
Kurban Bayramı yaklaşırken pazarlarda hareketlilik başladı. Kimisi bütçesine uygun bir hayvan arıyor, kimisi “iri olsun” diye bakıyor, kimisi de “ibadetim eksiksiz olsun” hassasiyetiyle ince eleyip sık dokuyor. Aslında kurban meselesi sadece et meselesi değil; Allah’a yakınlaşma niyetiyle yapılan bir ibadetin, usulüne uygun yerine getirilmesi meselesidir.
Kur’an’ın dikkat çektiği nokta da tam olarak budur: Allah’a ulaşan ne etlerdir ne de kanlar… O’na ulaşan, kulun takvası ve samimiyetidir. İşte bu yüzden kurbanlık seçerken yalnızca kilo hesabı yapmak değil, hayvanın kurban olmaya uygun olup olmadığına da dikkat etmek gerekir.
İslam alimleri, Hz. Peygamber’in hadislerinden hareketle kurbanlık hayvanda bulunmaması gereken bazı kusurları açıkça sıralamışlardır. Çünkü kurban, elde kalmışı değil; mümkün olanın en güzelini Allah için ayırabilme şuurudur.
Öncelikle kurban ibadeti için belli hayvan türleri vardır. Koyun, keçi, sığır, manda ve deve dışında kalan hayvanlar kurban olarak kesilmez. Tavuk, horoz ya da başka bir hayvan “niyet iyi olsa da” kurban yerine geçmez.
Ayrıca bu hayvanların belli bir yaşa ulaşmış olması gerekir. Koyun ve keçide genellikle bir yaş, sığır ve mandada iki yaş, devede ise beş yaş şartı aranır. Ancak koyun altı aylık olduğu halde bir yaşını doldurmuş gibi gösterişli ve gelişmişse bazı alimlerce kurban edilmesi caiz görülmüştür.
Pazarda bazen dışarıdan bakınca iri görünen ama dikkatli incelendiğinde ciddi sağlık problemi taşıyan hayvanlarla karşılaşılabiliyor. İşte burada ölçü, hayvandaki kusurun belirgin olup olmadığıdır.
Mesela:
Çünkü kurbanlık hayvanda aranan şeylerden biri de sağlıklı ve ayıplardan uzak olmasıdır.
Özellikle son günlerde “ucuz” diye alınan bazı hayvanların hasta ya da güçsüz çıkması, hem ibadetin sıhhatini hem de sağlık açısından güvenliği tartışmalı hale getirebiliyor. Bu yüzden sadece fiyat odaklı değil, bilinçli bir seçim yapmak gerekiyor.
Her kusur kurbana mani değildir. Halk arasında çokça merak edilen konulardan biri de budur.
Mesela:
genellikle kurbana engel sayılmaz.
Hatta hadım edilmiş hayvanların etinin daha kaliteli olduğu ve bu yüzden geçmişte özellikle tercih edildiği de aktarılır. Yani bu durum hayvanı kurban olmaktan çıkarmaz.
Bir başka dikkat çeken konu ise kurbanın giderek bir “gösteri alanına” dönüşmesi… Sosyal medyada paylaşılan dev hayvanlar, fiyat yarıştırmaları, “kaç kiloluk aldın?” muhabbetleri bazen ibadetin ruhunu gölgeleyebiliyor.
Oysa kurbanın özü, Allah için fedakârlık yapabilmektir. Hz. İbrahim’in teslimiyetiyle başlayan bu ibadet, insanın nefsine “her şey senin değil” diyebilmesidir.
Belki de bu yüzden kurbanlık seçerken sadece hayvanın kilosuna değil, niyetimizin ağırlığına da bakmamız gerekiyor.
Kurban pazarı sadece alışveriş yapılan bir yer değildir; aynı zamanda kişinin ibadete nasıl baktığını gösteren bir aynadır. Bu yüzden aceleyle değil, araştırarak ve dikkat ederek hareket etmek gerekir.
Hayvanın sağlıklı olması, eziyet görmemesi, kurban olmaya engel kusurlar taşımaması ve güvenilir yerlerden alınması hem dini hassasiyet hem de vicdani sorumluluk açısından önemlidir.
Çünkü kurban, sadece kesilen bir hayvan değil; insanın Rabbine sunduğu samimiyetin de bir göstergesidir.
İSLAMİ HABER “MİRAT”