
Peygamberimiz (sav) İçin Eşlerden Oluşacak Yardımcılar Edinmek Zorunluydu
Allah’ın Resûlü cinsel vasıflı olan ve olmayan ilâhî düstûrların tebliği, tefsiri ve tatbikinde eşlerinden oluşacak kadın yardımcılara muhtaçtı.
Bu yardımcıları edinebilmek için ortam müsaitti. Hiçbir engel yoktu. Çünkü O, erkek güzeliydi. Üstün ahlâklıydı. Şanı giderek artıyordu. Otorite sâhibiydi. Son peygamberdi. Âhiretin de sultanıydı.
Ona yakınlık, eşlik, şereflerin en büyüğüydü. Mâlî sorun yoktu.
Cinsel Güç ve Eşlerin Seçimi
En önemli mesele taaddüd‐i zevcâta yetecek ve örnek bir hayatı sergiletecek cinsel güçtü. Bir de tebliğ edilen İslâmî değerleri örneklendirebilmek için eşleri isabetle seçmekti.
Allah’ın Resûlü’nün cinsel gücü normaldi. Hayatında dikkatleri çekmiş cinsel bir özellik ve bilinen cinsel bir arzu yoktu. Çünkü O, yirmi beş yaşlarında iken kırk yaşında bir dulla evlenmişti. Yaklaşık yirmibeş yıl, onunla tek kadınlı olarak yaşamıştı. Hayatının cinsel akışı sıradanlıkla açıklanabilirdi.
Eşlerinin seçiminin de çok iyi yapılması lâzımdı. Çünkü onlarla Kıyamet Günü’ne kadar gelecek insanlığa örnekler verilecekti. Onlar öyle seçilmeliydi ki dinin hedef gösterdiği ahlâkî, ictimaî ve siyasî hedefler de örneklenmeliydi.
Bunun için alınacak kadınların bir kısmının yardıma muhtaç çocuklu dul, bir kısmının İslâm yolunda çile çekmiş himayesiz mazlûm olması lâzımdı. Bazılarının ileriye dönük hizmet yapabilecek genç yaşta ve zeki olması gerekliydi. Bazılarının İslâmî yasaların kökleştirilmesine aracı olabilecek niteliği bulunmalıydı.
Bunların yaşları ve karakterlerinin de farklı olması, örnekleri çeşitlendirmek için gerekliydi. İçlerinde cinsel câzibesi olanlarla, kadınsı özellikleri zayıf olanları da yer almalıydı.
Allah, O’na Özel Olarak Cinsel Güç Verdi
Yüce Allah taaddüd‐i zevcâtın da örneklendirilmesini gerektiren evrensel bir peygamberlik yüklediği Peygamberi’ne muhtaç olduğu cinsel gücü verdi.
Bu gerçeği bizzat Allah’ın Resûlü’nün kendisi şöyle dile getiriyor:
“Ben, cömertlikte, yiğitlikte, cinsî güçte ve bedenî kuvvette, bu dört özellikle insanlara üstün kılındım.”1
‐ Salât ve selâm üzerine olsun‐ Allah’ın Resûlü’ne verilen cinsel güç, yakın çevresindeki sahâbîlerinin ve hizmetinde bulunan Hz. Enes’in değerlendirmesine göre, diğer insanlardan farklı ve ileri derece idi. Onların bu yargıları çok eşliliği ve eşlerinden hiç birisini ihmal etmeyeceği bilgisine dayanıyordu.2
Allah’ın Resûlü, bütün insanlığa örnek kılındığı için imanda, ibâdette, ahlâkda, adâlette, feragatte, sabırda, cesarette ve pek çok yönde üstün kılındığı gibi değindiğimiz üzere cinsellikte de üstün kılınmıştır.
Üstün cinselliğe sâhip kılınmasaydı, peygamberliğinin zarurî kıldığı örnek niteliğindeki evliliklerini yapamaz, ileri derecede cinsel güce ve farklı imkânlara sâhip olan insanlara cinsel güçlerini helâl yollarla ve meşrû amaçlarla nasıl kullanabileceklerini örneklendiremezdi. Örnekleri içeren önderliği insanların diğer bütün problemleri gibi cinsel problemlerini de çözümleyemeyecek bir peygamberin peygamberliği ise Hz. İsa gibi bölgesel kılınır, evrensel olamazdı. Çünkü cinsellik, insanlığın aydınlatılması ve yönlendirilmesi gereken önemli bir yönüdür. Bu sebeble Allah’ın evrensel elçisi kıldığı Hz. Muhammed’in insanların yüksek cinsel güce sâhip kılınanlarından olduğunu söyleyebiliriz. Ancak çok iyi bilinmelidir ki O, yüksek cinsel güce sâhip kılındığı gibi, en üstün cinsel irâdeye de sâhip kılınmıştır.3
Cinsel irâdesinin en büyük delili, bütün hayatı boyunca yerilebilir hiçbir açık vermeksizin, meşrû bir hayat sürmesidir. Eşlerinin seçiminde cinselliği değil, tebliğ ettiği dînin esaslarını örneklendirmeyi amaçlamasıdır.
Cinsel irâdesinin bir diğer delili de O’nun üstün bir irâdeye sâhip olduğunun sahâbîleri yanısıra bizzat eşleri tarafından dile getirilmiş olmasıdır.
Ben âdet görürken, Allah’ın Resûlü bana bedenî temasda bulunurdu. Ben âdetli iken benimle bir örtü altına girerdi. Ne var ki O, sizin cinsel arzularına en ziyade hâkim olanınızdı.4
Yüce Allah, Peygamberi’ne özel bir cinsel güç verdi. O da eşlerini isâbetle seçti. Allah’ın Resûlü, Zeyneb b. Cahş’ın dışındaki eşlerini bizzat seçti. Zeyneb’i ise Allah seçip, O’na nikâhladı. (Azab 37)
Böylece O, Kıyâmet Günü’ne kadar gelecek insanlara hangi amaçlara yönelik olarak eş seçilmesi gerektiğini de misallendirdi.
(Devam Edecek)
ALİ RIZA DEMİRCAN
İSLAMİ HABER “MİRAT”
DİP NOTLAR
1-Feyzül Kadîr Hn. 5884 (4/439); M. Zevâid 8/269
Allah’ın Resûlü Son Derece Mütevâzi İdi. Kendi özelliklerini açıklamak âdeti değildi. Ancak bazan gerçekleri dile getirmek, dille ve de bakışlarla yönetilen sualleri cevaplandırmak için mübarek husûsiyetlerini açıklardı. Çok defa da “Ben şöyle şöyleyim, fakat övünmek yok” buyurur, bütün nimetlerin Allah’ın ikramı olduğuna dikkatleri çekerdi. Yukarıda mânası sunulan ve bazı hadiscilerce senedi yönünden eleştirilen hadis de değindiğimiz amaçlara yöneliktir. Rabbim cümlemizi O’nun yüce ahlâkı ile ahlâklandırsın, âmin.
Bu ve benzeri hadislerden delil getiren İslâm Hukûkçuları ihtiyaç duyulduğu ve fayda ümit olunduğu zaman cinsellikle ilgili konuları konuşmakta bir sakınca olmadığı ictihadında bulunmuşlardır. (Bak. Müslim Ter. ve Şerhi 7/328, K. İyaz, K., Şifâ 1/198, elHasâısul‐Kübra B. Âyeti Fî Cimâihi 1/1749)
2-Buhârî Ğûsl 12 (1/71), Tecrid 1/175‐6. Bu hadisin şerhi için ayrıca bak. Aynî 3/217.
Cinsel Gücü O’nun Mûcizelerindendi:
Büyük hadis bilgini Mûnâvî, az yiyip içip az uyuyan ve son derece mazbut bir hayat süren Allah’ın Resûlü’nün cinsel gücünün O’nun mûcizelerinden biri olduğunu açıklıyor. (Feyzul‐Kadîr 6/303, 1/99. Ayrıca bak. Kadı İyaz Şifâ 1/195)
‐Allah şanını artırsın ‐Ona verilen cinsel güçle ilgili değinilen ve yukarıda kaynağı verilen
Buharî hadisi vesilesiyle Ahmet Naîm merhum da şu açıklamayı yapıyor:
Nefsî Arzularına da Hâkimdi:
“Nebiyyi Zîşânımız (sav) Efendimiz Hazretleri, bedenî gelişmişlikte herkese üstün ve erkeklikte insanların en kuvvetlisi oldukları halde yine nefsi arzularına herkesten daha hâkim idiler.
Câlibi dikkatdir ki hayatlarının 25. yılına kadar geçen gençliğinin ilk yıllarında kadınlarla cinsel ilişkide bulunmamış oldukları gibi, evliliğinde, elli bu kadarıncı yaşlarına kadar olan zamanlarını yani bütün bütün gençlik ve olgunluk yıllarını bir kadın ile geçirmişlerdir.
Mü’minlerin anneleri olan eşlerinin çokluğu ömrü şeriflerinin son senelerinde vâki olmuştur. Yine gariptir ki bu müddet zarfında yemek ve içmek husûsunda kanâat‐i tammeyi ihtiyar ile kâh haftada iki, kâh ayda üç gün oruç tutarlar, kâh da savm‐i visâli yani bozmaksızın günlerce oruç tutmayı iltizam buyururlardı. Savm‐i visâli bir aydan ziyâde idâme buyurdukları bile vâkidir. Oruç tutmadıkları günlerde de yiyecek buldukları takdirde karınlarını doyurmazlar, bulamadıkları zamanlarda ise sabır buyururlardı. Yoksulluktan mütemadiyen aç kalıp açlık elemlerini duymamak için bağırlarına taş bağladıkları vardır. İşte her iki cihetten kemal ki ‐Yahya ve İsâ aleyhisselâmdan başka‐ bütün büyük peygamberlerin Şânı celîli bu idi. (Bak. S. B. M. Tecrîdi Sarih Ter. Birinci Baskı 1/176. Sadeleştirme yapılmıştır.)
3- Cinsel Kudretle Zekâ Orantısı:
Konuyu fıtrat adına olduğu kadar nebiler adına da en mükemmel örneğine kavuşturan Son Peygamber, büyük çoğunluğu İslâm’ı yayma gayesiyle de olsa, birkaç kez evlenmişti. Ve O: “Bana dünyanızdan üç şey sevdirildi: Kadın, güzel koku ve namaz” buyurmuştur.(*) Yaratıcı Kudret/Allah, cinsî ilişkinin kâinat bünyesindeki erdirici ve yaratıcı rolünü bir fıtrat kanunu olarak tesbit etmiş olduğu içindir ki, büyük zekâ ve dehaların hepsinde cinsî kudret de büyüktür. Hattâ, tabip‐düşünür Alexis Carrel’in ilim adına yaptığı tesbiti anarsak, “cinsî kudretle zekâ ve deha arasında doğru orantı vardır” demek durumundayız.(**) Nitekim, bu fıtrat kanunu, Son Peygamber tarafından da dile getirilmiştir.
O, bir hadisinde kendisine kırk erkeğin cinsî kudretine denk bir kudret verildiğini söylüyor. Hz. Peygamber’in burada vermek istediği mesaj, cinsî kudretle zekâ ve dehâ arasında doğru orantının bulunduğu ve bu yüzden en büyük insanlar olan nebilerde bu kudretin dikkat çekecek kadar yüksek olduğu merkezindedir. Bak. Y. N. Öztürk Din ve Fıtrat sh. 221.
(*) Müsned, 3/128.
(**) Carrel, l’Homme, 166‐169
4- Müsned 6/113