
Fransa’da 2027 Cumhurbaşkanlığı seçimlerinin anketlerdeki en güçlü adayı Marine Le Pen, sokakta bile başörtüsünü yasaklayacaklarını, fakat Kippa’ya karşı olmadıklarını açıklıyor,tek dertleri İslam’la savaşmak!
Fransa’da 2027 Cumhurbaşkanlığı seçimi öncesinde aşırı sağcı Marine Le Pen, anketlerde önde bulunuyor. Reuters’ın aktardığı Odoxa araştırmasında Le Pen, farklı senaryolarda yüzde 37–38 destekle ilk sırada. Bu tablo, ayrımcı politikalarının sonuçlarını tartışmayı daha önemli hale getiriyor.
Ulusal Birlik milletvekili Jean-Philippe Tanguy, iktidara gelmeleri halinde kamusal alanda başörtüsüne para cezası uygulanmasını savundu. Le Pen ise anayasal engellerle karşılaşabilecek öneri için referandum yolunu gündemde tutuyor.
Dini Semboller Arasında Ayrımcılık
Başörtüsünü yasaklayıp kipayı kapsam dışında tutmak, eşit yurttaşlık ilkesiyle bağdaşmaz. Sorun, kipanın serbest olması değil; aynı özgürlüğün başörtülü kadınlardan esirgenmesidir. Din özgürlüğü, bütün inanç mensupları için eşit korunmalıdır.
Başörtülü kadınların kıyafetini yaptırım gerekçesine dönüştürmek, özgürlük söylemiyle açıklanamaz. Kadınların ne giyeceğine devletin karar vermesi, özgürleştirme değil baskıdır. Başörtüsünü kendiliğinden aşırılığın göstergesi saymak, Müslümanların dini kimliğini şüphe konusu yapar. Çoğunluğun desteğiyle azınlıkların özgürlüklerini daraltan bu yaklaşım, faşizan siyasetin tehlikeli özelliklerini taşır.
Can ve Mal Güvenliği Açısından Ciddi Tehlike
Bu partilerin iktidarında Müslümanların güvenliğinin tehdit altında kalacaklarının altını özellikle çizmemiz gerekir. Çünkü ayrımcılığı savunanların iktidar olması demek saldırganları hiç kuşkusuz cesaretlendirecektir. Böyle bir ortam, Müslümanların can ve mal güvenliğini ciddi biçimde tehlikeye atabilir. Camilerin, işyerlerinin ve evlerin korunması kadar, tehditlerin etkin soruşturulması da hayati önem taşır. Devletin sorumluluğu, dini kimlikleri hedef almak değil, herkesi eşit korumaktır.
Avrupa’nın Bütünlüğü de Aşınabilir
Irkçı ve dışlayıcı hareketler, Avrupa’yı demokratik haklar bakımından geriye götürebilir. İnsanları inançlarına ve kökenlerine göre ayıran politikalar, toplumsal güveni ve ülkeler arasındaki dayanışmayı zayıflatır. Bu anlayışın yaygınlaşması, uzun vadede Avrupa’nın siyasi bütünlüğünü sarsarak parçalanma riskini doğurabilir. Bu kaçınılmaz bir sonuç değildir. Ancak ayrımcılığın seçim başarısıyla meşrulaştırılması, Avrupa’nın geleceği açısından ciddi bir tehdit olarak görülmelidir.
İslami Haber ”MİRAT” – YouTube