islami haberdini haberortadoğu haberleriislam coğrafyası
DOLAR
48,4354
EURO
56,2404
ALTIN
6.898,85
BIST
14.012,42
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul
Parçalı Bulutlu
28°C
İstanbul
28°C
Parçalı Bulutlu
Cumartesi Açık
30°C
Pazar Parçalı Bulutlu
30°C
Pazartesi Parçalı Bulutlu
27°C
Salı Parçalı Bulutlu
25°C

FATİH ALTAYLI’NIN İSRAİL ÇİZGİSİ

FATİH ALTAYLI’NIN İSRAİL ÇİZGİSİ

FATİH ALTAYLI’NIN İSRAİL ÇİZGİSİ: AYNI SÖYLEMİN BEŞ AŞAMASI

Gazeteci Fatih Altaylı’nın farklı tarihlerde yaptığı açıklamalar tepki çekiyor. Altaylı’nın Hamas, Gazze ve İsrail hakkındaki sözleri, Siyonist propagandanın Türkiye’deki söylemleriyle örtüşmekle eleştiriliyor.

Gazeteci Fatih Altaylı’nın İsrail ve Filistin meselesindeki açıklamaları yeniden gündemde. Altaylı’nın farklı zamanlarda kullandığı ifadeler yan yana getirildiğinde dikkat çekici bir tablo ortaya çıkıyor.

Bu tabloyu beş maddede özetlemek mümkün:

  1. Arapları Türkiye için bir tehdit gibi göstermek.
  2. İsrail’i güvenilir ve vazgeçilmez bir ortak olarak sunmak.
  3. Hamas’ı yalnızca “terör örgütü” olarak tanımlamak.
  4. Gazze direnişini PKK gibi örgütlerle aynı zemine çekmek.
  5. Türkiye’nin İsrail karşısında etkisiz kalacağını savunmak.

Buradaki eleştiri Yahudilere veya Yahudilik inancına yöneltilemez. Hedef alınması gereken, Siyonist işgal politikalarıdır. Ayrıca bu politikaları medya yoluyla meşrulaştıran söylemlerdir.

HAMAS’I PKK İLE AYNI KEFEYE KOYDU

Fatih Altaylı, Kasım 2023’teki bir yayınında Hamas hakkında çok kesin ifadeler kullandı. “Hamas bir terör örgütüdür, bunun lamı cimi yok” dedi. Hamas’ı Filistin’in PKK’sı olarak nitelendiren bir yaklaşım ortaya koydu.

Bu açıklama kamuoyunda büyük tepki topladı. Çünkü Hamas, işgal altındaki Filistin topraklarında ortaya çıkan bir direniş hareketidir. PKK ise Türkiye’nin toprak bütünlüğünü hedef alan bir terör örgütüdür.

İşgal altındaki bir halkın direnişiyle Türkiye’ye saldıran bir örgütü eşitlemek, tarihî ve siyasi gerçekleri yok saymaktır. Nitekim tarihçi Murat Bardakçı da Altaylı’nın yaklaşımına itiraz etti. Hamas’ın işgal bölgesindeki yerleşimcilere karşı mücadele ettiğini hatırlattı. Tartışma dönemin basınına da yansıdı

GAZZE’NİN SAVUNULMASI NEDEN SULANDIRILIYOR?

Gazze meselesinin PKK veya IŞİD üzerinden tartışılması, asıl gerçeği perdelemektedir. Gazze’de temel mesele işgaldir. Abluka, sürgün, açlık ve katliamdır.

İsrail’in saldırılarının konuşulması gereken yerde Hamas’ın tartışmaya açılması tesadüf değildir. Böylece işgalci ile işgale direnen taraf arasındaki fark ortadan kaldırılmaktadır.

Altaylı’nın 2010 yılında yayımlanan “Hamas için PKK ile mi savaşıyoruz yani!” başlıklı yazısı da aynı bakışın eskiye dayandığını gösteriyor. Yazının başlığı bile Gazze direnişiyle Türkiye’nin terörle mücadelesini aynı tartışmaya taşımaktadır

İSRAİL’E GÜVEN, TÜRKİYE’YE GÜVENSİZLİK

Altaylı’nın açıklamalarında dikkat çeken başka bir yön daha bulunuyor. İsrail’in gücü sürekli büyütülürken Türkiye’nin imkânları küçümseniyor.

Türkiye ile İsrail arasında muhtemel bir çatışmayı değerlendiren Altaylı, Türkiye’nin kaç gün savaşabileceğini sorguladı. Başka bir değerlendirmesinde ise İsrail ile ilişkilerin göründüğü kadar kötü olmadığını savundu.

Elbette savaş ihtimali ciddi biçimde değerlendirilmelidir. Ancak İsrail’i dokunulmaz bir güç gibi göstermek de sağlıklı bir analiz değildir. Türkiye köklü bir devlet geleneğine ve güçlü bir orduya sahiptir. Savunma sanayisinde önemli imkânlar kazanmıştır.

İsrail’in en büyük avantajı kendi gücü değil, ABD’nin sınırsız desteğidir. Bu gerçek gizlenerek yapılan değerlendirmeler, Türkiye toplumuna çaresizlik aşılamaktadır.

28 ŞUBAT’IN KIRICI DİLİ UNUTULMADI

Fatih Altaylı’nın başörtülü kadınlara yönelik geçmişte kullandığı ağır ifadeler de hafızalardadır. Konu, 2012 yılında TBMM Darbeleri Araştırma Komisyonu’ndaki görüşmeler sırasında yeniden gündeme gelmişti.

Altaylı, sözlerinin belirli bir pankarta duyduğu öfkeden kaynaklandığını savundu. Ancak bir kişinin davranışı üzerinden başörtülü kadınları hedef alan ağır ifadeler kullanılması kabul edilemez.

28 Şubat döneminde başörtülü öğrenciler eğitim haklarından mahrum bırakıldı. Üniversite kapılarından çevrildi. İkna odalarına alındı. Medyanın kullandığı aşağılayıcı dil de bu zulmün parçası oldu.

GAZETECİLİK Mİ, GÜÇ ODAKLARININ SÖZCÜLÜĞÜ MÜ?

Altaylı’nın geçmişte büyük sermaye gruplarının medya kuruluşlarında üstlendiği görevler biliniyor. Bu nedenle kamuoyunda kendisine yöneltilen temel eleştiri açıktır: Gazetecilik faaliyetinde halkın mı, yoksa güçlü çevrelerin mi menfaatleri gözetiliyor?

Başörtüsü gündeme geldiğinde inanç özgürlüğünü örseleyen bir dil…

Gazze gündeme geldiğinde direnişi terörle eşitleyen bir yaklaşım…

İsrail gündeme geldiğinde işgal devletini büyüten bir anlatım…

Türkiye’nin gücü konuşulduğunda ise küçümseyici sorular…

Bütün bunlar bir araya geldiğinde meselenin sıradan bir görüş ayrılığından ibaret olmadığı görülüyor. İsrail propagandasının temel yöntemi de budur: İşgalin üzerini örtmek, direnişi suçlamak ve Müslüman toplumlara çaresizlik aşılamak.

Gazetecinin görevi güçlülerin menfaatlerini korumak değildir. Gazetecilik, hakikatin yanında durmayı gerektirir. Gazze’de hakikat ise bütün açıklığıyla ortadadır: Bir halkın vatanı işgal edilmiş, insanları sürülmüş ve çocukları katledilmiştir.

Bu hakikati sulandıran her söylem, bilerek veya bilmeyerek işgalcinin propagandasına hizmet eder, Fatih Altaylı da tam da bunu yapıyor.

İslami Haber ”MİRAT” – YouTube

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.