Tülin Tezel: “Afganistan, yetimliğin kuşaktan kuşağa aktarıldığı bir ülkeye dönüştü”
Yapımcı ve yönetmen Tülin Tezel imzasını taşıyan “Afganistan‘ın Görünmeyen Adımları” belgeseli, Fatih Belediyesi tarafından düzenlenen “Avluda Sinema” etkinlikleri kapsamında Medrese Davutpaşa’da izleyiciyle buluştu. Afganistan’da savaşın özellikle kadınlar ve çocuklar üzerinde bıraktığı derin izleri konu alan belgesel, gösterimin ardından gerçekleştirilen söyleşiyle de büyük ilgi gördü.
Çekim öncesi kapsamlı hazırlık yapıldı
Söyleşide belgeselin hazırlık sürecine ilişkin bilgiler veren Tülin Tezel, bölgeye gitmeden önce Afganistan’ı tanıyan ve Türkçe bilen kişilerle irtibat kurduklarını anlattı. Çekimlerin sağlıklı şekilde gerçekleştirilebilmesi için çeşitli kurumlarla temas halinde olduklarını belirten Tezel, özellikle Türk İşbirliği ve Koordinasyon Ajansı (TİKA) başta olmak üzere Türkiye’nin bölgedeki kurumlarının kendilerine önemli destek sağladığını ifade etti.
Belgeselin odağında yetimler ve yalnız kadınlar var
Belgeselin temel amacının savaşın görünmeyen mağdurlarını anlatmak olduğunu vurgulayan Tezel, Afganistan’ın yaklaşık elli yıldır devam eden savaşlar nedeniyle ağır bir insani tabloyla karşı karşıya bulunduğunu söyledi.
Yetim çocukların ve yalnız kadınların yaşam mücadelesine odaklandıklarını dile getiren Tezel, sokakta karşılaştıkları birçok çocuğun anne ya da babasını kaybettiğini, bazılarının ise her iki ebeveyninden de yoksun olduğunu belirterek şu ifadeleri kullandı:
“Tamamen yetimler ülkesi diyebileceğimiz bir yerden bahsediyoruz.”
“Kimliği olmayan kız çocuğunun tek çıkışı evlilik”
Afganistan’da erken yaşta evliliklerin yaygın olduğuna dikkat çeken Tezel, savaşlarda erkek nüfusunun büyük kayıplar vermesi nedeniyle geride çok sayıda kadın ve çocuğun kaldığını, küçük yaştaki çocukların çalışmak zorunda kaldığı bir döngünün oluştuğunu söyledi.
Belgeselde yer alan genç bir kadının resmi kimliği bulunmadığı için hayatı boyunca ne hastaneye gidebildiğini ne de eğitim alabildiğini aktaran Tezel, yaşanan dramı şu sözlerle anlattı:
“O kızın oradan çıkabilmesinin tek yolu evlenmek. Buna kurtuluş olarak baktıkları bir dünyadan bahsediyoruz.”
Musul’da savaşın izleri hâlâ silinmedi
Söyleşide Irak’ın Musul kentindeki gözlemlerini de paylaşan Tezel, savaşın yıkıcı etkilerinin yıllar geçmesine rağmen devam ettiğini belirtti.
Maddi imkânsızlıklar nedeniyle kaldırılamayan enkazların altında hâlâ insanların bulunduğunu söyleyen Tezel, sokaklarda yürürken dahi ceset kokusunun hissedildiğini ifade ederek savaşın bıraktığı insani yıkımın büyüklüğüne dikkat çekti.
“Afganistan’daki tek park ve tek yetimhane Türkiye’nin eseri”
Afganistan, Pakistan ve Irak gibi kriz bölgelerinde Türk olmanın kendisinde ayrı bir gurur oluşturduğunu dile getiren Tezel, Türkiye’nin insani yardım çalışmalarına vurgu yaptı.
Tezel, şu değerlendirmede bulundu:
“Afganistan’daki tek park Türkiye’nin yaptığı park, tek yetimhane Türkiye’nin yaptığı yetimhane.”
Belgesel bir çocuğun hayatını değiştirdi
Belgeselin yayımlanmasının ardından yaşanan sevindirici bir gelişmeyi de paylaşan Tezel, filmde yer alan Samir isimli çocuğun eğitim hayatına devam edebilmesi için bir bağışçının devreye girdiğini söyledi.
Tezel, “Belgeseli yayımladıktan sonra Samir yatılı okula gidebildi. Bir bağışçı birkaç yıllık eğitim masrafını karşıladı ve Samir çalışmak zorunda kalmadı.” ifadelerini kullandı.
“Avluda Sinema” yaz boyunca devam edecek
Fatih Belediyesi tarafından Medrese Davutpaşa’da düzenlenen “Avluda Sinema” etkinliklerinin yaz boyunca her perşembe akşamı farklı film ve belgesel gösterimleriyle sinemaseverleri ağırlamaya devam edeceği bildirildi.
HABER YORUM
Afganistan…
Dün Sovyetlerin, sonra Amerika’nın, bugün ise küresel hesapların gölgesinde bırakılmış bir İslam beldesi…
Hadi şimdi iğneyi kendimize batıralım ve bir hakikati artık kabul edelim..
Emperyalistler, İslam coğrafyasını parçalamak için plan kurdular; biz ise çoğu zaman ümmet olarak o planları bozacak birlik ruhunu ortaya koyamadık.
Yetim kalan çocukların, kimliksiz büyüyen kızların, enkaza dönüşen şehirlerin sorumluluğu sadece bombaları atanların omuzlarında değildir. Sessiz kalanların, parçalanmışlığını aşamayanların ve ümmet bilincini siyasi hesaplara kurban edenlerin de bu tabloda payı vardır.
Bugün Afganistan’ın hikâyesi, aslında Gazze’nin, Doğu Türkistan‘ın, Arakan‘ın ve mazlum bırakılan bütün İslam beldelerinin ortak hikâyesidir. Çünkü emperyalizm, sınır tanımayan bir sömürü düzeni kurarken; Müslümanlar hâlâ mezheplerini, etnik kimliklerini ve siyasi kamplaşmalarını ümmet olmanın önüne koyabiliyor.
Belki de artık şu soruyu yüksek sesle sormanın zamanı gelmiştir:
İslam coğrafyası ne zamana kadar başkalarının yazdığı senaryolarda figüran olmayı kabul edecek? Birlik olmadan dirlik, dirlik olmadan da gerçek bağımsızlık mümkün değildir. Afganistan’ın görünmeyen adımları, aslında bütün ümmete atılması gereken görünür adımların çağrısıdır.