
İsrail’de yayımlanan bir gazete, 1948 Filistin Harbi sırasında Mısır ordusuna darbe indirmek ve ikmal hatlarını kesmek maksadıyla yürütülen gizli bir harekâtı ilk kez ifşa etti. Tel Aviv’in, İngiltere’den Bristol Beaufighter tipi harp uçaklarını hileli yöntemlerle temin ederek Mısır kuvvetlerine karşı kullandığı operasyon, Calcalist gazetesi tarafından gün yüzüne çıkarıldı.
Gazete, İsrailli pilot Emmanuel Tsur’un 1948 yılında İngiltere’de 12 adet Beaufighter uçağından müteşekkil son derece kıymetli bir imkânla karşılaştığını yazdı. Küresel silah ambargosu altında bulunan İsrail için bu uçaklar, tam da ihtiyaç duyulan ağır ateş kudretini temin edebilecek mahiyetteydi.
Calcalist, Tsur’un bu uçakları ülkeye getirmek için “çılgınca bir tertip” ve İngiltere’ye karşı kapsamlı bir aldatma planı yürüttüğünü belirtti.
Hikâyenin Merkezindeki İsim: Emmanuel Tsur
Haberde, hadisenin baş aktörü olarak İsrailli pilot Emmanuel Tsur gösteriliyor. Galiçya doğumlu Tsur, küçük yaşlardan itibaren havacılığa meyletti; 1930 yılında Fransa’ya giderek hava seyrüseferi tahsili gördü.
Daha sonra Filistin’de ilk uçuş muallimlerinden biri oldu; Haganah ve Palmach gibi Siyonist silahlı teşekküllere uçak kullanımını öğretti. 1936 yılında “Aviron” adlı ilk Yahudi havacılık teşebbüsünde başpilot olarak görev aldı ve bu süreçte Fransa ile İngiltere’de geniş bir irtibat ağı tesis etti.
1947 yılı sonunda, İngiltere ve ABD’nin öncülüğünde Yahudi topluluğuna uluslararası bir silah ambargosu uygulanmıştı. Bu dönemde Tsur, işgal altındaki Kudüs’te bulunan Yahudi Ajansı binasına çağrıldı ve David Ben-Gurion ile görüştü. Ben-Gurion, İsrail devletinin ilanının yakın olduğunu; ancak Arap ordularıyla savaşın kaçınılmaz bulunduğunu kendisine bildirdi.
Strateji: Cepheden Değil, İkmal Hatlarından Vurmak
Ben-Gurion, muhtemel savaşta hayatta kalma ihtimalinin son derece düşük, zafer ihtimalinin ise yok denecek kadar zayıf olduğunu açıkça ifade etti. Zira Arap orduları; teçhizat, mühimmat ve imkân bakımından Yahudi kuvvetlerine nispetle ezici bir üstünlüğe sahipti.
Bu sebeple strateji, doğrudan cephede üstünlük kurmaktan ziyade, düşmanın ikmal hatlarını kırılgan hâle getirmeye matuf olarak belirlendi. Silah sevkiyatları, tıbbî malzemeler, yedek parçalar ve takviye birlikler hedef alınabilirse, Arap kuvvetlerinin ilerleyişi yavaşlayacak, hatta durma noktasına gelebilecekti.
Bu doğrultuda Tsur’dan, “uçabilen ve ateş edebilen her ne varsa” temin etmesi istendi. Kendisi İngiltere’de hava kuvvetleri adına satın alma sorumlusu olarak görevlendirildi. O dönemde İngiltere, II. Dünya Savaşı artığı uçaklar bakımından adeta bir hazine mahiyetindeydi.
İngiltere: Uçak Arayanlar İçin Bir Hazine
Kraliyet Hava Kuvvetleri ve Donanması’nın envanterinde yaklaşık 9.000 uçak bulunuyordu; buna ilaveten benzer sayıda uçak da ABD’den kiralanmıştı. Savaş artığı bu uçakların büyük kısmı artık hizmet dışı sayılıyor, satışa çıkarılıyor yahut hurdaya ayrılıyordu.
Tsur, bağlantılarını devreye sokarak İngiltere genelinde pilotlar, teknisyenler ve aracılardan müteşekkil bir ağ kurdu. Sahte belgeler ve izinler vasıtasıyla eğitim, nakliye ve keşif uçaklarını İsrail’e ulaştırmayı başardı.
Ancak İngiliz makamları durumun farkındaydı; ambargonun delinmesine karşı dikkatli ve teyakkuz hâlindeydiler.
“Uçan Boksör”: Beaufighter Fırsatı
1948 Haziran’ında Tsur’un adamlarından biri kritik bir haber getirdi: Bir İngiliz koleksiyoner, 12 adet Beaufighter uçağını -tam bir filo hâlinde- satışa hazırlıyordu.
Tsur bu haberi duyduğunda gözleri parladı. Zira Beaufighter, sıradan bir avcı uçağı değil; güçlü ateş kudretiyle temayüz etmiş ağır sınıf bir harp makinesiydi. Bristol firması tarafından Beaufort hafif bombardıman uçağından geliştirilen bu çift motorlu platform, hızdan ziyade ateş gücü, menzil ve dayanıklılık esas alınarak inşa edilmişti.
Özel motor yapısı sayesinde daha sönük bir ses çıkarıyor, bu da hedeflere fark edilmeden yaklaşmasına imkân tanıyordu. II. Dünya Savaşı’nda Akdeniz’de gemilere taarruz etmiş, Kuzey Afrika’da kara hedeflerini imha etmiş ve radar desteğiyle gece görevlerinde kullanılmıştı.
Uçağın gövdesinde dört adet 20 mm Hispano topu, kanatlarında ise altı adet 7.7 mm makineli tüfek bulunuyordu. Bu silah tertibi, saniyede yaklaşık 170 mermiye ulaşabilen yoğun bir ateş gücü sağlıyordu. Bu ölçekte bir ateş kudreti, gemi kumanda merkezlerini imha edebilecek, konvoyları kısa sürede harap edebilecek mahiyetteydi.
Takip Altında Bir Alım ve Tehlikeli Karar
Koleksiyoner, uçakları tanesi 1.500 sterline satıyordu. Ancak İngiliz güvenlik birimleri Tsur’un faaliyetlerinden şüphelenmiş ve kendisini takibe almıştı.
Tsur, uçakları yerinde görmek üzere Fransa’dan İngiltere’ye gece vakti, alçak irtifada uçarak gizlice geçti. Karşılaştığı manzara beklentisinin gerisindeydi: Uçakların çoğu yıpranmış, bazıları sökülmüş vaziyetteydi. Yalnızca altı tanesi onarılabilir durumdaydı.
Buna rağmen fırsat kaçırılamayacak kadar büyüktü. Yapılan pazarlık neticesinde anlaşma sağlandı; onarım da satış bedeline dâhil edildi.
Sinema Perdesi Altında Kurulan Aldatma Tertibi
Asıl güçlük şimdi başlıyordu: Bu uçakların İngiltere’den çıkarılması.
Tsur ve ortağı Terence Fernfield, bu engeli aşmak için sıra dışı bir plan kurdu. “Air Pilot Film Company” adlı bir yapım şirketi kurarak savaş filmi çekeceklerini ilan ettiler. Senaryo yazıldı, yaklaşık 40 kişilik bir ekip teşkil edildi ve çekimler başlatıldı.
Her şey gerçek bir film prodüksiyonu gibi ilerledi; İngiliz yetkililerin şüpheleri zamanla zayıfladı.
Bir süre sonra çekimlerin İskoçya’da devam edeceği bildirildi. Uçaklar bu maksatla havalandı—ancak varış noktalarına ulaşmadı. Havalandıktan sonra yön değiştiren uçaklar, alçak irtifaya inerek İsrail’e yöneldi ve bu suretle kaçırıldı. Avrupa basını bu hadiseyi “filmleri aratmayan bir hile” olarak duyurdu.
Cephede Kullanım ve Karşılaşılan Zorluklar
Uçaklar İsrail’e ulaştı; ancak ciddi teknik müşküller barındırıyordu. Bakımları güçtü, özel ekipman gerektiriyordu ve sık sık arıza veriyordu. 103. Filo’ya tahsis edilen bu uçaklar, güney cephesinde Mısır kuvvetlerine karşı kullanıldı.
15 Ağustos’ta bir Beaufighter, Gazze açıklarında bir Mısır uçağıyla girdiği çatışmada, rakibini alçak irtifaya çekerek denize çakılmasına sebep oldu.
19 Ekim’de Irak Suwaydan mevkiine yönelik saldırıda ise bir Beaufighter düşürüldü ve mürettebatı hayatını kaybetti.
Uçaklar yalnızca dört ay hizmet verebildi. Hayatta kalanlar, yedek parça yokluğu sebebiyle hizmet dışı bırakıldı.
Netice ve Sonraki Süreç
Tsur, savaş boyunca farklı yollarla toplam 18 uçak daha temin etti. Bunlar arasında Mosquito tipi bombardıman uçakları da bulunuyordu. Ayrıca Handley Page Halifax tipi ağır bombardıman uçağını da satın aldı; ancak bu uçak ülkeye iniş sırasında kaza yaparak kullanılamaz hâle geldi.
Savaş sonrasında Tsur, Lod Havalimanı’nın ilk müdürü oldu ve İsrail havacılığının gelişiminde mühim roller üstlendi. 1991 yılında vefat etti.
Tarihî Arka Plan
1948’den sonra Mısır ile İsrail arasında birçok savaş yaşandı: 1948 Filistin Harbi, 1956 Süveyş Buhranı, 1967 Altı Gün Harbi, Yıpratma Savaşı ve 1973 Ekim Harbi bunların başlıcalarıdır. Bu süreç, 1978 Camp David Mutabakatı ve 1979 Barış Antlaşması ile nihayete ermiş; İsrail Sina’dan çekilmiş ve iki ülke arasındaki harp hâli sona ermiştir.
Kaynak: Calcalist
Tercüme: Ahmet Ziya İbrahimoğlu
İSLAMİ HABER “MİRAT”