
Merkez Bankası Başkanı’nın son enflasyon raporu sunumunda, Türkiye’deki yaklaşık 600 milyar dolarlık yastık altı altını “servet etkisi” üzerinden enflasyonun sorumlusu ilan etmesi, rasyonel bir iktisadi tespitten ziyade, halkın elindeki somut güce göz dikmiş bir operasyonel aklın ön sözüdür. “Altın fiyatları artıyor, halk kendini zengin hissedip harcama yapıyor, bu da dezenflasyonu engelliyor” argümanı, gerçeklerle bağdaşmayan, içi boş bir manipülasyondan ibarettir.
Öncelikle şunu sormak gerekir: Yastık altında duran, piyasaya girmeyen, borca karşılık tutulan veya kara gün dostu olarak saklanan altının kime ne zararı var? Bu altınlar bozdurulup piyasada bir talep patlaması yaratmıyor. Ne borsaya ne dövize ne de faizlerin arşa çıktığı bu ortamda gayrimenkule akıyor. Halk, mevcut gelirleriyle ev veya araba alması imkansız hale getirildiği için, elindeki üç kuruşu korumak adına küçük tasarruflara yönelmektedir. Bu durum enflasyonu tetiklemek bir yana, parayı piyasadan çekerek mevcut iktisadi modelin “talep kısma” politikasına aslında hizmet etmektedir.
Merkez Bankası’nın bu çıkışının ardındaki asıl niyet, borca dayalı küresel finans sisteminin halkın elindeki son kaleyi de ele geçirme arzusudur. Altın sertifikaları ve dijital para dayatmalarıyla, insanların elindeki fiziksel, bağımsız değeri alıp yerine sistem tarafından her an kontrol edilebilen, dondurulabilen veya vergilendirilebilen dijital rakamlar koymak istenmektedir. 1930’lu yıllarda Amerika’da uygulanan “altın toplama” zorbalığının modern ve dolaylı bir versiyonu ile karşı karşıyayız. Önce “enflasyon sebebi” diyerek değersizleştirme ve suçlama, ardından yüksek vergiler veya kısıtlamalarla halkı banka sistemine köle etme süreci işletilmektedir.
Halkın dişinden tırnağından artırdığı üç gram altını enflasyonun suçlusu ilan eden Merkez Bankası, önce kendi bilançosundaki devasa deliklerin hesabını vermelidir.
Ocak ayında ödenen 445 milyar liralık faiz kime gitmiştir? Yıl sonunda 3 trilyon lirayı aşması beklenen bütçe faiz yükü, kimlerin cebini doldurmaktadır?
Merkez Bankası’nın asıl varlık amacı her ne kadar fiyat istikrarı dense de fiyat istikrarsızlığının temel nedeni faizle para yaratma ve sistemi borca bağlama politikaların uygulayıcı başı olarak; halkı ve devleti borçlandırarak küresel elitlerin bankacılık sistemine hizmet etmektir. Kendi yarattıkları borç sarmalının ve ödedikleri astronomik faizlerin faturasını, yastık altındaki altına kesmek tam anlamıyla bir şark kurnazlığıdır.
Sonuç olarak; halkı bankaların ve faiz sisteminin kölesi haline getiren bu düzen, şimdi de halkın özgürlük alanı olan altına göz dikmiştir. Enflasyonun sebebi yastık altındaki altın değil, üretimi bitiren, ticareti faize boğan ve halkın emeğini “finansal ilahlar” adına sömüren bu çarpık sistemdir. Milletin altınlarını hedef alan bu söylemlere karşı durmak, sadece bir ekonomik tercih değil, bir özgürlük mücadelesidir.
Yunus Ekşi
Mirat Haber – YouTube