

Evimizde vızıldayan sesiyle uykumuzu kaçıran, soframıza konduğunda elimizi refleks olarak kaldırıp kovalamaya çalıştığımız kara sinekler…
Belki de yeryüzünde en az sevilen canlılardan biridir. Çoğu zaman onları sadece rahatsız edici, zararlı ve yok edilmesi gereken böcekler olarak görürüz. Oysa Allah’ın yarattığı hiçbir canlı sebepsiz değildir. Her biri, insanın çoğu zaman fark edemediği büyük bir düzenin parçasıdır.
Kara sineğe biraz dikkatle bakıldığında, küçücük bedenine sığdırılmış olağanüstü bir mühendislik ve kusursuz bir yaratılış karşımıza çıkar.
Halk arasında “kara sinek” diye bildiğimiz canlıların büyük bölümü ev sineğidir (Musca domestica).
Yaklaşık 6-8 milimetre uzunluğundadır.
Bir insanın gözünde önemsiz gibi görünse de sahip olduğu biyolojik sistem, modern mühendisliği hayran bırakacak kadar karmaşıktır.
Bu yüzden elinizle vurmaya çalıştığınızda çoğu zaman siz hareket etmeden önce o çoktan havalanmıştır.
Kara sineklerin ömrü sanıldığı kadar uzun değildir.
Yaklaşık 20-30 gün yaşarlar.
Ancak bu kısa ömre rağmen inanılmaz bir üreme kapasitesine sahiptirler.
Bir dişi sinek yaşamı boyunca 500’e yakın yumurta bırakabilir.
Yumurtalarını;
Sadece bir gün içinde yumurtadan larvalar çıkar.
Ardından larva…
Pupa…
Ve birkaç gün sonra yetişkin sinek oluşur.
Yani uygun şartlarda bir sineğin nesli çok kısa sürede binlerce bireye ulaşabilir.

Sineklerin en dikkat çekici hareketlerinden biri ön ayaklarını sürekli birbirine sürtmesidir.
Bu aslında temizliktir.
Ayaklarında bulunan çok hassas algılayıcıları temizler.
Çünkü sinekler yalnızca ağızlarıyla değil, ayaklarıyla da tat alırlar.
Bir yiyeceğin üzerine konduklarında önce ayaklarıyla onu “tadarlar.”
İnsanlar çoğu zaman kara sinekleri yalnızca hastalık taşıyan canlılar olarak bilir.
Bu yönü doğrudur.
Bazı mikroorganizmaların taşınmasına sebep olabilirler.
Fakat bu onların yalnızca bir yönüdür.
Ekosistem açısından ise oldukça önemli görevler üstlenirler.
Çürüyen maddelerin doğaya yeniden kazandırılmasına katkıda bulunurlar.
Larvaları birçok organik atığı parçalayarak toprağın döngüsüne destek olur.
Kuşlar…
Kurbağalar…
Örümcekler…
Kertenkeleler…
Balıklar…
Yarasalar…
Sayısız canlı kara sinekle beslenir.
Sinekler olmasa birçok türün beslenme zinciri bozulur.
Doğada çürüyen maddelerin uzun süre birikmesini önleyen canlılardan biridir.
Adeta görünmeyen temizlik görevlileri gibi çalışırlar.
İnsan çoğu zaman kendisine dokunan kısmı görür.
Sofrasına konmasını…
Vızıldamasını…
Mikrop taşımasını…
Ama onun doğadaki vazifesini fark etmez.
Halbuki Allah’ın yarattığı sistem yalnızca insan merkezli değildir.
Her canlı başka canlıların hayatına hizmet eder.
Bizim sevmediğimiz bir canlı, başka yüzlerce canlının yaşam sebebi olabilir.
Kur’an-ı Kerim’de sinek özellikle örnek verilmiştir.
“Ey insanlar! Bir misal verildi; şimdi onu dinleyin. Allah’tan başka yalvardıklarınız bir sinek bile yaratamazlar; bunun için hepsi bir araya gelseler bile. Sinek onlardan bir şey kapacak olsa onu da geri alamazlar. İsteyen de aciz, istenen de…”
(Hac Suresi 73. ayet)
Bu ayet, insanın güç ve teknolojiyle övünmesine karşı çarpıcı bir uyarıdır.
İnsan uzaya çıkabilir.
Dev binalar inşa edebilir.
Yapay zekâ geliştirebilir.
Ancak bütün insanlık birleşse bile canlı bir sineği yaratamaz.
Çünkü hayat vermek yalnızca Allah’a mahsustur.
Bilim insanları yıllardır sineğin uçuş sistemini incelemektedir.
Kanat hareketleri…
Göz yapısı…
Sinir sistemi…
Refleksleri…
Hepsi bugün mikro robot teknolojilerine ilham vermektedir.
Demek ki küçücük gördüğümüz bu canlı bile insanın henüz tam anlamıyla çözemediği mükemmel bir tasarım taşımaktadır.
Kara sinek elbette evimizde görmek istediğimiz bir misafir değildir. Sağlık açısından temizliğe dikkat etmek, gıdaları korumak ve gerektiğinde sineklerle mücadele etmek önemlidir. Ancak bu durum, onların yaratılışındaki hikmeti görmemize engel olmamalıdır.
İslam, insana yeryüzündeki her canlının Allah’ın kudretinin bir ayeti olduğunu hatırlatır. Bizim hoşlanmadığımız bir canlı bile, ekosistemin vazgeçilmez bir halkası olabilir. Kara sinek de bunun çarpıcı örneklerinden biridir.
Küçücük bedeniyle insana iki önemli ders verir: Birincisi, Allah’ın yarattığı hiçbir varlık anlamsız değildir. İkincisi ise büyüklük, güç ve değer sadece fiziksel ölçülerle belirlenmez. Birkaç milimetrelik bir sinek, insanın kibir perdesini aralayacak kadar büyük bir ibret vesilesi olabilir.
“Şüphesiz göklerin ve yerin yaratılışında, gece ile gündüzün ardı ardına gelişinde akıl sahipleri için elbette ibretler vardır.” (Âl-i İmrân Suresi, 190. ayet)
Kara sineğe yalnızca bir haşere olarak değil, Allah’ın sonsuz ilim, kudret ve hikmetinin küçücük ama etkileyici bir tecellisi olarak bakabildiğimizde, yaratılış kitabının en küçük satırlarının bile ne kadar derin anlamlar taşıdığını daha iyi kavrarız.
İSLAMİ HABER “MİRAT”