islami haberdini haberortadoğu haberleriislam coğrafyası
DOLAR
48,1332
EURO
56,1921
ALTIN
7.145,37
BIST
14.610,92
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul
Parçalı Bulutlu
30°C
İstanbul
30°C
Parçalı Bulutlu
Cuma Hafif Yağmurlu
26°C
Cumartesi Hafif Yağmurlu
26°C
Pazar Az Bulutlu
28°C
Pazartesi Açık
28°C

GENÇLERDEN GELEN İLGİNÇ SORULAR VE ANLAMLI CEVAPLAR 3: İNANÇ, GELENEK VE AHLAK ÜZERİNE SORULAR

GENÇLERDEN GELEN İLGİNÇ SORULAR VE ANLAMLI CEVAPLAR 3: İNANÇ, GELENEK VE AHLAK ÜZERİNE SORULAR
A+
A-

Gençlerden Gelen İlginç Sorular ve Anlamlı Cevaplar – 3
İNANÇ, GELENEK VE AHLAK ÜZERİNE SORULAR

9. Soru: Hocam, biz Müslüman bir coğrafyada doğduğumuz için mi Müslümanız? Eğer Hristiyan veya Budist bir ailede doğsaydık büyük ihtimalle o dine inanacaktık. Bu durumda bizim inancımız tamamen tesadüfi bir coğrafya kaderi değil midir?

Anlamlı Yanıt: Sorgulama ile taklit arasındaki o ince çizgiyi birlikte çekelim. İçine doğduğun aile veya coğrafya sana bir “başlangıç mirası” sunar, bu doğru. Peki, bir insanın anne babasından devraldığı bir fikri hiçbir zihinsel süzgeçten geçirmeden kabul etmesi ile onu araştırıp delillendirerek hakikatini kavrayıp benimsemesi aynı şey midir?

Biyoloji veya matematik bilgisini de okuldaki öğretmenlerinden ve içinde bulunduğun toplumdan öğreniyorsun. “Bu bilgileri bana bu coğrafya öğretti.” diyerek matematiğin doğruluğundan şüphe ediyor musun, yoksa zihninle o kuralları doğruluyor musun?

Eğer bir insan, içine doğduğu inancı sırf “ataları öyle yaptı” diye devam ettiriyorsa bu durum, Kur’an’ın eleştirdiği “atalar dini taklitçiliği” değil midir?

Seni bu coğrafyada doğuran Yaratıcı, senden atalarının dinini körü körüne taklit etmeni mi istiyor, yoksa aklını, vicdanını ve arayışını kullanarak hakikati kendi hür iradenle “tahkik etmeni” mı emrediyor? İnancını gelenekten çıkarıp kişisel bir bilince dönüştürmek senin elinde değil midir?

10. Soru: Hocam, “Atalarınızın yanlışlarını bırakın.” dediniz ama geleneklerimiz, örfümüz bizi biz yapan şey değil midir? Gelenekleri sorgulamak köksüzleşmeye yol açmaz mı?

Anlamlı Yanıt: Geleneksel olan her şey doğru mudur, yoksa sadece eski midir? Geçmişte uygulanmış bir kan davası, kız çocuklarının mirasız bırakılması veya insanları kabilecilikle ayıran anlayışlar da “gelenek” adıyla bize ulaştı. Bir şeyin sadece “eskiden beri yapılıyor olması”, onun adil, mantıklı ve ahlaki olduğunun kanıtı sayılabilir mi?

Köklerine sahip çıkmak, ağacın çürümüş dallarını budayıp sağlıklı gövdesini beslemek midir, yoksa çürük dalları sırf ağaca ait diye kutsamak mıdır? Doğru gelenekle batıl hurafeyi ayıracak terazi elinde yoksa köklü mü olursun, yoksa taklitçi mi?

11. Soru: Ataların yanlışlarını bırakıp vahye arz etmekten bahsettiniz. Ama bugün din adına konuşan binlerce farklı cemaat, hoca ve yorum var. Herkes kendi görüşünün “gerçek vahiy” olduğunu söylüyor. Biz hangisinin doğru olduğunu nasıl anlayacağız?

Anlamlı Yanıt: Harika bir noktaya temas ettin. Piyasadaki yorum çeşitliliği seni hakikat arayışından alıkoyuyor mu, yoksa seni daha çok araştırmaya mı sevk ediyor? Bir tıp konusunda üç farklı doktor farklı teşhis koyduğunda “Tıp bilimi yoktur.” deyip tedaviyi bırakıyor muyuz, yoksa anatomi ve tıp literatürünü iyi bilen, işinin ehli uzmanı bulmaya mı çalışıyoruz?

İnsanların kendi menfaatleri veya eksik bilgileriyle dine yükledikleri kişisel yorumlar ile Kur’an’ın ana metni ve Resul’ün evrensel ahlak ilkeleri arasındaki farkı ayırt edecek akıl ve vicdan süzgecine sahip değil misiniz? Başkalarının yanlış yorumlarını dinden sayıp toptan reddetmek, bir doktorun hatası yüzünden bütün tıp bilimini çöpe atmaya benzemez mi?

12. Soru: Hocam, çevremde namaz kılan, ibadet eden ama ahlaksızca davranan, yalan söyleyen insanlar var. Diğer yanda hiç ibadet etmeyen ama kalbi çok temiz, insanlara yardım eden kişiler var. Önemli olan kalbin temiz olması ve kimseye zararının dokunmaması değil midir? Şekilsel ibadetler neden bu kadar büyütülüyor?

Anlamlı Yanıt: Ahlak ile ibadet arasındaki bu hassas dengeyi masaya yatıralım. İbadet ettiği hâlde ahlaksızlık yapan birinin varlığı, ibadetin kendisini mi hatalı kılar, yoksa o kişinin ibadetini samimiyetle içselleştiremediğini mi gösterir?

Bir tıp öğrencisinin önlüğünü giyip derse girmesine rağmen doktorluk etiğine uymaması yüzünden tıp bilimini mi suçlarız, yoksa o öğrencinin samimiyetsizliğini mi?

“Benim kalbim temiz.” diyerek eylemsiz kalmak ile bir binanın projesini çizip temelini atmamak arasında nasıl bir benzerlik vardır? Projenin kâğıt üzerinde mükemmel olması, o binanın fırtınaya dayanmasını sağlar mı?

İbadetler, insanın kalpteki temizliği korumak, egoyu terbiye etmek ve ruhu günlük hayatın kirliliğinden arındırmak için kurulmuş birer “disiplin ve hatırlatıcı” mekanizması değil midir? Kalbi koruyan bir zırh (ibadet) olmadan o temizliğin, hayatın zorlu imtihanları karşısında kirlenmeden kalabileceğine inanmak ne kadar gerçekçidir?

Vedat Kat

Mirat Haber – YouTube

 

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.