman eden erkeklere ve iman eden kadınlara altlarından ırmaklar akan, içinde ebedî olarak kalacakları Cennet’ler ve Adn Cennet’lerinde güzel meskenler vaat etmiştir. Rıdvanullah (Allah’ın onlardan razı olup onları sevmesi) ise hepsinden büyüktür. İşte büyük kurtuluş budur.”
Rıdvanullah’ı açıklayan bir hadîsi kutsî ise bu mânevî nimeti bize şöylece tanıtmıştır:
Size sevgimi veriyorum
Ebû Saîd El‐Hudrî (r.a.) anlatıyor.
Allah’ın Resûlü, Allah’ın kullarına şöyle buyuracağını anlattı:
‐ Ey Cennet Ehli (Kullarım!) Ey Cennet Ehli (Kullarım!)
‐ Buyur Rabbimiz! Emirlerine amadeyiz.
‐ Sizlere verdiğim nimetlerden hoşnut ve razı mısınız?
‐ Nasıl hoşnut ve razı olmayız. (Yâ Rab!) Yarattığın kullardan hiçbirine vermediğin nimetleri bize verdin.
‐ Size verdiklerimden daha da yüce olanını vereceğim.
‐ Hangi nimet bundan daha yüce olabilir? (Yâ Rab!)
‐ Size rızamı (sevgimi) bahşediyorum. Bundan sonra size ebediyen öfkelenmeyecek, sizi azablandırmayacağım.[3]
III‐ Yücelerin Dostluğu
Cennet’te başta Yüce Peygamberimiz Hz. Muhammed olmak üzere, diğer bütün peygamberler; inançları ve yaşayışlarında dosdoğru olan sıddîklar; Allah’ın yüceliğine şahid bilinçli kullar olan şehîdler; sözleri ve işleri İslâmî çizgide olan sâlihlerle birlikte yaşanacak dostluklar, yapılacak sohbetler de mânevî Cennet nimetlerindendir. Rabbimiz şöyle buyurur:
“Allah’a ve O’nun Peygamberi Muhammed’e itâat edenler, Allah’ın kendilerini nimetlendirdiği Peygamberle, sıddîklarla, şehîdlerle ve sâlihlerle beraberdirler. Onlar ne güzel arkadaştırlar.”[4]
IV‐ Allah’ı Tesbîh ve O’na Hamd
Cennet’te sâhip olunacak mânevî ve maddî nimetlerin çokluğu, yenilenmesi ve sürekliliği karşısında insanın benliğini dolduracak ve onu zevklerin doruğuna yükseltecek Allah’ı anma ve O’na hamd arzusu… Yükümlü olunmaksızın içten duyulacak bu arzu da mânevî nimetlerdendir.
Yûnus Sûresi 9‐10
“İman edip de Allah’ın ve Peygamberi’nin buyruklarına uygun güzel ameller yapanları, Rableri, îmanları sebebiyle içlerinden ırmaklar akan Naîm Cennetleri’ne iletir. Onların orada duâsı şöyledir:
“Allah’ım! Sen bütün eksikliklerden berisin ve tüm yüceliklerle vasıflısın.”
Birbirlerine sağlık dilekleri de “Selâm”dır. Duâlarının sonu ise “Âlemlerin Rabbi olan Allah’a hamdolsun” şeklinde hamd ü senâdır.”
(Devam Edecek)
ALİ RIZA DEMİRCAN
İSLAMİ HABER “MİRAT”
DİP NOTLAR
[1] Kur’ân‐ı Kerîm’de açıklandığı için biz mü’minler Allah’ın “yüzü” olduğuna inanırız. Fakat Allah yarattıklarına benzemediği için, O’nun yüzü bizim içimizde tahayyül edip çağrışım yapabileceğimiz yüz değildir.
[2] Hadîsler için bak. M. İ. Kesîr Kıyame 22, 23.
[3] Tirmizî Cennet 18 (Hn. 2558). Buharî Rikak 81.
[4] Nisa 69