islami haberdini haberortadoğu haberleriislam coğrafyası
DOLAR
49,5755
EURO
55,7087
ALTIN
6.599,24
BIST
11.430,14
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul
Az Bulutlu
18°C
İstanbul
18°C
Az Bulutlu
Salı Çok Bulutlu
20°C
Çarşamba Açık
20°C
Perşembe Parçalı Bulutlu
21°C
Cuma Çok Bulutlu
22°C

PEYGAMBERİMİZE SALÂT VE SELAM FİİLÎ BİR DESTEK VE BAĞLILIKTIR

PEYGAMBERİMİZE SALÂT VE SELAM FİİLÎ BİR DESTEK VE BAĞLILIKTIR

Veladeti Anısına
PEYGAMBERİMİZE SALÂT VE SELAM FİİLÎ BİR DESTEK VE BAĞLILIKTIR

ALLAH BİZE VE PEYGAMBERİMİZE SALÂT EDİYOR

Yüce Rabbimiz, Kur’ân-ı Kerîm’de Kendisinin ve meleklerinin bize salât ettiğini bildirir:

“Sizi ‘zulümattan nûra’ (karanlıklardan nûra, aydınlığa) çıkarmak için Allah ve melekleri size salât eder. O, inananlara karşı pek merhametlidir.” (Ahzâb 33/43)

Rabbimiz ve melekleri bize salât ettikleri gibi Peygamberimize de salât ederler. Ahzâb sûresinin 56. âyetinde şöyle buyrulur:

“Allah ve melekleri Nebi’ye (Peygambere) salât ederler…”

Yüce Rabbimiz, melekleriyle birlikte bize ve Peygamberimize salât ettiği gibi bize de Peygamberimize salât ve selam getirmemizi emreder:

“…Ey iman edenler, siz de Nebi’nize (Peygamberinize) salât ve selam edin.” (Ahzâb 33/56)

PEKİ NEDİR BİZE YÜKLENEN BU SALÂT VE SELAM GÖREVİNİN ANLAMI?

Her dinî meselemizde olduğu gibi salâtın ve selamın anlamı için başvuracağımız ana kaynağımız da bize bu salât ve selam emrinin verildiği Kur’ân’dır. Biz de başvuralım.

Mealini/anlamını arz ettiğimiz Ahzâb 43’te Allah, bize salât getirdiğini bildirirken bu âyetin içinde bize, bizi karanlıklardan nûra/aydınlığa çıkarmak için salât ettiğini açıklıyor.

Ama Allah, Peygamberimize salât getirdiğini bildirdiği âyette ona niçin salât getirdiğini açıklamamaktadır. Ona niçin salât getirdiğini Hadîd 9, İbrahim 1 ve Talâk 11’den öğreniyoruz. Bu da Peygamberimizin, kendisine indirilen kitap olan Kur’ân’ın apaçık olan âyetlerini okuyarak genelde insanları, özelde iman edip salih amel işleyenleri karanlıklardan nûra çıkarmasıdır. Görelim:

“Elif, Lâm, Râ. Bu, Rabbinin izniyle insanları karanlıklardan nûra/aydınlığa, O güçlü ve övgüye layık olanın yoluna çıkarmak için sana indirdiğimiz bir Kitap’tır.” (İbrahim 1)

“İman edip salih ameller yapanları karanlıklardan aydınlığa çıkarmak için Allah size apaçık olan âyetlerini okuyan bir peygamber göndermiştir. Kim Allah’a inanır, faydalı ve güzel işler yaparsa Allah onu, altından ırmaklar akan, içinde ebedî kalacakları cennetlere koyar. Allah, ona gerçekten ne güzel bir rızık vermiştir.” (Talâk 11)

SALÂTIN AMACI NEDİR?

Açıkça anlaşılacağı üzere Allah’ın, karanlıklardan nûra çıkarmak için bizim üzerimize getirdiği salât, Allah’ın biz insanlara vahiy meleği ve refakatçileri aracılığıyla Kitap indirmesidir/göndermesidir. (Vahiy meleğine refakatçi melekler için bk. Cin 27-28.)

Allah’ın ve meleklerinin Hz. Muhammed’e salât etmesinin anlamı da budur, yani insanları karanlıklardan nûra çıkarması için ona Kitap indirmesi ve görev yüklemesidir:

Hülâsa, biz müminlerin salât görevi, Hz. Peygamber’in bize tebliğ ettiği Kitap olan Kur’ân’ın âyetlerini insanlara duyurmada ona, onun manevi şahsiyetine yardım edip destek olmaktır.

Açıkladığımız gibi salâtın destekleme manasına geldiğine bazı meallerde işaret olunması sevindiricidir. Zaten namaza salât denmesinin bir sebebi gerekliliği, bir diğer sebebi de namaz kılana Cehennem azabından kurtulması için destek vermesidir.

(Salâtı Allah’ın salâtı, meleklerin salâtı ve müminlerin salâtı şeklinde ayırımlar yapılarak farklı anlamlar yüklenmesinin Kur’ânî ve lügavî temeli yoktur.)

SELAM VERME GÖREVİ

Rabbimiz ve melekleri bize ve Peygamberimize salât ediyor ama selam etmiyor. Salâtın yanı sıra selam görevi yalnızca biz müminlere yüklenmektedir. Çünkü Kur’ân ahkâmı ile yükümlü olan biziz. Değinelim:

Selam verme görevimiz, Nisâ 65’in delaletiyle Hz. Peygamber’in tebliğ ettiği Kur’ânî ilkelere teslim olmaktır.

Ahzâb 56’da “sellimû” şeklinde emir sığasıyla kullanılan selam, Nisâ sûresinde muzari formuyla kullanılmaktadır ki “verilen hükme teslim olurlar” manasındadır:

“Ama hayır, Rabbine andolsun ki onlar, aralarında anlaşmazlığa düştükleri her konuda seni hakem yapmadıkça ve sonra da senin kararına kalplerinde hiçbir burukluk duymaksızın tam bir teslimiyetle tâbi olmadıkça, gerçekten iman etmiş olmazlar.” (Nisâ 4/65)

TEK YOL KUR’ÂN’DIR

İnsanları karanlıklardan aydınlığa çıkarmanın tek yolunun Allah’ın kitabı olduğu hakikati, Kur’ân’da birçok âyette de vurgulanmaktadır. (Bk. Mâide 16 ve Talâk 11)

Karanlıklardan aydınlığa çıkmak, Sırat-ı Müstakîm olan İslam’a ermektir ki Peygamberimiz de Kur’ân’la Sırat-ı Müstakîm’e ermiş ve erdirmiştir. (Bk. Yâsîn 36/1-5; Şûrâ 42/52.)

Yaptığımız açıklamalar ışığında Ahzâb 56’yı tefsirî olarak şöylece anlamlandırabiliriz:

“Allah’ın, melekleriyle birlikte, zulmetlerden nûra çıkarması için Kitap indirerek Peygamberine salât ettiği gibi siz de bu Kitabın tebliğ edilerek karanlıklardan aydınlığa çıkarması için Peygamberinize ve onun kıyamete kadar devam edecek elçilik görevine destek çıkarak ona salât edin ve bu kitabın ilkelerini açıklayıcı buyruklarına tam anlamıyla teslim olarak da ona selam edin.”

ÇELİŞKİLER NASIL GİDERİLEBİLİR?

En kısa şeklini Ahzâb 56’nın işaret ettiği “Allahümme salli ve sellim alâ Muhammed” cümlesinin ve en uzun şeklini de namazlarımızda okuduğumuz Salât-ı İbrâhimiyye’nin oluşturduğu salât ve selam getirilmesi konusunda birçok hadis rivayet edilmektedir.

Pek çok olan ve oturduğumuz yerde duayı çağrıştıran bu hadisleri reddedip dışlama saygısızlığına düşmeden nasıl izah edebiliriz?

Bir diğer anlatımla, Allah Peygamberimize salât eder ve bize fiilî tebliğle ona destek anlamında salât etmemizi emrederken bizim de ona “Allah’ım! Muhammed’e Sen salât ve selam et.” şeklinde dua etmemizdeki görünür çelişkiyi nasıl anlamlandırarak giderebiliriz?

Peygamberimiz hatırlandığı veya yanımızda anıldığında ona karşı salât ve selam görevi bilincimiz canlanmalı ve sözlü salâtımızı ve selamımızı şöylece anlamlandırmalıyız:

“Allah’ım! Bize yüklediğin Peygamberimize salât ve selam görevimiz olan Kur’ân ilkelerini tebliğ ve bu ilkelere teslim olma vazifemizi yapabilmemiz için bize yardım et ve bunu bize kolaylaştır.”

SONUÇ

Öğrenme, örnek olma ve fiilen tebliğ etme girişiminde bulunmadan ve risk üstlenmeden, oturduğumuz yerde saatlerce mırıldanılsa da Peygamberimize gereğince salât ve selam getirilmiş olmaz.

Mesela ülkemizde, Peygamberimizin yaklaşık yüz bin camide okunan ezanlarla her gün bir milyon kez, namaz içinde ve dışında getirilen salât ve selamlarla da milyonlarca defa anılması insanlarımızı küfrün karanlıklarından İslam’ın aydınlığına çıkarıyor mu? Yasalarımızı ve toplumsal yaşamımızı onun önderliğine ve tebliğ ettiği Kur’ân’ın rehberliğine yönlendiriyor, hayat nizamı edinilmesine katkı veriyor mu?

Sözü, Peygamberimize ve onun şahsında bize verilen ve de salât ve selam görevimizin bir bölümünü oluşturan âyetle bitirelim:

“Allah’ın karanlıklardan aydınlığa çıkaran âyetlerini açıkça yalanlayan inkârcılara ve inkârlarını gizleyen münafıklara sakın itaat etme. Onların engellemelerine, eziyet verici sözlerine aldırmadan yoluna devam et ve görevini yaparken yalnızca Allah’a güven. Unutma ki her konuda güvenilir bir vekil olarak Allah yeter.” (Ahzâb 33/48)

Ali Rıza Demircan

Yazarımızın Diğer Yazılarını Okumak İçin Lütfen Bu Linki Ziyaret Ediniz.

Mirat Haber – YouTube

 

Yorumlar
  1. M.yüksel dedi ki:

    Esselamü aleyküm. Yine,intibâha gelmemiz için,muhteşem bir çalışma.
    Yâ Rabb.Te’sirini HALG EYLE.
    Teşekkürler,üstadım.