islami haberdini haberortadoğu haberleriislam coğrafyası
DOLAR
49,5755
EURO
55,7087
ALTIN
6.599,24
BIST
11.430,14
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul
Çok Bulutlu
20°C
İstanbul
20°C
Çok Bulutlu
Çarşamba Açık
20°C
Perşembe Parçalı Bulutlu
21°C
Cuma Çok Bulutlu
22°C
Cumartesi Parçalı Bulutlu
19°C

KÂİNATIN AYNASINDA TOPLUMLARIN DÖNGÜSÜ: FECR SURESİ’NDEN BUGÜNE BİR FERASET OKUMASI (1)

KÂİNATIN AYNASINDA TOPLUMLARIN DÖNGÜSÜ: FECR SURESİ’NDEN BUGÜNE BİR FERASET OKUMASI (1)
13/07/2026 10:30
A+
A-

KÂİNATIN AYNASINDA TOPLUMLARIN DÖNGÜSÜ: FECR SURESİ’NDEN BUGÜNE BİR FERASET OKUMASI (1)

Modern insan, hayatı kompartımanlara ayırarak, okumaya pek meraklıdır. Ancak materyalist bir bakışla bilimi dinden, tabiatı toplumdan, gökyüzünü ise yeryüzünün siyasî ve sosyal hareketlerinden tamamen bağımsız zanneder. Rasyonel ve maddeci aklın en büyük çıkmazı, kâinattaki o sarsılmaz bütünlüğü görememesidir. Halbuki kalbî bir derinlikle bakıldığında; gökteki yıldızların dönüşü ile yeryüzündeki medeniyetlerin yükseliş ve çöküş döngüsü arasında muazzam bir ayna ilişkisi vardır.

Nitekim modern bilim de kuantum fiziğindeki ‘Holografik Evren Modeli’, matematikteki ‘Fraktal Geometri’ ve ‘Kompleks Sistemler Teorisi’ ile asırlar sonra bu muazzam bütünlüğü itiraf etmek zorunda kalmıştır. Bilim dünyası artık net olarak ortaya koymuştur ki; kâinatın en küçük parçasıyla en büyük galaksisi aynı nizamın, aynı döngüsel ritmin aynalarıdır.

Bu sarsıcı gerçeği en berrak hâliyle müşahede ettiğimiz surelerden biri, Fecr Suresi’nin ilk âyetleridir. Sure, adeta bir yeminler dalgasıyla başlar: “Fecre andolsun. On geceye andolsun. Çifte ve teke andolsun. Geçip gitmekte olan geceye andolsun…” Hemen ardından ise adeta insan aklını sarsan o soru gelir: “Şüphesiz bunlarda, akıl sahibi (hicr) bir kimse için bir yemin (değeri/ispatı) var değil midir?”

İlk bakışta rasyonel akıl burada bir duraksar. İnceden inceye tabiat olaylarından, kozmik nizamdan, gecenin ve gündüzün matematiksel dengesinden bahseden ilâhî irade, neden hemen beşinci âyetin ardından birden tarih sahnesine geçer? Neden lafı hemen Ad kavmine, Semud kavmine ve kazıklar sahibi Firavun’a getirir? Gökyüzünün nizamı ile bir toplumun helak olması arasında nasıl bir bağ vardır?

İşte ferasetin gördüğü sır tam olarak buradadır: Yüce Yaratıcı’nın kâinata koyduğu kurallar, yani Sünnetullah tektir. Gökyüzüne, geceye ve gündüze hükmeden sarsılmaz kanun ne ise; insan topluluklarına, sosyolojik yapılara ve devletlerin ömrüne hükmeden mizan da aynısıdır.

Kozmik nizamda hiçbir şey durağan değildir. En zifiri, en karanlık gece bile kendi gücünün zirvesindeyken aslında bitmeye mahkûmdur; çünkü arkasından mutlak surette o karanlığı yırtıp atacak olan “fecr” (şafak) gelmektedir. İlâhî adalet, tabiatta geceyi gündüzle nasıl tasfiye ediyorsa, toplumsal hayatta da zulmün ve cehaletin zifiri karanlığını er ya da geç adaletin şafağıyla yırtıp atacaktır.

Surenin işaret ettiği o “çift ve tek” ölçüsü de bu nizamın toplumsal şifresidir. Kâinatta yaratılan her şey “çift”tir; yani noksandır, eksiği vardır ve bir başkasına muhtaçtır. Mutlak “tek”lik yalnızca Allah’a mahsustur. Fakat insan toplulukları, elde ettikleri büyük ekonomik refah, teknolojik güç ve askerî kudretle birlikte bu muhtaçlıklarını unuttuklarında büyük bir yanılgıya düşer. Kendilerini yeryüzünün mutlak hâkimi, yani “kendine yeten tek güç” olarak görmeye başladıkları an, kozmik mizanı kendi elleriyle bozmuş olurlar.

Küllî irade, kozmik mizanı bozan toplumu/devleti/sistemi er veya geç cezalandırır. Tarih sahnesinde elde ettikleri devasa refahı, ilâhî bir nimet ve emanet olarak görmeyip, o refahın sarhoşluğuyla azgınlaşan kavimlerin başına gelen de tam olarak budur. Toplumların kendi elleriyle biriktirdiği o kör refah, şükürle ve adaletle harmanlanmadığında bir ödülden ziyade, kendi sonlarını hazırlayan sinsî birer intihar pimi hâline dönüşür.

Peki, tarih boyunca bu kozmik mizanı çiğneyip, refahı kendileri için bir helak sebebine dönüştüren o kibirli güçlerin akıbeti tam olarak nasıl gerçekleşti? Kur’ân’ın dikkat çektiği o muazzam güç abideleri nasıl birer birer tarihin karanlığına gömüldü?

Velhâsılıkelâm; kâinatın aynasındaki bu muazzam döngünün yeryüzü tarihindeki somut izlerini ve Ad, Semud, Firavun örnekleri üzerinden bugünün dünyasına düşen dehşetli payı görmek için, müsaadenizle sözü çok uzatmayıp topu önümüzdeki haftaya bırakalım. Haftaya, geçmişte bu kozmik mizanı bozan medeniyetlerin toplumsal çöküş anatomisinde buluşmak duasıyla…

Prof. Dr. Ali Seyyar

Yazarımızın Diğer Yazılarını Okumak İçin Lütfen Bu Linki Ziyaret Ediniz.

Mirat Haber – YouTube

 

Yorumlar
  1. Ümit Ortaç dedi ki:

    Euzü billahi mineşşeytanirracim Bismillahirrahmanirrahim.
    El Aziz Allah. El Hakim Allah.
    İslam şeriatına göre miras uygulamayan bu ulkede tüm isminin önüne yazı almış ve artı olarak batıl düzenden sıfat almış son 20yıl içinde burumda bulunan herkese, (Ya Müheymin Allah’ım aralarında ayırman gerekenden Sana sığınırım Allah’ım. Sen’sin Allah’ım gözetleyici olan) Hesab gören Sen’sin Allah’ım. Lanet eyle, ellerini kurut. Amin.

  2. Hanife Aricioglu dedi ki:

    Merakla devamını bekliyoruz Kur’anı bizlere bir ışık tuttuğu kesin anlaya bilene inşaAllah yazınız ibret alınır ve faydalı olur