
Cumhuriyet değerlerine bağlılığı, Atatürkçü ve Kemalist kimliğiyle tanınan Emekli Amiral Cem Gürdeniz, jeopolitik analizlerinde ideolojik kalıpların ötesine geçerek çarpıcı bir tarihsel perspektif sundu. Sol bir gelenekten gelmesine ve sıkı bir Cumhuriyet savunucusu olmasına rağmen Gürdeniz, Filistin meselesini değerlendirirken Osmanlı Devleti’nin bölgedeki adaletli yönetimini ve kurduğu barış iklimini (Pax Ottomana) bir referans noktası olarak işaret etti.
Gürdeniz, Filistin’in 600 yıl boyunca bir Osmanlı eyaleti olarak korunduğunu hatırlatarak, o dönemin bugünle kıyaslanamaz bir huzur dönemi olduğunu vurguladı. Kemalist bir stratejist olarak, tarihin nesnel bir okumasını yapan Gürdeniz’e göre:
Bazı Orta Asya Türk Cumhuriyetlerinin dış politika tercihlerine dair derin endişelerini dile getiren Gürdeniz, “İbrahim Anlaşmaları” ve İsrail ile yakınlaşma süreçlerini “üzücü ve ürkütücü” bulduğunu belirtti. Gürdeniz, Türk kimliğinin temelinde yatan ahlaki pusulayı şu sözlerle hatırlattı:
“Türklüğün asaleti; her zaman ezilenin, acı çekenin ve mazlumun yanında olmaktan gelir. Filistin halkının uğradığı bu büyük katliam karşısında sessiz kalmak, Türk medeniyetinin tarihsel misyonuna aykırıdır.”
İsrail’in “vaadedilmiş topraklar” gibi eskatolojik ve teolojik iddialarla devasa jeopolitik teoriler üretmesine karşılık, Anadolu gibi devasa bir coğrafyada oturan Türkiye’nin daha güçlü bir karşı argümanı olması gerektiğini savundu:
“Seçilmiş ırkız” diyen ve dini metinleri yayılmacılık için kullanan bir yapıya karşı, Türk devlet aklı kendi tezini masaya koymalıdır. İnsanlar bu kadar zulme uğruyorsa, bu acıyı çektirenin karşısında durmak sadece bir tercih değil, tarihsel bir sorumluluktur.