islami haberdini haberortadoğu haberleriislam coğrafyası
DOLAR
44,8573
EURO
52,8184
ALTIN
6.966,26
BIST
14.587,93
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul
Çok Bulutlu
15°C
İstanbul
15°C
Çok Bulutlu
Pazar Az Bulutlu
17°C
Pazartesi Açık
18°C
Salı Çok Bulutlu
18°C
Çarşamba Hafif Yağmurlu
13°C

“Barış Kurulu” Birleşmiş Milletler’e Bir Alternatif mi, Yoksa Kişisel Bir Güç Projesi mi?

“Barış Kurulu” Birleşmiş Milletler’e Bir Alternatif mi, Yoksa Kişisel Bir Güç Projesi mi?

“Barış Kurulu” Birleşmiş Milletler’e Bir Alternatif mi, Yoksa Kişisel Bir Güç Projesi mi?

ABD Başkanı Donald Trump’ın öncülüğünde oluşturulan ve “Barış Kurulu” olarak adlandırılan yeni uluslararası girişim, Washington’un diplomatik çevrelerinde olduğu kadar dünya başkentlerinde de ciddi tartışmalara yol açtı. Başlangıçta Gazze’deki ateşkesi denetlemek üzere sınırlı bir oluşum olarak tasarlanan yapı, kısa sürede kapsamı genişletilen, yetkileri belirsiz ve merkezinde doğrudan Trump’ın bulunduğu iddialı bir oluşuma dönüştü.

Barış Kurulu’nun Kapsamı ve Amaçları

Trump yönetimi, bu yeni kurulun yalnızca Gazze ile sınırlı kalmayacağını, küresel çatışmalara müdahil olabilecek “daha çevik” bir barış mekanizması olacağını savunuyor. Ancak diplomatik gözlemcilere göre bu söylem, II. Dünya Savaşı sonrasında kurulan çok taraflı uluslararası düzeni es geçmeye yönelik bir girişimin parçası.

Trump, son basın toplantılarında Birleşmiş Milletler’i açıkça hedef alarak, örgütün “hiçbir savaşı bitiremediğini” ve “potansiyelini asla gerçekleştiremediğini” öne sürdü. Hatta bir gazetecinin “Barış Kurulu BM’nin yerini mi alacak?” sorusuna verdiği “Olabilir” yanıtı, Washington’un niyetleri konusunda endişeleri daha da artırdı.

Hukuki ve Kurumsal Eleştiriler

Uluslararası hukuk uzmanları, Trump’ın bu yaklaşımını, çok taraflı diplomasinin temel ilkeleriyle bağdaşmayan, kişiselleştirilmiş bir dış politika anlayışı olarak değerlendiriyor. Eski bir Avrupalı diplomat, “Bu yapı, hukuki bağlayıcılığı olan bir kurumdan çok, başkanın siyasi iradesine bağlı bir kulüp gibi görünüyor” yorumunu yaptı.

Basına sızan ve henüz resmen yayımlanmayan taslak tüzük, eleştirilerin merkezinde yer alıyor. Taslağa göre, kurulun başkanı Trump olacak ve üyelerin davet edilmesinden toplantı sıklığına, oylamalarda eşitlik durumunda son sözü söylemeye kadar hemen her kritik yetki başkanın elinde toplanacak.

Daha da dikkat çekici olan ise “kalıcı üyelik” sistemi. Taslak metin, ilk yıl içinde 1 milyar doların üzerinde nakit katkı yapan ülkelerin kurulda daimi sandalye elde edebileceğini öngörüyor. Bu durum, barış ve güvenlik gibi evrensel ilkelerin mali katkı karşılığında “satın alınabileceği” yönündeki eleştirileri beraberinde getirdi.

Katılımcı Ülkeler ve Davet Süreci

Şu ana kadar İsrail, Kanada, Birleşik Arap Emirlikleri, Fas, Vietnam, Kazakistan, Macaristan, Arjantin ve Belarus’un kurula katılmayı kabul ettiği bildirildi. Türkiye, Mısır, Kanada, Paraguay, Çin, Rusya ve Avrupa Birliği Komisyonu’na da davet mektupları gönderildi.

Kremlin Sözcüsü Dmitriy Peskov, Moskova’nın “tüm ayrıntıları dikkatle incelediğini” belirtirken, İsrail cephesinde ilkin ciddi görüş ayrılıkları yaşandı. Tel Aviv yönetimi, özellikle Türkiye’nin kurulda yer almasının kendi bölgesel çıkarlarıyla çeliştiğini savundu. İsrail’in aşırı sağcı maliye bakanı ise Gazze konusunda “uluslararası mekanizmalara ihtiyaç olmadığını” söyleyerek kurulu açıkça eleştirdi. Ancak bugün Benyamin Netanyahu, Trump’ın davetini kabul ederek kurula katılacağını duyurdu. Bu sürpriz gelişme, daha önceki sert eleştirilerin ardından geldi ve diplomasi çevrelerinde dikkat çekti.

Öte yandan Fransa, Trump’ın girişimine mesafeli duran ilk büyük Batılı müttefiklerden biri oldu. Paris yönetimi, ABD’nin sunduğu barış planlarına destek verdiklerini, ancak bunun BM’nin yerine geçecek yeni bir örgüt aracılığıyla yapılmasına karşı olduklarını açıkladı. Trump’ın Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron’a yönelik kişisel çıkışları ise diplomatik gerilimi daha da tırmandırdı.

Yürütme Kurulu ve Gazze Yürütme Kurulu

Beyaz Saray, Barış Kurulu’na paralel olarak bir “Yürütme Kurulu” ve özel bir “Gazze Yürütme Kurulu” oluşturulduğunu duyurdu. Bu yapılarda Trump’a yakın isimlerin ağırlığı dikkat çekiyor. Dışişleri Bakanı Marco Rubio, Ortadoğu özel temsilcisi Steve Witkoff ve Trump’ın damadı Jared Kushner öne çıkan isimler arasında.

Eski İngiltere Başbakanı Tony Blair ve büyük yatırım fonu yöneticilerinin de süreçte rol alması, girişimin insani ve hukuki boyutundan çok ekonomik ve jeopolitik çıkarlar etrafında şekillendiğini gösteriyor.

Gazze Yürütme Kurulu’nun; Hamas’ın silahsızlandırılması, uluslararası güvenlik gücünün konuşlandırılması ve bölgenin yeniden inşası gibi son derece hassas başlıklardan sorumlu olacak olması Filistin tarafında ciddi kuşkularla karşılanıyor. Kurulun, Gazze’de görevlendirilecek Filistinli teknokratlar üzerinde de denetim yetkisine sahip olması, “yerel iradenin tamamen devre dışı bırakılması” anlamına geliyor.

Türkiye’nin Yaklaşımı ve Gazze Politikası

Türkiye, Gazze meselesinde uzun süredir insani yardım, ateşkesin korunması ve Filistinlilerin siyasi iradesinin tanınması yönünde yapıcı bir politika izliyor. Bu nedenle Barış Kurulu’nun Gazze’de üstleneceği rol, Ankara açısından yakından izleniyor. Türkiye, özellikle Filistin tarafının karar alma süreçlerinden dışlanması riskine dikkat çekiyor.

Beyaz Saray tarafından açıklanan bilgilere göre, Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, Gazze sürecine odaklanan yürütme mekanizmasında yer alan isimler arasında bulunuyor. Bu durum, Ankara’nın sürecin tamamen dışında kalmadığını, aksine sahadaki uygulamalara dair söz sahibi olmayı hedeflediğini gösteriyor. Türkiye, Gazze’de kalıcı ateşkesin korunması, zorunlu göç veya demografik mühendislik girişimlerinin engellenmesi ve yeniden inşa sürecinde Filistinlilere her türlü yardımın yapılması konusunda yönlendirici bir güç olmayı planlıyor.

Mirat Haber – YouTube

 

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.