islami haberdini haberortadoğu haberleriislam coğrafyası
DOLAR
47,7144
EURO
55,1170
ALTIN
6.731,41
BIST
13.811,60
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul
Parçalı Bulutlu
30°C
İstanbul
30°C
Parçalı Bulutlu
Salı Parçalı Bulutlu
29°C
Çarşamba Parçalı Bulutlu
30°C
Perşembe Parçalı Bulutlu
30°C
Cuma Parçalı Bulutlu
28°C

Dünya Karışırken, Bizim Tavrımız

Dünya Karışırken, Bizim Tavrımız
12/01/2026 02:00
A+
A-

Dünya Karışırken, Bizim Tavrımız

Öyle sanıyorum ki, son yirmi yıl, dünya tarihinde kolay kolay görülmemiş olaylara şahid olunan bir zaman dilimi içinde olduğumuz söylemek, yanlış olmayacaktır.  Özellikle Batı dünyası, adeta sis ve hayaller bulutu arasından daha net görünerek, şimdiye kadar modern ve süper unvanlarının gerçek yüzünü gösteren olaylara şahit olmaktayız.

Eskiden Batı dünyası, bazı resmi bilgi kanalları veya gazete, dergi ve kitaplar ile bize ulaşan bir hayat tarzı iken, televizyon, internet ve sosyal medya’nın sunduğu bilgiler ile, gerçek Batı dünyasını görmeye ve onun dünya ölçeğindeki hak ihlallerine, zulümlerine ve baskılarına şahit olma imkanı elde ettik.  Halbuki, Hollywood’un  yönlendirici filmleri, Batı roman ve hikayelerinin ruhumuza ters gelen hikayeleri, Batı yanlısı siyasi parti ile uluslararası kuruluşların sahte insancıl ve barışçı açıklamaları ile bayağı Batı yanlısı ve hatta  “Batı’ya aşık” bir toplum olmuştuk!…

Batı’nın siyasi, iktisadi ve kültürel ajanlığını yapan  sinema, tv dizileri ve foto romanları ile çizilen sahte imajı, aslında toplumları daha da dejenere etmek için kurguladıkları televizyon, internet ve sosyal medya ağları, bir yönde kendilerinin de “iç çamaşırları”nı (!) açığa çıkarmış ve Batılı toplumların gerçek yüzlerini ortaya koymuştur!..

Tabii bütün bu bilgiler, aslında geçerli sistemi anlamak isteyen ve onu irdeleyen kafa ve gönül insanlarının ulaştığı bir noktaydı. Bu kesim, birçok siyasetçi, bürokrat ve hatta akademisyenin bile, körü körüne Batı’yı kutsallaştırma çabalarının dışında, bir arayış ve düşünüş hareketinin bağlılarıydı…

Evet, dünya uzun zamandan beri  Süper güç denilen fakat, her birinin dünyayı parsellemek adına, ülkelerin zayıf yönlerini kendi lehlerine kullanmak gibi, ahlak dışı bir politika uygulayan, sömürgeci ülkeleriydi!.. Ve bu ülkeler, çoğunlukla Batı kaynaklı düşünce ve yaşama sistemine sahipti. Ne garip bir şey!..

Saldırganlara karşı nasıl bir Müdafa:

Tarih boyunca bir zalim yönetici ve ülkeler görüldü. Fakat, bunların hepsi, belli bir dönem nüfuz ve otoritelerini güç ile sağladı, fakat iç bünyesindeki samimiyetsiz, iki yüzlü ve menfaat merkezli  ihtiraslar sebebiyle parçalandı ve yok oldu.. Bu gerçek, bugünkü Süper Güç denilen ülkelerin de, aynı son ile karşılaşacaklarına güzel bir örnektir. Çünkü, bir atasözümüz vardır: “Zulm ile abad olunmaz!..”  Yani, zulüm ile rahatlık, gelişme, huzur olmaz..

Bu tarihi ve sosyolojik gerçeği bir yere bırakıp, kendi durumumuzu gözden geçirmek zorundayız:

Milli Eğitim’de ahlaklı ve kültürlü nesiller yetiştiremiyoruz!. Sosyal bilgilerimiz, halen Batılıların ürettiği ve kendilerine göre hazırladıkları bilgiler üzerine kurulu ve bizim tarihi ve sosyolojik gerçekliğimizle alakalı değil.. Sosyal kurumlarımızın hepsi, batı’dan kopya edilmiş ve kısmen bize uyarlanmış bir halde.. Bu kurumlar ile, herhangi bir atılım yapma imkanımız yok!..

Aile hayatımız, birçok problem ile çatırdıyor.. Üç evlilikten biri boşanma ile neticeleniyor!.. Örf, gelenek ve inançlar, aile hayatında yeteri kadar öğretilemiyor ve yetişen çocuklar, materyalist propoganda ve reklamların istikametinde bir geleceği hayal ediyorlar!…

İktisadi, hukuku ve siyasi hayatımız, değerlerimizle uyumlu bir kural ve sistem ile yürümüyor. Yine, Batı’nın materyalist, pragmatist ve liberal anlayışları ile şekillenmiş bir kurumsal yapımız var.  Bunlar; iktisadi ve sosyal hayatı, daha da içinde çıkılmaz bir hale getirmesine rağmen, alternatif  ve kendi ahlak ve kültür birikimlerimizden örnek alınarak, bir sistemleşme içine girilemiyor!..

Bırakınız Batı’nın çeşitli versiyonlarına sahip siyasi ve kültür gruplarını, kendilerini müslüman ve milliyetçi kabul eden siyasi ve iktisadi hareketler bile, alternatif bir kurumlaşmaya yönelmiyor!.. Merak ediyorum!.. Acaba dinimize, kültürümüzü ve ahlakımıza mı güvenmiyorlar?!… Yoksa, bunları günün şartları içinde yeniden sistematize edebilecek insanların olmadığını mı düşünüyorlar?…

Batılı ideolojilerin saldırgan, iki yüzlü ve menfaatçi yapılarının, yarın bizim ülkemizi, sosyal, iktisadi ve kültürel alanda, hakim oldukları gibi, siyasi ve askeri manada da yönetmelerini mi bekliyoruz?..  Artık, bu konu söz ve tartışma bitmiştir!.. Ya kendimize dönüp tekrar var olacağız, veya Batı’nın sömürgesi olmayı bekleyeceğiz!.. Çünkü, bu asrın sömürgecileri, eski sömürgecilerden daha insafsız ve daha materyalist düşünclere sahip.Bunlar, sadece fiziki  ve iktisadi güçleri değil, ruhi ve kültürel değerleri de yok etmeyi hedefliyor!..

Prof.Dr.Sami ŞENER

YAZARIMIZIN DİĞER YAZILARINI OKUMAK İÇİN LÜTFEN BU LİNKİ ZİYARET EDİNİZ

İSLAMİ HABER “MİRAT”

MİRATYOUTUBE

 

 

Yorumlar
  1. Adil Akkoyunlu dedi ki:

    Elinize, yüreğinize sağlık. Selam ve dualarımla.

  2. Adil Akkoyunlu dedi ki:

    Elinize, yüreğinize sağlık. Selam ve dualarımı yolluyorum.