
Kahramanmaraş’ta 15 yaşındaki bir öğrencinin, sanal medyadaki oyunları örnek alarak, okulunda silahlı bir katliam yapması, birçok kurum ve yetkili tarafından şiddetle kınandı ve okul güvenliği konusunu gündeme getirdi. Acaba, bu durum sadece güvenliğin arttırılması ile önlenebilecek mi, sanmıyorum.
Terörün Kaynağına İnmek
Bu olay, failin yaşı küçük de olsa, sosyal sistemde çocuk yaşta birinin nasıl bir terör makinası haline geldiğini gösterir. Aslında bu durum, çocuklarımızın yetiştirilmesindeki eksikliği ve yanlışlığı ortaya koyan önemli bir vak’a. Ayrıca, insanın iyi eğitilmediği zaman, nasıl bir canavar haline gelebileceğini gösteren çok rahatsız edici bir örnek.
Halbuki şimdiye kadar sanal ve sosyal medya (!) nın, medya fonksiyonun çok ötesinde, bir toplumun ahlak ve kültürünün temelini yok edici yönü, çok farklı kişi ve platformlarda dile getirilerek, bu tehlikeye dikkat çekiliyordu. Yazarlar, araştırmacılar ve eğitimciler, bu konuyu sürekli gündeme getiriyorlardı. Ama, bütün bu ikazlar, çocuklarımızı yetiştirme konusunda, ciddi adımların ortaya konulmasına imkan vermedi. Eğitim, sadece bilgi meselesi olarak görüldü ve eğitim ise, teknoloji geliştirme ve mesleğe nitelikli insan yetiştirme olarak kabul edildi. Evet bu manzara Türkiye’de Milli Eğitim anlayışının ne kadar sığ ve gerçek dışı temellere oturmuş olduğunun acı manzarasıdır!…
Çocuklarımızın iyi eğitilmesi, yıllardan beri önemli bir boşluk ve ilgisizlik içindeydi ve tarihi, kültürel temellerimize uygun olmayan “Batıcı eğitim anlayışı”, bizleri kendi ahlaki ve kültürel gerçeklerimizin dışında bir eğitim sistemine adapte etmişti.. Bu konuyu, yıllardan beri anlatmakta ve yazmamıza rağmen, ısrarla insanı, sadece dış özellikler, maddi imkanlar ve teknolojik çalışmalar çerçevesinde yetiştirmeye (!) yönelik çabalar, bizleri bu noktaya getirdi. Çocuklarımızın çeşitli zamanlarda dijital oyun ve mecralar sonunda arkadaşlarına yönelik bazı şiddet ve saldırı eylemleri yanında, bu oyun ve kurgular yoluyla intihar ettiklerine daha önce şahit olmuştuk. Ama, bunların hiçbirinden ders alamadık!..
Şiddetin Sebebi Olarak Yanlış Kültürlenme
Öncelikle konunun güvenlik görevlileri veya terör uzmanları tarafından değil; sosyologlar, kültür ve fikir adamları ile ilahiyatçılar tarafından irdelenmesi gerekiyor. Daha sonra, Psikologların ve din ve ahlak uzmanlarının, bu kesimlerin bulgularına yönelik çözüm teklifleri ortaya koymaları gerekiyor. Bu yol, metot olarak son derece önemlidir. Sosyal problemlerin çözümü önce, genel manada sosyologlar tarafından çok yönlü incelenmesi gerekiyor. Elbette bu konuda, ilim ve fikir adamlarının değerlendirmeleri önem taşımaktadır. Arkasından, kişi veya grupların bazlı özelliklerinin psikologlar; kültürel ve manevi eğitim açısından da din ve ahlak değerlerinin yeterli bir şekilde eğitimde işlenmesi gerekiyor.
Türkiye’deki eğitim ve rehabilitasyon ve psikolojik değerlendirmelerin, Batı kaynaklı bilgi ve metotlar ile yürütülmesi, önemli teşhis ve tedavi yanlışlarına yol açmaktadır. Artık, bu ezberci ve sosyal yapıların özelliği konusu, araştırmalarda önem arz etmelidir. Bunları yıllarca uyguladık, fakat çözüm olarak somut neticeler elde edemedik!..
Her hastaya aynı tedavi şeklinin uygulanmaması gibi bir gerçeklik kabul edilmeli, sosyal problemlere, sosyo-kültürel çözümler üretilmelidir.
Ayrıca, sanal mecraların ahlak ve kültür değerlerimizin dışındaki konuları sürekli ele almaları, insan eğitiminde farklı anlayış ve tutumların benimsemesine yol açarak, insanların ruh ve düşünce dünyalarında bir çelişkiye sebep olmaktadır. Batılı eğitim ve yaşayış felsefesindeki bencil ve kuralsız yönelişler, bizim insanımız ve çocuklarımızı için örnek veya model olmamalıdır.
Film, dizi ve çeşitli çocuk romanlarının kahramanlarının birçoğu, yabancı ülkelerin kendi sosyal problemleri üzerine kurulu olduğundan dolayı, bizim çocuklarımızın dünyasını işgal etmemelidir. Yetmişli yaşlardaki bizler bile, çocukluğumuzda İngiliz, Fransız, İsveç, Hollanda gibi ülkelerin kendi anlayış ve yaşama şartlarına göre uyarladıkları hikaye, roman ve filmleri ile büyüdük. Bunun manası şudur: Biz, kendi çocuklarımız için tarihimizden herhangi bir örnek veya olay bulamıyoruz demektir!.. Böyle saçma ve anlamsız bir görüşe kaç kişi “evet” diyebilir?..
Evet, Kahramanmaraş’taki olay, aslında ruh ve fikir dünyamızda yabancılaşmış olay veya kahramanların çocuklarımızın dünyalarında ortaya çıkardığı “kültürel bir anarşi”dir!.. Bu anarşiyi, toplum olarak kabul etmiyor ve kendi tarihi, kültürel ve ahlaki dünyamızdaki kişi, olay ve tarihi gerçekler ile eğitimin yeniden yapılanmasını istiyoruz!.. Yoksa, söz ve sloganlar ile milliyetçi ve muhafazakar olmanın, problemleri halletmediğini tekrar tekrar görmeye devam edip, sosyal yıkıma şahit olacağız!