islami haberdini haberortadoğu haberleriislam coğrafyası
DOLAR
49,1985
EURO
55,4264
ALTIN
6.585,43
BIST
12.374,26
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul
Az Bulutlu
21°C
İstanbul
21°C
Az Bulutlu
Çarşamba Az Bulutlu
22°C
Perşembe Çok Bulutlu
20°C
Cuma Açık
22°C
Cumartesi Parçalı Bulutlu
24°C

KARL MARX’IN BİRA, PURO VE ÇIBANLAR ARASINDAKİ BOHEM VE KİRLİ DÜNYASI

KARL MARX’IN BİRA, PURO VE ÇIBANLAR ARASINDAKİ BOHEM VE KİRLİ DÜNYASI

KARL MARX’IN BİRA, PURO VE ÇIBANLAR ARASINDAKİ BOHEM VE KİRLİ DÜNYASI

Tarihe yön veren fikir adamları, siyasî teorisyenler ve doktrin kurucuları, genelde taraftarları tarafından kusursuz birer abide gibi resmedilmek istenir. Onların kitleleri peşinden sürükleyen fikirleri öne çıkarılırken, hususî hayatları, karakter zafiyetleri ve gündelik hayatlarındaki kirli detaylar bilinçli bir biçimde perdelenir. Oysa bir ideoloğun mizaç ve mantık dünyasını hakikî manada kavramanın yolu, onun süslü teorilerinden ziyade bizzat sürdürdüğü gündelik hayatına, insanî zaaflarına ve ahlâkî duruşuna bakmaktan geçer. Komünizmin kurucu teorisyeni Karl Marx da bu açıdan maskesi indirildiğinde arkasında bambaşka bir portre barındıran isimlerin başında gelmektedir.


Resim: Beden temizliğine dikkat etmeyen, saç sakalını taramayan, tütün ve alkol bağımlısı bir teorisyen. Bıyıkların ağzı örtecek kadar uzaması ve bakımsız duruşu, bahsettiğimiz döküntü hayat tarzını doğruluyor.

Daha önceki yazılarımızda detaylarıyla ele aldığımız üzere (01.09.2026); Karl Marx’ın en büyük çelişkilerden biri, ev hizmetçisi Helene Demuth’tan doğan gayrimeşru çocuğu Freddy konusudur. Ailevî bir skandalı ve imaj kaybını önlemek adına bu çocuğun babalığını sadık dostu ve finansörü Friedrich Engels üstlenmiş ve bu hakikat, uzun yıllar gizli kalmıştır. Bu hususu kısaca hatırlattıktan sonra, Marx’ın gündelik hayatındaki diğer çarpıcı zaaflara ve bohem dünyasına göz atalım.

https:www.mirathaber.com/devrimci-teorilerin-golgesinde-ahlaki-iflas-marx-ve-trockinin-mahrem-trajedisi/

Sefalet, Borç Bataklığı ve Bira İçip Sokak Lambası Taşlayan Bir “Filozof”

Karl Marx, hayatının büyük bir bölümünü Avrupa’nın çeşitli şehirlerinden sürgün edilerek geçirdikten sonra sığındığı Londra’da ağır bir yoksulluk ve borç yükü altında yaşadı. Bizzat sermaye ve iktisat üzerine ciltlerle eser yazmasına rağmen, kendi evinin iktisadını idare etmekten tamamen acizdi. Gazetecilik ve yazarlık girişimlerinden beklediği geliri elde edemeyen Marx, ailesiyle birlikte Londra’nın kasvetli mahallelerinde “meteliksiz” bir hayat sürdürdü.

Bu süreçte ailenin tek ayakta kalma sebebi, kapitalist bir fabrika sahibinin oğlu olan dostu Friedrich Engels’in düzenli para yardımlarıydı. Ancak Engels’in gönderdiği yüklü miktarlardaki yardımlara rağmen Marx’ın hesapsızlığı, sorumsuzluğu ve bohem harcamaları sebebiyle evdeki yoksulluk hiç bitmedi. Aile, zaman zaman icra memurlarının kapıya dayanmasıyla ve rehin verilen ev mobilyalarıyla karşı karşıya kaldı.

Marx’ın ev ve çalışma ortamı tam anlamıyla bir kargaşa içindeydi. Gündüzleri düzenli çalışmak yerine gece yarılarına kadar yoğun bir tütün dumanı altında yazmayı tercih ederdi. Odası, üzerine çay dökülmüş kağıtlar, tütün külleri, yırtık kitaplar ve günlerce toplanmayan bulaşıklarla kaplıydı. Bu dağınıklık ve disiplinsizlik, onun şahsî zaaflarıyla da birleşmekteydi. Alkol (özellikle bira) ve tütün (ucuz purolar) onun gündelik hayatının vazgeçilmez iki unsuruydu. Barlarda ve meyhanelerde arkadaş grubuyla saatlerce bira içip tartışmayı bir hayat tarzı hâline getirmişti. Hatta biyografilere yansıyan meşhur bir vukuatında; arkadaşı Edgar Bauer ile birlikte Londra’da Oxford Caddesi’nden Hampstead Yolu’na kadar olan güzergâhtaki bütün meyhanelere tek tek uğrayıp aşırı derecede sarhoş oldukları, ardından sokaktaki gaz lambalarını taşlayıp kırdıkları ve polisin kovalamacası sonucu karanlık sokaklara kaçarak, izlerini kaybettirdikleri aktarılmaktadır.

İstihbarat Raporlarında Temizlik Acziyeti ve Bedenini Saran Çıbanlar

Marx’ın İngiltere’deki radikal faaliyetleri, dönemin Prusya ve İngiliz istihbarat servisleri tarafından adım adım takip edilmekteydi. Kendisini bir devrimci olarak takip eden ajanların tuttukları raporlar, onun iddia ettiği fikirler ile bizzat sürdürdüğü bizar yaşantı arasındaki tezatı son derece nesnel bir gözle ortaya koymaktadır. Marx’ın evine girmeyi başaran bir Prusya casusunun üstlerine sunduğu gizli raporda yer alan şu ifadeler, onun hususî hayatındaki hijyen acziyetini gözler önüne sermektedir:

“Yıkanmak, saçını taramak ve iç çamaşırlarını değiştirmek nadiren yaptığı şeylerdir ve sarhoş olmak en çok hoşuna giden şeydir… Bir lider olarak evindeki hayatı tamamen bohemdir. Temizlik, bakım ve yıkanmak onun son derece nadir başvurduğu eylemlerdir.”

İngiliz polis raporlarında da Marx’ın teorik iddialarına rağmen günlük hayatında dağınık, bakımsız, pis ve düzensiz bir profil çizdiği özellikle not edilmiştir.

Marx’ın haftalarca yıkanmaması, üzerindeki elbiseleri ve iç çamaşırlarını değiştirmemesi, saç-sakal bakımını tamamen ihmal etmesi neticede bedeninde felaket boyutunda sağlık sorunlarına yol açtı. Yıllar boyunca koltuk altlarında, kasıklarında, uyluklarında ve genital bölgesinde oluşan ağır iltihaplı çıbanlar, derin apseler ve kronik fistüllerle kıvrandı. Öyle ki zaman zaman acıdan oturamayacak ve yazamayacak hâle geliyor, Das Kapital’in sayfalarını ayakta yatakta kaleme alıyordu.

Uzun yıllar tıp dünyasında sebebi anlaşılamayan bu rahatsızlık, İngiliz dermatolog Sam Shuster ve ardından Alman Freiburg Üniversitesi tıp profesörleri Prof. Dr. Rudolf Happle ve Dr. Arne König tarafından incelendi. British Journal of Dermatology ve Die Welt gazetesinde yayımlanan klinik araştırmalarda, Marx’ın çektiği bu amansız hastalığın tıp dilinde Hidradenitis suppurativa (halk arasında “köpek memesi hastalığı”) olduğu kesinleşti. Tıp uzmanları, genetik yatkınlık bulunsa dahî bu hastalığı fiilen patlatan ve vücudu iltihap yuvasına çeviren üç ana etken tespit ettiler: Marx’ın kontrolsüz puro tiryakiliği, aşırı bira tüketimi ile yıkanmayarak cildindeki gözenekleri ve ter bezlerini kir, yağ ve bakterilere teslim etmesi.

Puro Bağımlılığı ve İktisadî Çelişkinin İtirafı

Puroya olan hastalıklı tutkusuyla bilinen Marx, ilginç bir şekilde kendi hayatındaki bu tütün zaafını iktisat teorisine de uyarlamaya çalışmıştır. Alman Jungle World dergisinde Maxim Kammerer’in detaylandırdığı incelemede görüleceği üzere Marx; tütünü fizyolojik açıdan bir zorunluluk olmasa bile, insanların alışkanlıkları gereği vazgeçilmez gördükleri “zarurî bir tüketim maddesi” kategorisinde değerlendirir.

Bu noktada Marx’ın kendi zaafından yola çıkarak, ulaştığı iktisadî tespit son derece dikkat çekicidir: Kapitalist sistem, özü itibarıyla kitleleri mahrum bırakma, feragatte bulunmaya zorlama ve yoksullaştırma mekanizmasıdır. Sistem; koyduğu ağır vergiler, fiyat artışları ve zam politikalarıyla halkın alışkanlık hâline getirdiği gündelik tüketim maddelerini dahî onların elinden almaya çalışır. Marx’ın mantığıyla bakıldığında; alt sınıfların tiryakilik derecesindeki gündelik bir ihtiyacı, ağır vergi ve zamlarla kasten “sadece zenginlerin erişebileceği bir lüks” hâline getirilmektedir.

Netice: Bizim “Yerli” Sosyalistlere Açık Bir İhtar

Özetlemek gerekirse; insanlığa güya yeni bir nizam ve sosyal adalet vaat eden Karl Marx, özel hayatında gayrimeşru çocuk skandalından hijyen eksikliğine, bira ve puro bağımlılığından iltihaplı bedenine kadar tam anlamıyla bohem, dağınık ve kirli bir dünyada ömür tüketmiştir. Bugün Türkiye’de kutsal bir figür gibi Karl Marx’a sarılan “yerli” sosyalist çevrelerin bu tarihî hakikatlerle yüzleşmesi şarttır. Aile düzeninden ve sorumluluk bilincinden mahrum, ahlâkî zaaflarla malul, (bırakın taharetlenmeyi) kişisel öz bakımını ve temizliğini yapmaktan aciz, cildini kire ve iltihaba teslim etmiş bize yabancı “pis” bir insanın toplumumuza sunabileceği hiçbir insanî veya toplumsal model bulunmamaktadır. Bu çürümüş figürlerin peşinden gitmek yerine; ruhî ve bedenî temizliği, ahlâkî sorumluluğu, aile kurumunu ve adaleti bir bütün olarak ortaya koyan, her yönüyle tertemiz olan kendi medeniyet değerlerimize yani İslâm’a sarılmak zorundadır.

Kaynakça

Kammerer, M. (2005, 26 Ocak). Rauchen mit Marx (Marx ile Tütün Kullanmak). Jungle World, (4).

Lloyd, J. ve Mitchinson, J. (2014). Nasıl bilirdiniz? / The QI book of the dead (N. Elhüseyni, Çev.; 3. baskı). NTV Yayınları, s. 371-377.

WELT. (2007, 21 Kasım). Karl Marx: Eiterbeulen kamen vom Rauchen (Karl Marx: İltihaplı Çıbanlar Sigara/Tütünden Kaynaklanıyordu). https://www.welt.de/gesundheit/article2122354/Gesundheit-Karl-Marx-Eiterbeulen-kamen-vom-Rauchen.html.

Prof. Dr. Ali Seyyar

Yazarımızın Diğer Yazılarını Okumak İçin Lütfen Bu Linki Ziyaret Ediniz.

Mirat Haber – YouTube

 

Yorumlar
  1. kutbettin dedi ki:

    yahu ilahi yazar bize ne adamın temizliğinden pisliğinden fikirlerine vuramamışsın pisliğine bakımsızlığına vuruyorsun…şimdi bire de sana dese ki yahu bu ne pis bir adam ne diyeceksin….kimse biliyor mu senin özel hayatını…nasıl aldınız bu ünvanları valla ne diyeyim bilemiyorum ki bu kadar basit olmasa gerek