islami haberdini haberortadoğu haberleriislam coğrafyası
DOLAR
49,1773
EURO
55,4046
ALTIN
6.604,03
BIST
12.374,26
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul
Az Bulutlu
21°C
İstanbul
21°C
Az Bulutlu
Çarşamba Çok Bulutlu
22°C
Perşembe Çok Bulutlu
20°C
Cuma Açık
23°C
Cumartesi Parçalı Bulutlu
24°C

SÖZLERDEN GERİ ADIM ATMAK HAKİKATİ ORTADAN KALDIRMAZ: ŞAFAK OPERASYONLARI VE HZ. ÖMER’İN MAHREMİYET SINIRI

SÖZLERDEN GERİ ADIM ATMAK HAKİKATİ ORTADAN KALDIRMAZ: ŞAFAK OPERASYONLARI VE HZ. ÖMER’İN MAHREMİYET SINIRI

SÖZLERDEN GERİ ADIM ATMAK HAKİKATİ ORTADAN KALDIRMAZ: ŞAFAK OPERASYONLARI VE HZ. ÖMER’İN MAHREMİYET SINIRI

Siyasette anlık vicdanî çıkışların ve öz eleştirilerin ardından gelen hızlı geri adımlar, toplumsal hafızada sıkça karşılaştığımız bir olgudur. Nitekim AK Parti İstanbul Milletvekili Serkan Bayram’ın muhalefet belediyelerine yönelik şafak vakti yapılan polis aramalarını ve gözaltı yöntemlerini sert bir dille eleştirdikten hemen bir gün sonra özür dilemesi, bu duruma tipik bir örnektir. 5 Ekim 2026 tarihli Mirat-Haber’de çıkan ilk haberin kaynağı, şu şekildedir:

https://www.mirathaber.com/akpli-serkan-bayramdan-partisine-sert-elestiriler/

Özür Dileme İhtiyacının Perde Arkası: Leon Festinger’in “Bilişsel Çelişki Teorisi” Üzerinden Bir Okuma

Bir siyasetçinin geri adım atması, aklen ve kalben söyleneni geçersiz kılmadığı gibi, dile getirilen acı hakikati de ortadan kaldırmaz. Bu durumu psikolojik mekanizmalarla izah etmek, Amerikalı sosyal psikolog Leon Festinger’in (1919-1989) Bilişsel Çelişki Teorisi ile mümkündür. Buna göre göre, kişinin ait olduğu parti ile yaşadığı fikir ayrılığı, şiddetli bir zihnî gerilim oluşturur. Bayram’ın ilk açıklaması, vicdanın sesi iken, bu çıkışın parti nezdinde oluşturduğu baskı, iç rahatsızlığını gidermek adına “sözlerini geri alma” refleksini doğurmuştur.

Paylaştığımız şema, bu teorinin işleyiş sürecini modellemektedir. Bu tablo (1)., Serkan Bayram’ın yaşadığı tutum ve davranış değişikliğini psikolojik düzeyde birebir izah eder. Süreci, Bayram’ın vakasına uyarlayarak, adım adım şu şekilde açıklayabiliriz:

  1. Başlangıçtaki Tutarsızlık ve Uyumsuzluk (Çelişki). Biliş(ler) / İnanç: “Ben bu partinin bir mensubuyum” düşüncesi. Davranış: Partisinin yanlış bir uygulaması olan şafak operasyonlarını kamuoyu önünde sert bir dille eleştirmesi. Ortaya Çıkan Durum: Mevcut davranışı ile ait olduğu partinin kimliği/beklentisi çatışmış; bu tutarsızlık, kişide zihnî bir Uyumsuzluk/Rahatsızlık ve yüksek düzeyde gerilim oluşturmuştur.
  2. Uyumsuzluğu Giderme Mekanizması (Çözüm Yolu): Zihnî gerilimi düşürmek ve partiden dışlanma riskini ortadan kaldırmak için, kişinin iki seçeneği vardır: a) Davranış Değişikliği: Bir daha bu tür eleştiriler yapmamak veya açıklamasını düzeltmek; b) Tutum Değişikliği / Özür Dileme: Serkan Bayram, özür dileyerek, söylemini geri çekmiş ve “Tutum Değişikliği” patikasına girmiştir.
  3. Şemadaki Alt Süreçler ve Serkan Bayram’ın Durumu: Şemanın altındaki iki kutucuk, Bayram’ın özür dilerken, izlediği stratejileri gösterir: a) Uyumsuz biliş(ler)i yok sayarak / inkâr: İlk günkü çıkışının maksadını aşan veya yanlış anlaşılan bir tepki olduğunu ima ederek, sözel davranışını geriye dönük pasifize etmek; b) Uyumlu-yeni biliş(ler) ekleyerek: “Partime, liderime ve davama bağlılığım tamdır” gibi yeni düşünce ve açıklamaları devreye sokmak. Şemadaki Kesikli Çizgili Kutunun ifade ettiği gibi; bu yeni söylemler, yapılan eleştirinin (uyumsuz bilişin) önemini azaltmış; partiye bağlılığın (uyumlu bilişin) önemini ve algısını artırmıştır.

Netice olarak; Tablodaki mekanizma en sağdaki “Uyumsuzluğun Azalması (↓ Uyumsuzluk)” hedefiyle tamamlanmıştır. Bayram, özür dileyerek ve geri adım atarak, zihnindeki ve ait olduğu parti ile arasındaki yüksek gerilimi söndürmüş; psikolojik dengesini yeniden sağlamıştır. Bu şema, siyasetteki “bir gün sonra gelen özür” krizlerinin psikolojik haritasıdır. Ancak tekrar etmekte fayda var: Siyasetçinin geri adımı, eleştirdiği uygulamanın hukukî ve ahlâkî sorunlarını ortadan kaldırmaz. Nitekim muhalefet belediyelerine ve yurttaşlara yönelik yürütülen şafak operasyonları, tam da bu haklı eleştirinin merkezinde durmaktadır.

İslâm Adalet Felsefesi ve Hz. Ömer (R.A.) Örneği

Müminlerin Emiri Hz. Ömer (r.a.) ile Medineli bir vatandaş arasında gece yarısı yaşanan o diyalogu hemen hepimiz biliyoruz. Halife Hz. Ömer, kamu düzenini korumak maksadıyla devriye gezerken, bir evden yükselen seslerden şüphelenir. Duvara tırmanarak, içeri bakar ve ev sahibinin haram sayılan bir fiil işlediğini görür. Öfkeyle içeri atlayıp adamı suçladığında, o vatandaş geri adım atmaz; bilakis Kur’ân-ı Kerim ilkeleriyle Halife’ye sarsıcı bir hukuk ve usul dersi verir:

“Sen benim bir günahıma şahit oldun ama kendin üç ayrı âyeti çiğnedin ey Ömer! Allah ‘Birbirinizin gizli hallerini araştırmayın’ buyurdu (Hucurât, 12), sen tecessüs ettin. Allah ‘Evlere kapılarından girin’ buyurdu (Bakara, 189), sen duvardan tırmandın. Allah ‘Selam vermeden, izin almadan başkasının evine girmeyin’ buyurdu (Nûr, 27), sen izinsiz ve selamsız girdin!”

Hakkın teslimi konusunda zerre kadar kibir taşımayan Hz. Ömer (r.a.), kendi hatasını anlayıp anında durur, adama tövbe kapısını açık bırakıp olayı kimseye ifşa etmeden oradan ayrılır. Asırlar öncesinden usulün, mahremiyetin ve insan haysiyetinin dokunulmazlığını haykıran bu kıssa dururken; bugün Müslüman bir toplumda adalet ve kolluk uygulamalarının durumunu dürüstçe değerlendirmek zorundayız.

Hz. Ömer Örneğinden Mersin Operasyonuna: “Usul, Esastan Önce Gelir”

Geçtiğimiz günlerde Mersin’de yerel yönetim yetkililerine yönelik başlatılan bir operasyonda kamuoyuna yansıyan görüntüler, vicdan sahibi herkesi derin bir tefekküre sevk etmelidir. Sabahın erken saatinde şafak baskınıyla bir yurttaşın evine girilmekte; mahrem kıyafetiyle kapıyı açan bir kadının, “Kapatır mısınız?” rızasızlığına rağmen ev hâli kamerayla kayda alınmıştır. Yetkililerin “Sıkıntı yok, sadece bilgi amaçlı çekiyoruz” dediği bu görüntüler, çok geçmeden basına ve sosyal medyaya servis edilerek, kitlelerin önüne atılmıştır.

Evet, kamu gücünü elinde tutan idareye kanunlar çerçevesinde arama yetkisi verilmiştir; ancak şüphelilerin özel hayatını ve ev hâlini kamuoyuna teşhir etme yetkisi hiçbir mevzuatta ve ahlâkî ilkede yer almaz. Soruşturmanın gizliliği ilkesi zedelenmiş, mahremiyetin kalesi olan ev ortamı magazinleştirilmiş, henüz yargılaması dahî başlamamış insanlara yönelik lekelenmeme hakkı açıkça ihlal edilmiştir.

İslam Ceza Hukuku ve evrensel hukuk ilkeleri, tek bir noktada birleşir: Usul, esastan önce gelir. Usulün ve ahlâkın göz ardı edildiği yerde tecelli eden şey adalet değil, yalnızca yalın güç kullanımıdır. Bir suç isnadı varsa yargı âdil şartlarda işler; insanları sabahın ilk ışıklarında psikolojik yıpratmaya tâbi tutmak ve bunu algı yönetimine dönüştürmek, hukuk devleti ile bağdaşmaz.

Her fırsatta “Ömer Adaleti”nden dem vuran idarecilerin gözü önünde bu skandalların yaşanması, ciddî bir özeleştiri gerektirmektedir. Hz. Ömer, evdeki kişinin suç işlediğini gözleriyle görmüş olmasına rağmen, sırf arama usulü ilâhî emre aykırı diye adamı ifşa etmekten vazgeçmiştir. Bugün ise suçluluğu usulen ispatlanmamış insanlar, bizzat kamusal imkânlarla, kameralar eşliğinde kamuoyu önünde zedelenmekte, aile haysiyetleri zarar görmektedir. Bizzat kendi memleketinde mağduriyetler yaşamış bir bilim insanı olarak bize düşen vazife, sadece doğruları hatırlatmaktır.

Velhâsıl-ı Kelâm

Hukuk devleti, vatandaşına karşı gücünü sergileyen değil; vatandaşının canını, malını, ırzını ve haysiyetini en başta kendi otoritesine karşı koruyan bir mekanizma olmalıdır. Şafak operasyonlarında kameralarla evlere girip insanların mahremiyetini kamuoyuna açmak ne İslâmî gelenekle ne de modern hukukla bağdaşır. Hz. Ömer’in o gün Medine’de gösterdiği basiret, adaleti temsil eden herkesin önüne büyük bir mirat (ayna) tutmaktadır. Ya o aynaya bakıp usule ve mahremiyete sadık kalacağız; ya da savunduğumuz değerlerin meşruiyetini kendi ellerimizle zayıflatacağız. Unutulmamalıdır ki; usulsüz uygulanan adalet, adaletsizliğin en örtülü hâlidir.

Dipnotlar

(1) Yücel, E. ve Çizel, B. (2018). Bilişsel uyumsuzluk teorisi üzerine kavramsal bir inceleme: Satın alma perspektifi. Journal of Yaşar University, 13(50), s. 150-163.

Prof. Dr. Ali Seyyar

Yazarımızın Diğer Yazılarını Okumak İçin Lütfen Bu Linki Ziyaret Ediniz.

Mirat Haber – YouTube

 

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.