
ABD Başkanı Donald Trump’ın, Basra Körfezi’nde artan gerilim karşısında İran’a ait kritik petrol noktalarından biri olan Hark Adası’nı kontrol altına almayı değerlendirdiği öne sürüldü. Haberlere göre Washington, Körfez’de petrol tankerlerinin alıkonulması ve deniz trafiğinin engellenmesi gibi durumların devam etmesi halinde adaya yönelik askeri seçenekleri masaya yatırıyor.
Hark Adası, İran kıyılarına yaklaşık 25–30 kilometre mesafede bulunuyor ve küçük yüzölçümüne rağmen ülkenin petrol ihracatının yüzde 85–95’inin geçtiği bir merkez olarak öne çıkıyor. Adadaki dev depolama tankları, süper tankerleri karşılayabilecek limanlar ve geniş boru hattı ağı, İran petrolünü hem ülke içinden taşıyor hem de dünya piyasalarına ulaştırıyor. Başlıca alıcılar arasında Çin pazarı öne çıkıyor. Bu nedenle adanın kontrol altına alınması, Tahran’ın gelir kaynaklarını ciddi biçimde zayıflatabilir.
ABD, Hark Adası’nı doğrudan kontrol ederek petrol akışını yönetmeyi ve gelecekte olası siyasi değişiklikler durumunda altyapıyı kullanabilmeyi hedefliyor. Ancak böyle bir adım, kara birlikleri konuşlandırmayı gerektirdiği için çatışmanın sadece hava saldırısıyla sınırlı kalmayıp doğrudan kara çatışmasına dönüşme riskini artırıyor. İran’ın misilleme olasılığı, bölgedeki enerji altyapısına saldırılar ve Hürmüz Boğazı’nda deniz trafiğinin tehlikeye girmesi gibi riskler de mevcut. Küresel petrol ticaretinin yaklaşık beşte biri bu dar boğazdan geçtiği için herhangi bir kriz, enerji fiyatlarında hızlı yükselişlere yol açabilir.
ABD, daha az riskli bir alternatif olarak Hürmüz Boğazı’nda uluslararası bir deniz koalisyonu oluşturmayı da değerlendiriyor. Amaç, ticari gemilere eşlik ederek petrol sevkiyatının kesintiye uğramasını önlemek ve İran’ın deniz ticaretini baskı aracı olarak kullanmasını engellemek. Bu koalisyonun hayata geçmesi için Japonya, Güney Kore, Çin ve bazı Avrupalı müttefiklerin desteği gerekiyor.
Hark Adası, küçük yüzölçümüne rağmen stratejik önemiyle ABD ile İran arasındaki mücadelenin odak noktası haline geldi. Petrol altyapısının korunması, enerji akışının kontrolü ve ekonomik baskı potansiyeli, adayı hem bölgesel hem de küresel enerji piyasaları açısından önemli bir hedef yapıyor. ABD’nin açıklamalarına göre adaya yönelik hava saldırıları gerçekleşmiş olsa da İran, petrol tesislerinde herhangi bir hasar olmadığını belirtiyor.