
Bazen insanın zihnini kurcalayan bir soru vardır. Cevabını bulmak için değil, vicdanını yoklamak için sorar o soruyu.
Bugün ben de kendime ve sizlere aynı soruyu sormak istiyorum:
Dünya Kupası‘nda kaçırılan bir gole üzülen dünya, Gazze‘de toprağa verilen çocuklara neden aynı gözyaşını dökmüyor?
Yanlış anlaşılmasın…
Futbol düşmanlığı yapmak için konuşmuyoruz. Spor da hayatın bir parçasıdır, sevinmek de üzülmek de insanidir. Ancak asıl mesele, hangi acının yüreğimizde daha fazla yer tuttuğudur.
Bir maçın sonucunu saatlerce konuşurken, aynı saatlerde bombardıman altında kalan çocukların çığlıklarını birkaç saniyede geçip gidiyorsak, burada durup kendimizi sorgulamamız gerekir.
Kur’an-ı Kerim bize yalnızca ibadet etmeyi değil, mazlumun yanında durmayı da emreder.
“Size ne oluyor da Allah yolunda ve ‘Rabbimiz! Bizi halkı zalim olan şu memleketten çıkar, bize katından bir sahip gönder, bize katından bir yardımcı gönder.’ diye yalvaran güçsüz erkekler, kadınlar ve çocuklar uğrunda mücadele etmiyorsunuz?”
(Nisâ, 4/75)
Bu ayet, sadece savaş meydanlarını değil; vicdanlarımızı da sorguluyor.
Bugün Gazze’de yardım bekleyen çocuklar yok mu?
Bombaların altında kalan anneler yok mu?
Yurtsuz bırakılan yaşlılar yok mu?
O hâlde bu ayetin muhatabı yalnızca geçmişte yaşayan Müslümanlar değildir. Biz de bu hitabın içindeyiz.
Allah Teâlâ başka bir ayette şöyle buyuruyor:
“Mümin erkekler ve mümin kadınlar birbirlerinin dostlarıdır.”
(Tevbe, 9/71)
Kardeşlik sadece aynı kıbleye dönmek değildir.
Kardeşlik, kardeşinin acısını hissedebilmektir.
Resûlullah (sallallahu aleyhi ve sellem) bu hakikati şu muhteşem benzetmeyle anlatıyor:
“Müminlerin birbirlerini sevmede, birbirlerine merhamet göstermede ve birbirlerini korumada bir vücut gibi olduklarını görürsün. Vücudun bir organı rahatsız olursa diğer organlar da uykusuzluk ve ateşle ona katılır.”
(Buhârî, Edeb, 27; Müslim, Birr, 66)
Bugün ümmetin bir uzvu Gazze’de kan ağlıyor.
Peki diğer uzuvlar ne hissediyor?
Sadece birkaç paylaşım mı?
Birkaç cümlelik üzüntü mü?
Yoksa gerçekten dertleniyor muyuz?
Belki de en büyük tehlike, kötülüğü normal görmeye başlamaktır.
Her gün aynı görüntüleri izleyince kalplerimiz alışıyor.
Bombalanan bir hastane…
Enkazdan çıkarılan bir çocuk…
Açlıktan ağlayan bir bebek…
Bütün bunlar birkaç saniyelik haber görüntüsüne dönüşüyor.
Oysa Allah Teâlâ şöyle buyuruyor:
“Onların kalpleri vardır ama onunla anlamazlar; gözleri vardır ama onunla görmezler; kulakları vardır ama onunla işitmezler. İşte onlar hayvanlar gibidir; hatta daha da şaşkındırlar.”
(A’râf, 7/179)
Kalbin ölmesi, gözün görmemesinden daha büyük bir felakettir.
Çünkü vicdanını kaybeden insan, en büyük kaybı yaşamıştır.
Bugün dünyanın dört bir yanında milyonlarca insan bir futbol organizasyonunu heyecanla takip ediyor.
Elbette bunda yanlış olan tek başına futbol değildir.
Yanlış olan; eğlenceye ayırdığımız zamanın, mazlumlar için ayırdığımız zamandan kat kat fazla olmasıdır.
Yanlış olan; bir futbolcunun sakatlığına gösterilen hassasiyetin, binlerce çocuğun ölümüne gösterilmemesidir.
Yanlış olan; ekran başında saatler geçirirken, mazlumlar için iki dakika samimi bir dua etmeyi ihmal etmektir.
Resûlullah (sallallahu aleyhi ve sellem) buyuruyor:
“Kim bir müminin sıkıntılarından birini giderirse, Allah da onun kıyamet günündeki sıkıntılarından birini giderir.”
(Müslim, Birr, 58)
Belki elimizden savaşı durdurmak gelmiyor.
Ama elimizden dua etmek geliyor.
Mazlumları unutmamak geliyor.
İmkânımız varsa infak etmek geliyor.
Çocuklarımıza Gazze’yi anlatmak geliyor.
Vicdanımızı diri tutmak geliyor.
Çünkü unutmak, zalimin en büyük arzusudur.
Hatırlamak ise müminin en önemli vazifelerinden biridir.
Aziz kardeşlerim…
Belki de bugün kendimize şu soruyu sormalıyız:
Bir maçın skorunu ezbere biliyorum.
Peki Gazze’de bugün kaç çocuk şehit oldu, onu biliyor muyum?
Bir futbolcunun transfer ücretini konuşuyorum.
Peki açlıktan hayatını kaybeden çocukların adını hiç merak ettim mi?
İşte asıl muhasebe budur.
Rabbimiz bizleri, kalbi katılaşanlardan değil; mazlumun acısıyla dertlenen, kardeşinin derdiyle dertlenen kullarından eylesin.
Unutmayalım…
Vicdan ölürse, insan yaşasa da insanlık ölür.
Allah, kalplerimizi merhametten, gözlerimizi hakikatten ve dualarımızı mazlumlardan mahrum bırakmasın.
Âmin.
İSLAMİ HABER “MİRAT”