
Dünyada beş binden fazla dil konuşulmakta. Türkçe, Türkiye’de hemen bütün vatandaşların anladığı evrensel dildir. Günümüz Türkiye’sinde dağlık aşiret bölgelerinde yaşayan, okula gitmekten caydırılmış yaşlı kadınlar haricinde herkes Türkçe konuşabiliyor.
Türkiye’mizde Türkçenin dışında, konuşulan pek çok başka dil de var. Bu diller ağırlıkla evde konuşulmakta, ana dil olarak bunları konuşanlar, çoğunlukla Türkçe ile birlikte iki ana dilli kişiler.
Bu dilleri tasnif edelim.
1923 Lozan Antlaşması ile resmen tanınan azınlıkların dilleri üç dildir.
ERMENİCE: Batı Ermenicesi olarak da bilinir, Ermenistan Cumhuriyeti’nde konuşulan Doğu Ermenicesi ile karşılıklı olarak anlaşılabilir değildir.
RUMCA: Yeni Yunanca olarak da bilinir, İstanbul Rum azınlığının dili tarafından konuşulmuştur.
SEFARADCA: Yahudi-İspanyolcası olarak da bilinir. Varlıklı olanlar Batı’ya, daha az imkânı olanlar Filistin’e işgale gittiğinden yavaş yavaş kaybolmakta.
Eski İran medeniyetinin Ahamenilerden bu yana devam eden kollarından kaynaklanan bu diller Anadolu’ya ilk İran imparatorluğundan bu yana gelmektedir.
KURMANCİ: Türkiye’de Doğu, Güneydoğu’da ve Batı’daki kentlerde konuşulan Kürtçe lehçeleri.
ZAZACA: Kürtçeden farklı bir dil grubunda bulunan Zazaki ve Dersimki dilinin lehçeleri.
FARSÇA: İran İnkılabı sonrası kaçan yüz binler ile Dari lehçesini konuşan Afgan göçmenler.
PEŞTUN: Afganistan göçmenleriyle ülkemize gelmiştir.
Çeşitli diğer İran dilleri ve lehçeleri de vardır.
ARAPÇA: Güneydoğu Türkiye’deki Siirt, Mardin, Urfa gibi bölgelerdeki Arapça, Suriye Arapçası, Irak Arapçası, Lübnan Maronit Arapçası bu dilin ülkemizdeki lehçeleridir.
SÜRYANİCE: Güneydoğu’da ve büyük kentlerde çeşitli Süryani ve Keldani kiliselerine bağlı cemaatlerin Süryanice lehçeleri
Ülkemizde Slav ailesinden ana dili olan kesimler hem kırsal hem de kentsel bölgelerde yaşamaktadır.
BOŞNAKÇA: Batı Balkan Müslüman Güney Slavcası, BHSC olarak bilinen Boşnakça, Hırvatça, Sırpça, Karadağ dilinin lehçeleri.
POMAK DİLİ: İçinde Gorani dili de bulunan Doğu Balkan Müslüman Güney Slav dilleri, Bulgarca ve Makedonca lehçeleridir.
RUSÇA: Gelinler, savaş mültecileri, çalışmak için gelenler, bazı Orta Asyalı Türklerin de ana dili.
UKRAYNA DİLİ: Gelinler ve savaş mültecileri ağırlıkla.
LEHÇE: İstanbul’un hemen dışında Polonyalı vatanseverlerin 18. yüzyıldaki karargâh merkezi olan Polonezköy/Adampol’un son sakinleri.
Kafkaslarda üç büyük dil ailesi bulunmakta ve çok sayıda birbiriyle ilintisiz diller konuşulmakta. Bunları Kartvelyen diller, Kuzey Kafkas dilleri ve Doğu Kafkas dilleri olarak ayırıyoruz.
ADİGE DİLİ: Çerkesçe olarak da bilinen Rus İmparatorluğu etnik temizliğinden Anadolu’ya sığınan büyük göçmen topluluk.
ÇEÇEN DİLİ: Rus İmparatorluğu etnik temizliğine karşı savaş vermiş, yine Çerkes olarak kabul edilen göçmenler.
DİĞER ÇERKES: Lezgin, Avar, Acar, Abaza, Abhaz, Mingrelce vb. çeşitli Kafkas dilleri, hepsi etnik temizlikten kurtulmuş Müslüman grupların dilleridir.
Doğu Karadeniz halkı etnik olarak farklı Kartvelyen topluluklar ve Oğuzların karışımıdır. Türkçeden başka Lazca, Gürcüce, Hemşince ve Rumca da konuşulmaktadır. Bu dil farklılıklarının nedeni geçmişteki Osmanlı Millet Sistemi ve ondan evvelki dinî mensubiyettir. Bölgede hiçbir zaman Yunanlı ya da Ermeni olmamış ancak Rumca ve Ermenice dilini ayinlerinde kullanan kiliseler faaliyet göstermiştir.
PONTUS RUMCASI: Son dönemde hidayete ermiş, daha evvelinde Romalılaştırılmış etnik Kartvelyen topluluklar, yüzyıllarca Roma Ortodoks Kilisesi üyelikleri nedeniyle Roma veya Pontus Rumcasını benimsemiştir. Yunanistan ile ortak bir kökenleri yoktur.
HEMŞİNCE: Son dönemde hidayete ermiş, daha evvelinde Ermenileştirilmiş etnik Kartvelyen topluluklar, yüzyıllarca Ermeni Ortodoks Kilisesi üyelikleri nedeniyle zamanla Ermeniceyi benimsemiştir.
LAZCA ve GÜRCÜCE: Son dönemde hidayete ermiş, daha evvelinde Gürcü Ortodoks Kilisesi’ndeki yüzyıllarca üyelikleri nedeniyle diğerlerinin aksine orijinal dillerini koruyan yerel Kartvelyen topluluklardır.
Osmanlı yadigârı Müslümanlar 93 Harbi ve Balkan Mezaliminden bu yana Anadolu’da iskân edilmiştir.
ARNAVUTÇA: Çoğunlukla Geg lehçesi, ancak bazı Tosk lehçeleri de bulunur.
ULAH DİLLERİ: Roma İmparatorluğu resmî dil olarak Rumcaya geçmeden önceki Latin dilinden türeyen Rumence ve Moldova Rumencesi, Soğuk Savaş’ın ardından gerçekleşen nüfus hareketleriyle ülkemize girdi.
GİRİT RUMCASI: Girit dili, Eski Yunancaya en yakın dildir ve Müslüman Giritliler de Roma İmparatorluğu’nun diğer etnik gruplarıyla daha az karıştıklarından, bugünkü Hristiyan Giritlilerden farklı şekilde genetik olarak Eski Yunanlılara en yakın kesimdir.
AFGAN ÖZBEKÇESİ: Rusya’nın Afgan işgali ardından Türkiye’de iskân edilmiş toplulukça konuşulmaktadır.
AZERBAYCANİ: Hem Doğu Anadolu vatandaşlarımızca hem de ülkemize gelen Azerbaycan ve Güney Azerbaycanlı soydaşlarımızca konuşulmaktadır.
TÜRKMENCE: Suriye ve Irak Türklerinin şiveleridir.
ISIKKUL KAZAKÇASI: II. Dünya Savaşı’ndan sonra Doğu Türkistan Cumhuriyeti’nin Çin işgali ardından gelen mültecilerdir.
UYGURCA: II. Dünya Savaşı’ndan sonra Doğu Türkistan Cumhuriyeti’nin çöküşünden sonra gelen lider kadronun torunlarıdır.
KIRIM TATARCASI: Nesli tükenmekte olan Türkiye Türkçesine çok yakınlaşmış bir Kıpçak lehçesidir. Türk oldukları için Türkiye Türkçesine kaymıştır.
DİĞER TÜRK DİLLERİ: Gagauz, Türkmenistan Türkçesi, Özbekçe, Kırgızca, Kazakça son dönemlerde ülkemize çalışma amacıyla gelen soydaşlarımızca ağırlıklı konuşulmaktadır.
İTALYANCA: İzmir merkezli Levanten topluluğunun dilidir.
FRANSIZCA: İskenderun merkezli Levanten topluluğunun dilidir, ayrıca Batı Afrikalı göçmenler tarafından da konuşulmaktadır.
DİĞER BATI: Göçmenler, gelinler, emekli topluluklar ve geri dönen Türkler tarafından Almanca, İngilizce, Felemenkçe de konuşulmaktadır. Ayrıca İngilizce Afrikalı göçmenlerce de kullanılmaktadır.
Ülkemizde çalışan Afrikalı göçmenlerce Yoruba, Hausa, İgbo, Mandinga, Somali gibi diller konuşulmaktadır. Tagalog dili ev hizmetinde çalışan Filipinliler, Çin lehçeleri iş için bulunanlar, Urduca/Hintçe, Pencapça gibi Güney Asya dilleri de göçmenler tarafından konuşulmaktadır.
Burada vurgulamamız gereken, halkımızda yaygın bir kafa karışıklığıdır. Türkiye’de Osmanlılar, beylikler ve Selçuklulardan evvel bin iki yüz yıl devam etmiş, dili Rumca, dini Rum Ortodoks, kimliği Rumluk olan bir Roma İmparatorluğu var oldu. Rumca bu devletin miladi 6. asırdan itibaren ortak diliydi. Dolayısıyla Türklerden önceki Anadolu halkı, Luvilerin, Hititlerin, Friglerin, Truvalıların, Trakyalıların torunları Rumcayı çoğu zaman ikinci dil olarak benimsediler. Bu eski Anadolu kavimleri İslam’la şereflendikten sonra kısa bir Farsça resmî dil dönemi ardından giderek Türkçeyi benimsediler.