
Eski MI6 Başkanı Sir John Scarlett, Katar’daki Küresel Güvenlik Forumu’nda konuştu. Husiler, İran, ABD’nin küresel hâkimiyeti, istihbarat ittifakları ve teknolojik gelişmeleri değerlendirdi.
Scarlett, Husilerin Yemen’de köklü bir geleneğe sahip olduğunu belirtti. Coğrafyalarını iyi tanıdıklarını, İran silahlarıyla etkili bir isyancı güce dönüştüklerini söyledi. Yeniden uzlaşma sağlanabileceğini ancak Husilerin yenilmeyeceğini savundu. Öngörülebilir gelecekte Yemen’in büyük bölümünü kontrol etmeyi sürdüreceklerini ifade etti.

İran’la genel çatışmanın sona ermeyeceğini ileri süren Scarlett, müzakere ihtimalini de değerlendirdi. Hürmüz Boğazı ve nükleer zenginleştirme konusunda çözümler bulunabileceğini söyledi. Ancak bunların genel çatışmayı bitirmeyeceğini belirtti. Buna rağmen, iki tarafın da kazanabileceği bir sonucu mümkün gördüğünü ifade etti. Ara seçimler sonrasında tarafların uzlaşmayı çıkarlarına uygun bulabileceğini söyledi.
Scarlett’a Irak Savaşı, Afganistan’dan çekilme ve İran’la yaşananların tarihsel anlamı soruldu. Bunların Amerikan hâkimiyetinin sonunun başlangıcı sayılması için erken olduğunu belirtti. Rusya ve Çin’in kurallara dayalı uluslararası düzeni sınadığını söyledi. Kendi kurduğu sisteme güvenini yitiren ABD’nin de düzeni zorladığını ifade etti. Körfez ülkelerinin ise ABD’nin güvenilirliğini sorguladığını belirtti.
Eski Avustralya İstihbarat Şefi Nick Warner da Beş Göz ittifakını değerlendirdi. İttifakın ABD, İngiltere, Avustralya, Kanada ve Yeni Zelanda’dan oluştuğunu belirtti. Ülkelerin onlarca yıldır istihbarat ve kabiliyet paylaştığını söyledi. Ortaklığın ortak değerlere ve stratejik çıkarlara dayandığını vurguladı. Scarlett ise işbirliğinin istihbarat paylaşımını aşarak ortak operasyonları kapsadığını belirtti.
Trump’ın Beş Göz ittifakını fazla etkilemediğini söyleyen Scarlett, ABD’nin kalıcı yapısını vurguladı. Ülkenin anayasal denge mekanizmalarına da dikkat çekti. Avrupa’nın uzun süre ABD’nin güvenlik garantisine dayandığını belirtti. Rusya tehdidinin ve ABD’ye güvenin değişmesinin Avrupa’daki savunma harcamalarını artırdığını söyledi.
Scarlett, Çin’in Tayvan’ın zamanla kendi kontrolüne gireceğine inandığını söyledi. Pekin’in, ABD’nin kararlılığında azalma gördüğünü ifade etti. Çin’in, Kuomintang gibi anlaşmaya açık siyasi aktörler üzerinden etki arayacağını belirtti.
Teknolojik gelişmelere de değinen Scarlett, yapay zekâ ve siber teknolojilerin etkilerini değerlendirdi. Bu teknolojilerin savunmayı saldırıdan biraz daha kolaylaştırdığını söyledi. Ancak terör gruplarının yapay zekâyı tehlikeli amaçlarla kullanabileceğini belirtti. Biyotoksin geliştirilmesini örnek gösterirken istihbarat teşkilatlarının teknolojik değişimlere uyum sağladığını vurguladı.
İslami Haber ”MİRAT” – YouTube