
Jeffrey Epstein öldü…
Fakat onun dosyaları ölmedi.
Aksine, o dosyalar bugün dünyanın en büyük siyasi, ekonomik ve istihbarî tartışmalarından biri olmaya devam ediyor.
Çünkü mesele artık yalnızca sapkın bir suçlunun işlediği suçlar değildir.
Asıl mesele; o suçlunun yıllarca kimler tarafından korunduğu, hangi çevrelerle temas kurduğu ve neden bütün gerçeklerin hâlâ kamuoyunun önüne konulmadığıdır.
Demokrasiden, insan haklarından ve şeffaflıktan söz eden Batı dünyası, konu Epstein dosyalarına gelince derin bir sessizliğe bürünüyor.
Eğer bu dosyalarda sıradan insanların isimleri olsaydı, çoktan dünyanın dört bir yanında manşetler atılmış, belgeseller hazırlanmış, uluslararası mahkemeler harekete geçirilmişti.
Fakat söz konusu küresel elitler olunca aynı hassasiyetin gösterilmediği yönündeki eleştiriler giderek artıyor.
Bugün cevap bekleyen en önemli soru şudur:
Epstein gerçekten tek başına hareket eden bir suçlu muydu, yoksa çok daha büyük bir güç ağının yalnızca görünen yüzü müydü?
Bu sorunun cevabı henüz kesin olarak ortaya konulmuş değildir. Ancak dosyaların tamamının kamuoyuna açıklanmamış olması, şeffaflık konusundaki kuşkuları beslemektedir.
Yıllardır çeşitli gazeteciler, araştırmacılar ve eski istihbarat mensupları Epstein’ın olası istihbarat bağlantıları üzerine farklı iddialar ortaya attılar. Bu iddialar kamuoyunda geniş yankı uyandırsa da bugüne kadar kesinleşmiş yargı kararlarıyla doğrulanmış değildir.
Tam da bu yüzden yapılması gereken şey, dosyaların eksiksiz biçimde açıklanmasıdır.
Gerçekten hukukun üstünlüğüne inanılıyorsa…
Gerçekten herkes kanun önünde eşitse…
Gerçekten insan hakları evrensel bir ilkeyse…
O hâlde Epstein dosyalarının tamamı sansürsüz biçimde kamuoyunun erişimine açılmalıdır.
Bugün dünya siyasetine yön veren birçok kararın perde arkasında ekonomik çıkarlar, istihbarat faaliyetleri ve güç mücadeleleri bulunduğu inkâr edilemez bir gerçektir. Böyle bir ortamda, böylesine büyük bir dosyanın yıllarca tam anlamıyla aydınlatılamamış olması, doğal olarak kamuoyunda soru işaretleri doğurmaktadır.
Adalet yalnızca sıradan insanlar için işletilen bir mekanizma olmamalıdır.
Güç sahipleri de aynı hukuk düzenine tabi olmalıdır.
Epstein dosyaları, yalnızca geçmişte işlenmiş ağır suçların hesabını sormak için değil, küresel sistemin şeffaflığına duyulan güveni yeniden tesis etmek için de açıklığa kavuşturulmalıdır.
Aksi hâlde dünya kamuoyu şu soruyu sormaya devam edecektir:
Gerçekler mi saklanıyor, yoksa gerçekleri bilenler mi korunuyor?
İşte cevap bekleyen asıl soru budur.
İSLAMİ HABER “MİRAT”