islami haberdini haberortadoğu haberleriislam coğrafyası
DOLAR
49,1976
EURO
55,2771
ALTIN
6.536,63
BIST
12.374,26
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul
Az Bulutlu
22°C
İstanbul
22°C
Az Bulutlu
Perşembe Çok Bulutlu
20°C
Cuma Açık
22°C
Cumartesi Parçalı Bulutlu
24°C
Pazar Çok Bulutlu
24°C

SÖZ, KALEM VE İTİKAT

SÖZ, KALEM VE İTİKAT
07/10/2026 10:46
A+
A-

SÖZ, KALEM VE İTİKAT

Yeryüzünde var olan her şey, mutlak manada kendine özgü bir renge sahiptir ve bu renk, yaratıcısı tarafından takdir edilmiştir. Bu takdir ediliş, canlı cansız bütün yaratılmışları kuşatır. Üstelik bu renk, yalnızca cismani varlığın dışa yansıyan fiziki görüntüsünden ibaret değildir, fıtratın rengi de aynı öze dayanır. Allah, dışına rengini verdiği yarattıklarının iç dünyalarını da kendi rengine bezemiştir. Bu ilahi rengin referans aldığı temel merci, “Ahsen-i takvim” olarak yaratılan insanın “Eşref-i Mahlûkat” oluşudur. Her şey kendi asli rengiyle ahenk içinde olduğunda gerçek anlamını bulur.

Ancak insanın inanç dünyasında durum katmanlıdır. Fiziksel ve cismani görüntünün tekabül ettiği rengin bir değişkenlik olasılığı yok gibidir. Lakin fikri, düşünsel ve felsefi renk, değişkenliğe açıktır ve her zaman, her mekânda dönüşebilme potansiyelini barındırır. Bu değişkenlik, genel hatlarıyla kişinin kalbindeki ikrarı ile hayatındaki amel-eylem aralığına tekabül eder. Söz de böyledir, yazı da. Tabiatı gereği söz ve yazı renkten renge girmeye, şartlara göre ton değiştirmeye müsaittir.

Sözün ve yazının renginin göreceli olması ve değişkenliğe müsait oluşu, zaman ve mekân düzleminde şartların değişmesiyle ya da kişinin mevcuda razı olup olmamasıyla gün yüzüne çıkar. Oysa amentünün rengi bellidir, sabittir ve asla değişkenlik göstermez. İşte insanın asıl yol ayrımı tam da burada başlar. Her neye inanılırsa inanılsın, kabulleriniz ve hayat tasavvurunuz ne olursa olsun, her insanın inandığı, ikrar ettiği bir dünya görüşü vardır.

Sözünüzün ve yazınızın rengi amentünüzün rengiyle uyumlu ve tutarlı olmazsa, kendi paradigmanızda derin bir çelişki yaşar ve başkalarına karşı anlamsızlaşırsınız. Bu durum, insanın kendi kendisini tüketmesidir. Kendi kendini tüketmeyi insana bir başkası yapamaz, bu ancak kişinin kendi iradi tercihiyle gerçekleştirdiği bir yıkımdır. Sözün ve yazının renginin amentüden farklılaşmasının arkasında yatan nedenlerin hepsi nihayetinde dünyevidir. Geçici menfaatler veya yarına ait kaygılar sözünüzün rengini amentünüzden farklılaştırıyorsa, burada büyük bir kriz var demektir; bu durum insanı itibarsızlaştırır ve ciddiyetini kaybetmesine neden olur.

Bu savrulmanın en büyük nedenlerinden biri, yol ayrımına gelindiğinde amentünün gösterdiği yola dünyevi beklentiler uğruna muhalefet etmektir. Söz ve yazı tercih edilen neyse onun rengine bürünür. Ancak kişi bu hâliyle bile amentüsüne sadakatle bağlı olduğunu iddia etmekten geri durmaz. Bu ikiyüzlü durum, insanı iki kimlikli yani ikircikli bir konuma sürükler ve sadakat söylemi yalancılığın ifşası haline gelir.

Sözün ve yazının amentüden farklılaşma olasılığının en güçlü olduğu zemin, egemen iktidarla olan ilişki biçimidir. Egemen güç, etki alanı oluşturabilmek ve toplumu kendi dünya görüşüne göre yeniden inşa edebilmek için söze ve yazıya muhtaçtır. Amentüsünde samimi olmayanlar, direnme kabiliyetleri bulunmadığı için egemenlerin belirlediği bedel karşılığında renk değiştirirler.

Yaşadığımız dönemde amentüsü ile sözü ve yazısı farklı olan aydınların sürekli renk değiştirmesi toplumsal kaoslara yol açmaktadır. Kapalı kapılar arkasında amentüsüne sadık olanların, kamusal alanda egemen güçlerden yana tavır alması kitleleri kullanışlı hale getirmektedir. Buna karşın tarihte Ebu Hanife, Hasan Basri, İmam Maturidi gibi nice idealist şahsiyet, amentülerinin bedelini ödemiş ve sözlerinin rengini asla değiştirmemiştir.

Unutulmaması gereken en temel husus, amentüye rengini veren ve onu dinamik kılan unsurların kavramlar olduğudur. Verili ve dış müdahaleye kapalı olan kavramların içi boşaltıldığında, amentü soyut bir inanca indirgenir ve hayata dair söz söyleme gücünü yitirir. Sonuç olarak, kendisini bir davaya nispet edenler hangi renkten yazıp konuştuklarını sürekli kontrol etmelidir. Çünkü amentü iki renge bezenmeyi kaldıramayacak kadar hassastır ve bir insanın göğüs kafesinde iki kalp yoktur.

Yakup Döğer

Yazarımızın Diğer Yazılarını Okumak İçin Lütfen Bu Linki Ziyaret Ediniz.

Mirat Haber – YouTube

 

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.