islami haberdini haberortadoğu haberleriislam coğrafyası
DOLAR
45,1851
EURO
52,9418
ALTIN
6.741,71
BIST
14.351,74
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul
Az Bulutlu
16°C
İstanbul
16°C
Az Bulutlu
Cuma Hafif Yağmurlu
11°C
Cumartesi Çok Bulutlu
14°C
Pazar Hafif Yağmurlu
13°C
Pazartesi Hafif Yağmurlu
15°C

Varlığın ve Bilginin Dengesi: İlahi Adaletin Ontolojik ve Epistemolojik Ölçekleri…

Varlığın ve Bilginin Dengesi: İlahi Adaletin Ontolojik ve Epistemolojik Ölçekleri…
30/04/2026 11:59
A+
A-

Varlığın ve Bilginin Dengesi: İlahi Adaletin Ontolojik ve Epistemolojik Ölçekleri…

Giriş: Adaletin Çok Boyutlu Doğası…

 Her kavramda olduğu gibi adalet kavramı da çoklu bir anlam dünyasına haizdir. İlahi bir sıfat olarak adalet, yaratılışın adalet üzere oluşu ve toplumsal bir zemin olarak adalet, insanın kendisine ve yaratılışa yönelik adaleti ve Yaratıcısına karşın göstereceği kulluğun mahiyetini belirlemede adalet, temel bir noktadır. Adalet kavramı aynı zamanda ilişkiler ağı içinde ilişkilerin mahiyetini belirlemede de temel bir kurallardır.

Adalet mefhumu, sadece hukuki bir terim değil, yaratıcı ile yaratılan, insan ile kainat ve insanın kendi iç dünyası arasındaki dengeyi temsil eden temel bir özelliktir. Barışın ikame edilmesi ve güven ortamının (emniyetin) tesis edilebilmesi ancak adaletin gözetilmesiyle mümkündür. Bu bağlamda adalet, Allah’ı anlamanın temel imkânlarından biri olarak karşımıza çıkar; çünkü Allah’ın “Adil” sıfatı, O’nun her şeyi yerli yerinde, zamanında ve mekanında, hususiyetlerini tam vererek yaratmasını ifade eder. Maturidi’nin ifadesiyle adalet, “taşı hikmetle gediğine koymak”, yani her varlığı olması gereken konuma, ne eksik ne fazla olacak şekilde yerleştirmektir,

I.Adaletin Ontolojik Boyutu: Kozmik Denge ve Yaratılış

Adaletin birinci temel özelliği, yaratıcı ile yaratılan varlık arasındaki dengenin korunduğu ‘ontolojik’ boyutudur. Bu düzeyde adalet, varlığın saf ve sağlam bir ilişki üzerine kurulmasını sağlar; hiçbir varlık kendi varlık sebebinin dışına itilmez ve Allah her varlığa, yaratılış amacına uygun hareket etme imkânını engelsiz bir şekilde verir. Adalet, mükâfat ve cezanın katışıksız bir gerçeklik oluşunun teminatıdır.

Varlık hiyerarşisinin her katmanında gözlemlenen bu ontolojik denge, yaratılışta hiçbir boşluğun olmamasıyla kendini gösterir. Kâinata bakıldığında yıldızların, ayın ve güneşin kendi eksenlerinde bir “yüzme” (tesbih) halinde hareket etmesi, ilahi adaletin bir sonucudur. Bu kozmik düzen, adaletin aynı zamanda muazzam bir ‘sanatla’ perçinlendiğini kanıtlar; zira her zerre kendine has özellikler taşır ve hiçbir şey bir diğerinin kopyası değildir. Allah’ın yaratıcı vasfı adalet üzere kurulu olduğu için, kâinat “adalet fırçasıyla çizilmiş bir tuval” gibidir.

II.Adaletin Epistemolojik Boyutu: Bilgi, Hukuk ve İnsan İlişkileri

İnsan açısından adaletin ikinci boyutu ‘epistemolojik (bilgi)’ düzeyde açığa çıkar. İnsan, yukarıdan aşağıya tasarımlanmış bir varlık olsa da adaleti aşağıdan yukarıya, yani yaşayarak ve öğrenerek kavrar. Epistemik zeminde adalet, iki temel hak tanımıyla ilişkilidir:

  1. İlahi Haklar: Allah’ın insanlara, hayvanlara ve bitkilere doğuştan verdiği haklar.
  2. Sosyal Sözleşme: İnsanların kendi aralarında oluşturdukları hukuki ve sosyal haklar.

Hukuk, bu tanımlanmış haklara riayet etmektir. Bilgi düzeyinde adaleti sağlayamayan bir bireyin, varlık düzeyindeki adaleti kavraması mümkün değildir. İnsanın anne-babasına, çocuklarına ve toplumun her kesimine karşı tutumu, onun adalet eğitiminin bir parçasıdır. Bu beşeri düzlemdeki çaba, kişiyi zamanla ontolojik adalete sıçratır; yani adaletin varlık düzeyindeki karşılığını, herkese hak ettiğini vermenin derinliğini kavramasını sağlar.

III. Adalet, Ahlak ve Niyet İlişkisi…

Adaletin temelinde ve mayasında ‘ahlak’ vardır; ahlakın olmadığı bir yerde ne adaletten ne de sorumluluktan bahsetmek mümkündür. Hem beşeri hem de ilahi düzlemde adalet, bireyin ahlaki duruşuyla şekillenir. Bu noktada ‘niyet’, adaletin işlevselliğinde merkezi bir rol oynar. İlahi adaletin bir tecellisi olarak, insanın iyi bir işe niyet etmesi (yapmasa bile) hayır olarak kaydedilirken, kötü bir düşünceyi eyleme dökmediği sürece ceza verilmemesi, bu adaletin merhametle harmanlanmış bir sonucudur.

İnsan ilişkilerinde adaletin zıddı olarak ortaya çıkan ‘zulüm’, aslında Tanrı’ya değil insana içkin bir durumdur. İnsanın adil davranması muhteşem bir mükâfatla, adaletten şaşması (zulüm) ise şiddetli bir azapla sonuçlanır ki bu da adaletin bir gereğidir. İmtihan ve ahiret meseleleri, ancak Allah’ın adil olması ve her eylemin bir bedeli olacağını peşinen bildirmesiyle anlam kazanır.

IV.Kader ve Sanatsal Mükemmeliyet

‘Kader’, adaletin bir parçası ve tecellisidir. Kaderin ontik tarafı adaletin bir sonucu iken, epistemik tarafı insanın kendi yapıp etmelerinin sonuçlarıyla karşılaşmasıdır. Kâinattaki sistemde hiçbir tekrarın olmaması, her zerrenin kendine has bir sanat eseri gibi işlenmesi, adaletin sistematik ve estetik yönünü gösterir. Bu öyle bir sistemdir ki, galaksilerden zerrelere kadar her şey adalet ve denge üzerine kuruludur.

Sonuç: Hamd ve Şükür Noktası…

İnsan, beşeri düzlemde adaleti ikame ederek ilahi adaletin mahiyetini anladığında, hayatını bu farkındalığa göre düzenlemeye başlar. İlahi adaleti ve Allah’ın sonsuz ‘inayetini’ kavrayan bir insan için artık en büyük huzur kaynağı ‘hamd etmek’/teşekkür etmektir. Bilgi düzeyinde “teşekkür etmeyi” beceremeyen birinin, ilahi düzeyde “elhamdülillah” demesi ve hakiki şükre ulaşması zordur. Sonuç olarak adalet; insanı büyüten, besleyen, ona karakter ve şahsiyet kazandıran, onu varlığın özündeki dengeyle buluşturan evrensel bir ilkedir.

Modern bağlamda ortaya konan adaletin hukuka indirgenmesi ve bunun ‘güç’ ile orantılı bir şekilde işlevselleştirilmesi ile adalet dengesinin konumunu aklı olan her insanın daha derin bir zeminde düşünmesi elzemdir. Bu düşünme, kendi ontolojik yaratılışının gayesini gerçekleştirme açısından da bir zorunluluk addeder. Adalet, lehine veya aleyhine bakılmaksızın bir şeyin icra edilmesini sağlama konusunda bir tereddüt yaşamama halidir.

Abdulaziz Tantik

YAZARIMIZIN DİĞER YAZILARINI OKUMAK İÇİN LÜTFEN BU LİNKİ ZİYARET EDİNİZ

İSLAMİ HABER “MİRAT”

YOUTUBE

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.