
Rum Suresi 41. Ayet: Afet mi, İhmal mi, Yanlış Şehircilik mi?
Bir şehir, yağmur altında kalınca değil; yağmurun nereye akacağını hesaplayamadığında sınıfta kalır!
İstanbul’da 14 Ekim’de yaşanan sağanağın bilançosu ağır: 1.277 su baskını, 15 heyelan, 2.518 ihbar! Beykoz-Ömerli’de metrekareye 193,84 kilogram yağış düştü.
Bu tablo, yalnızca meteorolojinin değil, şehircilik anlayışımızın da sorgulanmasını gerektiriyor.
Kur’an-ı Kerim, Rum Suresi’nin 41. ayetinde şöyle buyuruyor:
“İnsanların kendi elleriyle yapıp ettikleri yüzünden karada ve denizde bozulma ortaya çıktı…” (Rum, 30/41; mealen)
Ayetin mesajı açık: İnsan, yaptıklarının sonuçlarından bağımsız değildir. Ancak her yağışı ilahî ceza diye nitelemek de doğru değildir. İnanç bize sorumluluğu hatırlatır; bilim ise afetin sebeplerini araştırır.
Peki, İstanbul’da yağmur neden bu kadar ağır sonuçlar doğurdu?
Şiddetli yağış doğal bir olaydır. Fakat betonlaşma toprağın suyu emmesini azaltır; dere yataklarının daraltılması suyun doğal akışını güçleştirebilir; yetersiz drenaj ve yanlış arazi kullanımı taşkın riskini artırabilir. İstanbul’daki suya duyarlı şehircilik üzerine yapılan akademik bir araştırmada, incelenen havzada doğal geçirgen yüzeylerin kaybına dikkat çekilmiştir.
Beton çoğaldıkça suyun yolu daralır; tedbir azaldıkça zararın faturası büyür.
İstanbul’dan Anadolu’nun en küçük yerleşimine kadar sorulması gereken soru şudur: İmar planları bilimsel verilerle mi hazırlanıyor, yoksa kısa vadeli çıkarlarla mı değiştiriliyor?
Her imar değişikliği yanlıştır diyemeyiz. Ancak nüfusu ve yapı yoğunluğunu artıran her revizyon; altyapı kapasitesi, yağmur suyu yönetimi, zemin özellikleri, dere havzaları ve afet riskleriyle birlikte değerlendirilmelidir.
Bilim dışı imar, bugünün kazancını yarının afetine dönüştürebilir.
Belediyelere, merkezi yönetime, planlama ve denetim kurumlarına açık çağrımızdır:
İmar kararlarını şeffaflaştırın. Riskli bölgeleri bağımsız bilim insanlarına inceletin. Dere yataklarını ve suyun doğal akış yollarını koruyun. Yağmur suyu altyapısını güncelleyin. Plan değişikliklerinin gerekçelerini ve kamu yararını açıklayın. İhmali olan varsa, unvanına ve makamına bakılmaksızın hesap verilebilirliği sağlayın.
Çünkü afet sonrasında pompa göndermek zorunlu müdahaledir; asıl başarı, felaketin zararını önceden azaltmaktır.
Rum Suresi’nin 41. ayeti, insanı kendi yaptıkları üzerinde düşünmeye çağırır. Bu çağrıyı bilimsel akılla birleştirmenin yolu, her afetten sonra suçlu aramak değil; sebepleri ortaya çıkarmak ve aynı hataların tekrarlanmasını önlemektir.
Yağmurun günahı yok; bilimin uyarısını görmezden gelmenin mazereti yok!
Şehirlerimizi yalnızca betona değil; akla, bilime, adalete ve insan hayatına göre kuralım.
Sorumlulara, feraset dileklerimin tez zamanda ulaşması dileklerimle…