islami haberdini haberortadoğu haberleriislam coğrafyası
DOLAR
49,1969
EURO
55,3104
ALTIN
6.555,94
BIST
12.374,26
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul
Az Bulutlu
22°C
İstanbul
22°C
Az Bulutlu
Perşembe Çok Bulutlu
20°C
Cuma Açık
22°C
Cumartesi Parçalı Bulutlu
24°C
Pazar Çok Bulutlu
22°C

Zulümden Kaçan Müslümanlara Dünya Dar Geliyor: İnsan Hakları Kimin İçin?

Zulümden Kaçan Müslümanlara Dünya Dar Geliyor: İnsan Hakları Kimin İçin?

Zulümden Kaçan Müslümanlara Dünya Dar Geliyor: İnsan Hakları Kimin İçin?

Myanmar‘da yıllardır zulüm, şiddet ve ayrımcılıkla mücadele eden Rohingya Müslümanları, bu kez sığındıkları Malezya’da sınır dışı edilme tehdidiyle karşı karşıya. Çatışmaların sürdüğü bir ülkeye geri gönderilme ihtimali, insan hakları ve uluslararası dayanışma söylemlerini yeniden tartışmaya açıyor.

MİRAT HABER – ANALİZ

Dünyanın farklı coğrafyalarında Müslümanlar savaş, işgal, ayrımcılık ve zorunlu göçün ağır sonuçlarıyla mücadele ederken, Myanmar’dan kaçarak hayatta kalmaya çalışan Rohingya Müslümanları da yeni bir insani dramla karşı karşıya. Yıllardır ülkelerinde maruz kaldıkları baskı ve şiddet nedeniyle yurtlarını terk eden bu insanlar, sığındıkları Malezya’da da güvenli bir gelecek bulmakta zorlanıyor.

Malezya’nın yüzlerce Rohingya mülteciyi polis gözetiminde bir araya getirerek Myanmar‘a geri gönderme hazırlığında olduğu yönündeki gelişmeler, zaten ağır koşullarda yaşayan bu insanların geleceğine ilişkin kaygıları artırıyor. Üstelik geri gönderilmeleri planlanan Myanmar’da çatışmalar ve Rohingya toplumuna yönelik ayrımcılık devam ediyor. Zulümden kaçan insanların yeniden aynı tehlikelerle yüz yüze bırakılması, mülteci haklarının korunması konusundaki uluslararası sorumluluğu bir kez daha gündeme getiriyor.

İnsan hakları söylemi, uygulamada neden karşılık bulmuyor?

Dünya siyasetinde insan hakları, demokrasi, özgürlük ve eşitlik kavramları sıkça dile getiriliyor. Uluslararası sözleşmeler, bildiriler ve hukuk mekanizmaları, insan onurunun korunmasını temel bir ilke olarak kabul ediyor. Ancak dünyanın farklı bölgelerinde yaşanan insani krizler, bu ilkelerin hayata geçirilmesinde ciddi sorunlar bulunduğunu gösteriyor.

Gazze’de hayatını kaybeden siviller, Sudan’da çatışmalar nedeniyle evlerini terk etmek zorunda kalan insanlar, Doğu Türkistan’da hak ihlalleri iddialarıyla gündeme gelen uygulamalar ve Myanmar’da yurtlarından koparılan Rohingya Müslümanları, birbirinden farklı siyasi ve tarihî koşullarda yaşanan krizlerin mağdurları.

Bu olayların her biri kendi koşulları içerisinde değerlendirilmekle birlikte, ortak bir soruyu beraberinde getiriyor: İnsan hakları gerçekten herkes için eşit biçimde mi savunuluyor?

Devletlerin sınırlarını ve göç politikalarını düzenleme yetkisi bulunuyor. Ancak bu yetki, mültecilerin zulüm, işkence veya ciddi insan hakları ihlalleriyle karşılaşabilecekleri bölgelere gönderilmesi riskini görmezden gelmeyi haklı kılmıyor. İnsan hayatının korunması, siyasi ve ekonomik hesapların ötesinde ele alınması gereken temel bir sorumluluk.

İslam dünyasının dayanışma sınavı

Rohingya Müslümanlarının yaşadığı dram, İslam ülkelerinin kendi aralarındaki dayanışmayı ve ortak insani sorumluluklarını da gündeme taşıyor. Müslümanların dünyanın farklı bölgelerinde karşı karşıya kaldıkları krizler karşısında yapılan açıklamalar, çoğu zaman somut ve sürdürülebilir çözümlere dönüşemiyor.

Oysa İslam’ın temel değerlerinden biri olan adalet, zulme uğrayanın kimliğine bakılmaksızın savunulmasını gerektiriyor. Kur’an-ı Kerim’de, “Ey iman edenler! Adaleti titizlikle ayakta tutan, kendiniz, ana babanız ve akrabanız aleyhinde de olsa Allah için şahitlik eden kimseler olun.” (Nisâ, 4/135) buyruluyor.

Bu ilke, yalnızca Müslümanların kendi aralarındaki ilişkilerinde değil, bütün insanlığa karşı tutumlarında da adaletin esas alınmasını gerektiriyor. Dolayısıyla Rohingya Müslümanlarının güvenliğini sağlamak, sadece dinî bir dayanışma meselesi değil, aynı zamanda evrensel bir insanlık sorumluluğu.

İslam ülkelerinin diplomatik girişimlerini güçlendirmesi, insani yardımları artırması, mülteciler için güvenli barınma ve eğitim imkânları oluşturması ve uluslararası hukuk çerçevesinde çözüm arayışlarına katkıda bulunması gerekiyor.

Zulüm karşısında sessizlik, insanlığın ortak vicdanını yaralıyor

Dünyanın bir bölümünde insanlar güvenlik, refah ve özgürlük içerisinde yaşamlarını sürdürürken, başka coğrafyalarda milyonlarca insan hayatta kalabilmek için mücadele ediyor. Üstelik bu insanların önemli bir bölümü, doğdukları topraklardan ayrılmak zorunda kalmanın ardından sığındıkları ülkelerde de güvencesizlikle karşılaşıyor.

Rohingya Müslümanlarının yaşadığı dram, mültecilerin yalnızca bir ülkeden diğerine taşınan nüfus olarak görülmemesi gerektiğini hatırlatıyor. Her birinin bir ailesi, geçmişi, hayalleri ve korunması gereken temel hakları var.

İnsan hakları ve özgürlükler, yalnızca güçlü devletlerin vatandaşlarına tanınan imkânlar veya uluslararası siyasette kullanılan kavramlar olmamalı. Bu değerlerin gerçek anlamı, en savunmasız insanların hayatlarının ve onurlarının korunduğu ölçüde ortaya çıkar.

Bugün Rohingya Müslümanlarının karşı karşıya kaldığı belirsizlik, uluslararası toplumun ve özellikle İslam ülkelerinin önünde duran önemli bir sınavdır. Zulümden kaçan insanların yeniden tehlikenin içine gönderilmesi yerine güvenli, gönüllü ve onurlu bir gelecek kurabilmelerine imkân tanınmalıdır.

Çünkü insan hakları, yalnızca belirli toplumların değil, bütün insanlığın ortak değeridir. Bir insanın hayatı, inancı, etnik kimliği veya doğduğu coğrafya nedeniyle daha az kıymetli görülemez. Dünya, bu gerçeği yalnızca söylemlerinde değil, uygulamalarında da göstermek zorundadır.

İSLAMİ HABER “MİRAT”

YOUTUBE

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.