
Uzaya Yönelen İnsanlık Poposunu Yıkamayı Öğrenemezken…
TUVALETE İLİŞKİN ÖLÇÜLERİMİZ VE GÖREVLERİMİZ
Medeniyetimizde yer alan Tuvalete ilişkin ölçülerimiz ve görevlerimizle ilgili bazı bilgileri hatırlatalım.
İDRAR VE DIŞKIYI BOŞALTMADAN ÖNCE DUA ETMEK
Tuvalete çıkma ile ilk görevimiz budur.
Tuvalete çıkılacak açık ve kapalı alanlar mikrop yuvası olup şeytanların da uğrak yerleridir. Peygamberimiz “Helâlar şeytanların gözetleme yerleridir,” hatırlatmasının yaparak şöyle dua etmemizi öğrettiler.
Bir uygulamanın Allah’ın adıyla ve ona sığınılarak yapılması onun hem önemini ve hem de ibadet vesilesi yapılabilirliğini gösterir.
ÇÖMELEREK TUVALETE ÇIKMAK
Bu da bir vazifemizdir.
Çömelerek ve sol tarafa meyledilerek tuvalete çıkılmalıdır. Bu tür oturuş bağırsakların ve mesanenin daha rahat ve tam tam olarak boşalmasını sağlayıcıdır. Ikınmayı da azaltıcıdır. Vücudun alt bölgesi mafsallarının sağlığına da katkı vericidir.
Bu sebeple alaturka tuvaletlerin daha sağlıklı ve daha hijyen olduğunu da söyleyebiliriz.
Ayakta İşeme
Büyük abdestte çömelerek oturuş kaçınılamaz ise de erkeklerin idrara çıkışlarında çömelmesi öğütlenmiştir. Ayakta çıkılması haram değilse de Peygamberimizin tavsiyeleri, idrarın daha sağlıklı olacak şekilde çömelerek yapılmasıdır. Allah kendisinden razı olsun ünlü Halifemiz Hz. Ömer şöyle anlatıyor:
“Allah’ın Resûlü beni ayakta işerken görünce, şöyle emir buyurdu:
– Sakın ha ayakta işeme.
TUVALETTE KONUŞMAK VE OKUMAK
Küçük veya büyük tuvalet sırasında konuşmamak ve her hangi bir şeyle meşgul olmaksızın işlemi bitirmek tuvalet adabımızdandır.
Bu sebeple zamanımızda umumi yerlerde küçük abdeste çıkan erkeklerin idrar boşaltma sırasında ayakta birbirleriyle konuşmaları ve büyük abdest şüresince kitap okumaları mekruh/dinimizce yasaklanmamakla birlikte istenmeyen işlem olarak görülebilir.
Bazı ülkelerde görüldüğü gibi su kullanımından önce dışkıyı gidermek veya kullanımından sonra kurulanmak için kullanılabilecek tuvalet kâğıtlarında öğrenilecek dilden kelimelerin hatırlatacak şekilde yer alması -tuvalet süresini uzatmayacaksa- caiz olsa gerektir.
SU İLE TEMİZLENMEK
Su İle Temizlenme temel görevlerimizden biridir
İslam’ın ilk dönemlerinde Medine yıllarının başlarında evlerde ve evlerin yakınlarında tuvalet (Hela/Kenef) yoktu. İnsanlar tuvalet ihtiyaçlarını iskân alanları dışında bilinen yerlerde ve genelde geceleri bir şekilde giderirlerdi. Ahlâksız tipler de kadınlar için tecavüz riski oluştururdu. (Muhtasar S. Müslim, Hn.137-8)
Peygamberimiz, tuvalet ihtiyacının gözlerden uzak olarak giderilmesini, suyun olmadığı veya kullanılamadığı yerlerde temizliğin küçücük taşlarla veya – kemik kömür ve hayvan dışkısı- dışındaki sert maddelerle yapılması uyarısında bulunurdu. [1]İnsanların kullandığı yollara, gölgeliklere ve karınca türü böceklerin yuvalarına boşalımı yasaklardı. (Muhtasar S. Müslim Hn. 106) ) Ancak asıl olanın su ile temizlik olduğunu açıklar ve de örneklendirirdi. Tevbe sûresinin 108. âyeti çizgisinde su ile temizlik yapanların Allah’ın sevdiği kullar olduğunu açıklardı. (İ.Mace Tahare 28)
Peygamberimiz, su ile tahâretin/temizliğin yalnızca kendi öğretisi olmadığını, Hz.Musa ve İsa gibi bütün peygamberlerin şerîatlerinde yer aldığını da açıklamışlardır. (Buhari libas 63)
Aklını Kullanmaya Başlayan İnsanlık
Uzaya yönelen ama poposunu yıkamayı öğrenemeyen insanlığın, İslâm’ın 14 asırdır öğretmeye çalıştığı su ile temizlik için aklını yeni yeni kullanmaya başlaması ve suyu tercih nedenlerini birbirlerine karşı şöylece soru yönelterek açıklaması hayırlı gelişmedir:
Fransızların 2300 odalı tarihî ve ünlü Versay sarayında bir tek tuvaletin bile olmadığı hatırlanırsa gelişmenin önemi kavranabilir.
TEMİZLİĞİN SOL EL İLE YAPILMASI
Peygamberimiz tuvalet temizliğinin yalnızca sol elle yapılmasını emrederdi. (Muhtasar S.Müslim Hn. 116). Başta orta parmak olmak orta üç parmağın kullanılması da adabımızdandır.
TUVALET SONRASINDA ALLAH’A HAMD ETMEK
Peygamberimizin küçük ve büyük abdest sonrasında yapılmasını istediği bir öğretisi de Allah’a hamd edilmesidir. Bir diğer anlatımla tuvaleti ibadet vesilesi yapmaktır.
Allah’ın Resülû, heladan çıkarken bizzat kendisinin yaptığı şekilde şöylece Allah’a hamd etmemizi öğütlemiştir:
Ağızla başlayıp dübür/anüsle noktalan sindirim sistemimizin hayat sağlayıcı o akılları aşan engin düzeni ve faaliyetlerini düşündüğümüzde böylesine bir hamd ve senada bulunmanın gereğini kavrayabiliriz.
İdrar ve dışkı irademiz dışında çıksaydı hayatımızın nasıl yaşanmaz hale geleceğini düşündüğümüzde ise, işte o zaman Allah’a hamd etmemenin ne büyük bir nankörlük olduğunu anlayabiliriz.
Hayatımızın olmazsa olmazı olan tuvaleti bile kutsallaştırıp ibadete vesile kılan İslâm ne muhteşem bir hayat düzenidir.
ALİ RIZA DEMİRCAN
[1] Devrimizde suyun bulunmadığı yerlerde tuvalet kağıtlarının kullanılması kanaatimize göre dinimizin emir buyurduğu temizliğe daha uygundur. Kaldı ki bunda zaruret vardır.
Zamanımızda tuvalet kağıtları yanı sıra her cins kağıt bol miktarda üretildiği için, tuvalet kağıdı kullanımı israf olarak görülemez. Tarihi asırlarda olduğu gibi temizlikte kâğıt kullanımının bilginin yayılmasına engel teşkil ettiği de ileri sürülemez.
Bu itibarla saygı duyduğumuz ve rahmet dilediğimiz geçmiş alimlerimizin zaruret halinde de olsa kağıt kullanımını mekrûh olarak değerlendiren görüşlerinin gerekçeleri ortadan kalkmış olsa gerektir. Ancak israfa düşülmemesi için kurulanmanın kişiye özgü havlucuklarla yapılması gerekir.
ALİ RIZA DEMİRCAN
YAZARIMIZIN DİĞER YAZILARINI OKUMAK İÇİN LÜTFEN BU LİNKİ ZİYARET EDİNİZ
İSLAMİ HABER “MİRAT”
HOCAM TEŞEKKÜRLER
Muhterem Hocam,
İrşad ve Tebliğ Fakültesi mezunu bir kardeşiniz olarak, bir dost değerlendirmesi yazmamı anlayışla karşılayacağınızı umuyorum.
Metin, İslâm’ın tahâret anlayışını ve tuvalet adabını hatırlatma niyeti bakımından çok yerinde ve faydalıdır. Suyun temizlikteki merkezi yeri ile bu hususun bütün peygamberlerin öğretilerinde bulunduğunun vurgulanması da dikkat çekicidir. Bununla birlikte, bazı ifadelerin alaycı yahut sert bir üslup çağrışımı taşıması, hakikatin tesirini zayıflatma riski doğurabilir. İslâm, en mahrem meseleleri dahi edep ve hikmetle ele almayı öğretir. Bu sebeple, hükümlerin fıkhî derecelerinin açıkça belirtilmesi ve davet dilinin daha kuşatıcı olması metni daha güçlü kılacaktır. Hakikat, incitmeden de söylenebilir.