İşgal ordusu İsrail, Lübnan’ın güneyinde yer alan Ras el-Bayada bölgesine doğru ilerleyerek Litani Nehri’ne kadar uzanan bir hatta konuşlandı. Söz konusu hareket, daha önce Gazze sınırında uygulanan ve “sarı hat” olarak adlandırılan geçici güvenlik modelinin Lübnan sahasına taşınması olarak değerlendiriliyor. İşgalci İsrail, Litani Nehri’ni kalıcı bir sınır haline getirme planı olmadığını belirtirken, bölgenin “ateş hattı” olarak kontrol altında tutulacağı ifade ediliyor.
Sahadaki askeri hareketlilik genişlerken, Siyonist İsrail hükümetinin Güney Lübnan’da Litani’ye kadar uzanan bir güvenlik kuşağı oluşturma hedefi ile ordunun mevcut kapasitesi arasındaki uyumsuzluk dikkat çekiyor. İsrail yönetimi, bölgede daha geniş bir kontrol alanı talep ederken, askeri kaynaklar mevcut koşullar altında bu hedeflerin sürdürülebilirliğine dair soru işaretleri bulunduğunu aktarıyor.
Çatışmaların insan maliyetine ilişkin veriler de kamuoyuna yansımış durumda. Nahal Tugayı’nda görev yapan askerlerin aileleri, artan kayıplara dikkat çekerek siyasi ve askeri yetkililere çağrıda bulundu. Açıklanan bilgilere göre şu ana kadar 10 asker ve 3 sivil hayatını kaybetti, 20 asker yaralandı. Aileler, özellikle hava desteğinin yetersiz kaldığını dile getiriyor. İsrail hava kuvvetlerinin bir bölümünün İran’a yönelik operasyonlara ayrılması, Lübnan’daki birliklerin daha sınırlı destekle hareket etmesine neden oluyor.
İsrail’in sahadaki stratejisi kapsamında, Hizbullah saldırılarının kuzey İsrail’deki sivil yerleşimlerden uzaklaştırılarak askeri hedeflere yönlendirilmesi hedefleniyor. Bu yaklaşımın sivilleri korumaya yönelik olduğu belirtilirken, askerlerin daha yüksek risk altında kalmasına yol açtığı yönünde eleştiriler de bulunuyor. Asker aileleri, geçici tahliyeler, sığınak kapasitesinin artırılması ve korunaklı alanların genişletilmesi gibi alternatif önlemler öneriyor.
Güvenlik değerlendirmelerine göre Hizbullah’ın İsrail’in merkez bölgelerine yönelik yoğun saldırı kapasitesinin sınırlı olduğu, buna karşılık güney Lübnan’da gerilla taktikleriyle etkili olmaya devam ettiği ifade ediliyor. Günlük yaklaşık 200 roket ve insansız hava aracının kuzey İsrail ve askeri hedeflere yöneldiği belirtiliyor.
Askeri analistler, mevcut kuvvet yapısının belirlenen hedeflerle tam uyumlu olmadığını değerlendiriyor. 2006 savaşında görev almış bazı isimler, sahadaki birlik sayısının yetersiz kaldığını ifade ediyor. Mevcut koşulların, geçmişte zırhlı birliklerin tanksavar saldırılarına maruz kaldığı senaryolarla benzerlik gösterdiği aktarılıyor.
İsrail’in aynı anda birden fazla cephede faaliyet yürütmesi, askeri ve lojistik kaynaklar üzerinde baskı oluşturuyor. İran’la yaşanan gerilim ve Batı Şeria’da sivillere karşı yapılan operasyonlar, ordunun kapasitesini bölerek Lübnan’daki harekâtın süresi ve sonuçlarına ilişkin belirsizlikleri artırıyor.