
ABD-İsrail ve İran Savaşı Üzerine
Kesin olarak iman ediyoruz ki bu kâinatın tek sahibi Allah’tır. O, her şeyi görendir ve merhametlilerin en merhametlisidir. O’nun izni ve bilgisi dışında bu evrende bir kıpırtı bile olmaz. Ancak bizler bu dünyada bir imtihan için bulunuyoruz. Allah’ın yaptıklarını sorgulamak bize düşmez; bizim sorumluluğumuz, bize yüklenen teklif (emir ve yasaklar) çerçevesinde hareket etmektir. Asıl imtihan edilen biziz. Hayata ve olaylara nasıl bir perspektiften baktığımız, onları nasıl değerlendirdiğimiz, bu doğrultuda nasıl bir düşünce yapısı ve duruş sergilediğimizle yükümlüyüz.
Unutmayalım ki ABD ya da benzeri güçler gerçek anlamda güçlü değildir; asıl güç sahibi Allah’tır. Kendilerini güçlü zannedenler, aslında bir sinekten ya da mikroptan dahi korunmaktan aciz zavallılardır. Tarih, buna defalarca şahitlik etmiştir.
Bizim asli görevimiz, iman etmek, imanımızın gereği gibi yaşamak, düşünmek ve olaylar karşısında imanımızın gerektirdiği tavrı sergilemektir. Bu, dini kendi anlayış ve yaşamımıza uydurmak değil, tam tersine Allah’ın emirleri doğrultusunda hareket etmektir.
Şu hususu da özellikle belirtmek isterim: İran’ın Suriye’de, Irak’ta ve Kürtlere yönelik politikalarının ne olduğunu herkesten iyi biliyoruz. Fakat Batı’nın, özellikle de Siyonist Yahudilerin insanlığa neler yaptığını da çok iyi görüyoruz. Bununla birlikte, İran’ın olası bir kaybının Türkiye’ye ve tüm Ortadoğu’ya neler getireceğini daha da iyi kavrıyoruz. Böyle bir senaryoda, dünyada sadece birkaç bağımsız ülke dışında bağımsız hiçbir devlet kalmayacak. Küresel güçler, istedikleri kişi ya da grupları (ne yazık ki “satılmış köpekler” dediğimiz işbirlikçileri) rahatlıkla iktidara taşıyıp istemediklerini saf dışı bırakabilecek.
Şöyle düşünebilirsiniz: “Önceden de durum bundan farklı mıydı?” Evet, geçmişte de benzer oyunlar oynanıyordu ancak hâlâ tam anlamıyla istediklerini dayatamıyorlardı. Fakat artık öyle bir noktaya geliniyor ki bağımsızlık ya da demokrasi beklentisi olanlar, bu kavramları hayal dahi edemez hale gelecek. Ne var ki basiretsiz, kalbine iman tam olarak yerleşmemiş sözde Müslümanların bu hakikatleri görmesi mümkün değildir.
İslami Haber ”MİRAT” – YouTube
Kişilerde olduğu ülkelerde de menfatler hep ön planda kaleminize sağlık depiğerli hocam