İngiltere’de Yaşayan İki Kadının İslam’a Uzanan Yolculuğu: “Sanki Eve Dönmüş Gibi Hissettim”
Amanda Sutton ve Tiara Kelly, İslam’ı Bulma Süreçlerini Anlattı
İngiltere‘de yaşayan Amanda Sutton ve Tiara Kelly, Hristiyan olarak başladıkları hayatlarında İslam’a uzanan manevi yolculuklarını, bu süreçte yaşadıkları arayışları, aile ve çevrelerinden gördükleri tepkileri ve Müslüman kadınlara destek sağlayan İngiltere merkezli yardım kuruluşu Solace UK‘nin kendilerine sunduğu desteği anlattı.
Anadolu Ajansı’na (AA) konuşan iki kadın, İslam’ı kabul ettikten sonra yaşadıkları manevi huzurun hayatlarını tamamen değiştirdiğini ifade etti.
Amanda Sutton: “O An Sadece Ben ve Allah Vardı”
Manchester‘da yaşayan 50 yaşındaki Amanda Sutton, çocukluğundan itibaren dindar bir Hristiyan aile içinde yetiştiğini ve kilisenin hayatında önemli bir yere sahip olduğunu söyledi.
İslam’ı araştırmaya başladığında çevresinde hiç Müslüman bulunmadığını belirten Sutton, bu süreçte tamamen kendi çabalarıyla bilgi edindiğini anlattı.
Yaşadığı unutulmaz anı şu sözlerle dile getirdi:
“Hiç Müslüman tanımıyordum. İnternetten nasıl Müslüman olunacağını araştırdım. YouTube’dan kelime-i şehadeti açtım. Allah’ı şahit tutarak şehadet getirdim. O an sadece ben ve Allah vardı.”
Sutton, Müslüman olduktan sonra yaşadığı huzuru tarif ederken, “Sanki eve dönmüş gibi hissettim.” ifadelerini kullandı.
Londra’da yaşayan 30 yaşındaki Jamaika kökenli Tiara Kelly ise Hristiyan olarak yetişmesine rağmen çocukluk yıllarından itibaren inanç konusunda çeşitli sorular taşıdığını söyledi.
Yakın çevresinde Müslüman arkadaşları bulunmasına rağmen uzun süre İslam hakkında ayrıntılı sorular sormadığını belirten Kelly, 2023 yılı Ramazan ayında gerçekleştirdiği bir sohbetin hayatında önemli bir dönüm noktası olduğunu ifade etti.
Bu görüşmenin ardından İslam’ı daha yakından araştırmaya başladığını belirten Kelly, zamanla İslam’ın hayatına anlam kazandırdığını dile getirdi.
Aile ve Çevreden Gelen Zorluklarla Mücadele Ettiler
Her iki kadın da Müslüman olduktan sonra aileleri ve sosyal çevrelerinden zaman zaman olumsuz tepkiler aldıklarını, ancak yaşadıkları manevi huzurun karşılaştıkları zorlukları aşmalarına yardımcı olduğunu söyledi.
Yeni Müslüman olan kadınların özellikle ilk dönemlerde doğru bilgiye, manevi desteğe ve güçlü bir sosyal çevreye ihtiyaç duyduğunu vurguladılar.
Solace UK Yeni Müslüman Kadınlara Destek Sağlıyor
Amanda Sutton ve Tiara Kelly, İngiltere merkezli yardım kuruluşu Solace UK‘nin İslam’ı yeni kabul eden kadınlara önemli destekler sunduğunu belirtti.
Kuruluşun eğitim programları, rehberlik hizmetleri ve oluşturduğu dayanışma ağı sayesinde birçok kadının yalnızlık hissinden kurtulduğunu ifade eden iki isim, benzer süreçlerden geçen kadınların bu tür destek mekanizmalarından faydalanmasının büyük önem taşıdığını dile getirdi.
Manevi Yolculukları Başkalarına da İlham Oluyor
İslam’a kendi araştırmaları ve samimi arayışları sonucunda ulaştıklarını belirten Amanda Sutton ve Tiara Kelly, yaşadıkları tecrübeleri paylaşarak benzer sorgulamalar yaşayan insanlara umut olmayı amaçladıklarını söyledi.
Her iki kadın da İslam’ın kendilerine huzur, anlam ve aidiyet duygusu kazandırdığını ifade ederek, bu yolculuğun hayatlarının en önemli dönüm noktası olduğunu vurguladı.
HABER YORUM
Eve Dönenler, Evini Unutanlar…
İngiltere’de yaşayan iki kadın…
Biri 50 yaşında, diğeri 30…
Biri Hristiyan bir ailede büyümüş, diğeri çocukluğundan beri inancını sorgulamış…
Ve ikisinin yolu da İslam’da kesişmiş.
En çok dikkatimi çeken ise Amanda Sutton’ın şu cümlesi oldu:
“Hiç Müslüman tanımıyordum. YouTube’dan kelime-i şehadeti açtım. O an sadece ben ve Allah vardık.”
Bir başka cümlesi ise her şeyi özetliyor:
“Sanki eve dönmüş gibi hissettim.”
İnsan düşünmeden edemiyor…
Biz doğduğumuz evi terk eder gibi İslam’dan uzaklaşırken, dünyanın öbür ucundaki insanlar o eve kavuşmanın huzurunu yaşıyor.
Biz, elimizdeki nimetin kıymetini çoğu zaman bilmiyoruz.
Onlar ise hakikati bulabilmek için araştırıyor, sorguluyor, fedakârlık yapıyor.
Demek ki mesele coğrafya değil…
Mesele kalbin hakikate açık olması.
İslam, propaganda ile değil…
Samimi arayışlarla gönüllere giriyor.
Fakat burada bize de büyük sorumluluk düşüyor.
İnsanlar Kur’an’dan önce bizi okuyor.
Bizim ahlakımızı…
Bizim adaletimizi…
Bizim merhametimizi…
Eğer bunları göremezlerse, İslam’ı yanlış tanıyabilirler.
Belki de bugün en çok sormamız gereken soru şu:
Biz mi İslam’ın içindeyiz, yoksa İslam mı sadece nüfus kâğıdımızda yazıyor?