islami haberdini haberortadoğu haberleriislam coğrafyası
DOLAR
47,3796
EURO
53,8736
ALTIN
6.132,83
BIST
13.782,13
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul
Parçalı Bulutlu
32°C
İstanbul
32°C
Parçalı Bulutlu
Çarşamba Açık
29°C
Perşembe Parçalı Bulutlu
28°C
Cuma Parçalı Bulutlu
28°C
Cumartesi Parçalı Bulutlu
29°C

GÖRÜNEN SEBEPLERİN ÖTESİNDE: BEŞPARMAK DAĞLARI’NDAKİ MANEVÎ ZAFER

GÖRÜNEN SEBEPLERİN ÖTESİNDE: BEŞPARMAK DAĞLARI’NDAKİ MANEVÎ ZAFER
A+
A-

GÖRÜNEN SEBEPLERİN ÖTESİNDE: BEŞPARMAK DAĞLARI’NDAKİ MANEVÎ ZAFER

Mirat Haber‘de Şaban Doğan, kaleme aldığı aşağıdaki yazıda, Kıbrıs Barış Harekâtı’nın ve Beşparmak Dağları’nın en simgesel hatıralarından biri olan “Efsane Tank”ın hikâyesi anlatılıyor.

https://www.mirathaber.com/besparmak-daglarindaki-efsane-tankin-hikayesi-1974ten-gunumuze-cevabi-aranan-sir/ (22.07.2026).

Yazının öne çıkan ana başlıkları ve özeti şöyle: 2 Ağustos 1974 tarihinde, Rum mevzilerini etkisiz hâle getirmek maksadıyla görevlendirilen tank, Girne ile Lefkoşa’ya hakim Beşparmak Dağları’nın dik ve sarp kayalıklarına doğru ilerliyor. Tankın içinde Komutan Onbaşı Gürler Erdağ, sürücü Er Abdulkadir Kurt, nişancı Er Merkez Dinçer ve doldurucu Er Recep Doğan Şahin bulunuyor. Askerî uzmanların araçla çıkılmasını neredeyse imkânsız gördüğü bu araziyi nasıl aştıkları sürücü Abdulkadir Kurt’a sorulduğunda, hafızalara kazınan şu cevabı veriyor: “Komutanım, o an arkamdan bir elin beni ittiğini gördüm. Tankın altından bizi kanatlandırdığını gördüm.” Zirveye ulaştıktan sonra paletleri parçalanan tank, görevini tamamlayarak, o noktada kalıyor ve yarım asırdır Mehmetçiğin fedakârlığının ve inancının simgesi olarak varlığını sürdürüyor. Yazı; seküler bir bakış açısıyla açıklanması zor görülen bu tür olayları, Kur’an-ı Kerim’deki ilahî yardım ayetleriyle (Âl-i İmrân 124-125) ve “İman varsa imkân vardır” anlayışıyla değerlendiriyor. Malazgirt, Çanakkale ve İstiklal Harbi’ndeki manevî ruh ile bağ kurarak anlatımı tamamlıyor.

Yazı, vatan mücadelesindeki fedakârlığı ve ilahî yardıma olan inancı vurgulayan son derece duygulu bir derleme sunuyor. Şimdi ise sizlere bu yazının içeriğini teyit eden ve olayın perde arkasındaki manevî boyutu derinleştiren bir röportaj sunmak istiyorum. Röportajımı Eş-Şeyh Es-Seyyid Mustafa Yaşar (İşçi) Göletderevî, Nam-ı Diğer Hafız Baba (1930-2020) ile vefatından bir yıl öncesinde yapmıştım. Hafız Baba, Kargı-Çorum’lu olup, Kâdiriyye Tarîkatı Hâlisiyye Şubesi mürşitlerindendir. Evlâd-ı Resûl bir ailenin neslindendir. Kendisi kıraat-ı Seb’a icazeti sahibidir. Hacı Mustafa Hayri Malatyavî’nin (1895-1979) mürididir. Mustafa Hayri, silsile olarak Kadiriyye-Halisiyye mensubu bir şeyhtir. Şimdi röportajın bir kısmını burada Mirat-Haber okuyucularıma sunuyorum:

Resim: Hafıza Baba ve Bendeniz.

Soru: Seküler bilimler, inanmaz vahye keramete. Ancak ilmin terakkisi için bana Kıbrıs’ta yaşadıklarınızı anlatır mısınız?

Hafız Baba: Madem bir ilim insanısın, niyetin halis, madem modernite yoksundur ledünnî ilimden, o halde gafillere anlatıver Kıbrıs’ta yaşadıklarımı.

Soru: Bast-ı zaman ve tayy-ı mekân yoluyla Kıbrıs’a gönderildiğinizi öğrendim? Bana Kıbrıs Barış Harekâtında yaşadıklarınızı anlatır mısınız? (Okuyucularıma kısa bir açıklama: Bast-ı zaman, zamanın genişlemesi hâlidir. Bast-ı zaman hâlinde olan bir veli, Allah’ın izniyle kısa bir zaman zarfında ancak uzun bir zamanda yapılacak işleri yapabilir. Bast-ı zaman, genellikle tayy-ı mekân ile birlikte gerçekleşir. Tayy-ı mekân, bulunulan mekânı aşarak, bir anda değişik yerlerde görünebilme hâlidir. Hafız babaya gösterilen keramet, bast-ı zaman ve tayy-ı mekân sayesinde gerçekleşmiştir. Birkaç dakika içinde yıllarca Kıbrıs harekâtlarında (1964 ve 1974) bilfiil olarak (yani hem ruhen, hem de bedenen) bulunmuş ve Kıbrıslı Müslümanların özgürlüklerine kavuşması için, mücahit olarak savaşmış ve yara almıştır. Üzerindeki kurşun yaraları röntgen filmleri ile tescillenmiştir).

Hafız Baba. O dönemde İki Kapılı Cami’deydi geçici görev yerim (Okuyucularımıza bir açıklama: Kayseri Cumhuriyet Meydanı’na hâkim bir noktada yer almış olan İki Kapılı Camii yıkılmış ve bunun yerine Refik Bürüngüz tarafından 1977 yılında Bürüngüz Camii inşa ettirilmiştir). Türk askerinin Kıbrıs’a çıkartma yapacağını öğrendim. Abdest aldım, odama girdim, birden Kıbrıs’a gittim. Harekât sırasında birliğimle daha derinlere kadar ulaştık. Beşparmak Dağlarına o zamana kadar hiç çıkmamıştık. Bize geri dönün emri verilinceye kadar orada görev yaptık. Sabah saatlerinde Kıbrıs’a indirme başladı. Uçaklardan önce torba gibi bir şeyler atıldı. Harp hileden ibarettir, Rumlar böylece kandırıldı. Türk askeri zannedip tüm ateş güçlerini kullandı. Donanmamız Kıbrıs’a gelerek yerini aldı. Uçaklarımız her yeri bombalamaktaydı. Ama bazen isabet etmekte zorlanmaktaydı…Jetlerimiz Beşparmak Dağlarına uçuş yapıyordu. Bir pike yapıp bombalarını bırakıyordu. Ancak bir kaya parçasını koparabiliyordu. Böyle netice almamız mümkün görünmüyordu. Rumlar çok muhkem mevziilerden bize sürekli ateş yağdırıyordu. Manevî komutanım bana bir yer tarif etti. Askerlere su taşıyan eşek izini takip et dedi. Karşıma V şeklinde bir mevzi çıktı. Elime bir manevi bomba verildi. ‘Mevziinin mazgal deliğine at’ emri geldi. Allah, Bismillah deyip o deliğe attım. O bomba oranın işini bitirdi. Üstümden geçen mermilere aldırış etmeden birçok mevzii bu şekilde imha edildi.

Bu açıklamalar, belki de bazılarına garip gelebilir. Ama bu ifadeleri kısaca şu şekilde açıklayabiliriz:

  1. Maddi Gücün Sınırı ve Manevi Müdahale: Jetlerin bombalamasına rağmen sarp kaya bloklarının aşılamaması, meselenin sadece askerî ve teknolojik imkânlarla çözülemeyeceğini gösteriyor. Maddî sebeplerin tükendiği noktada manevi imkânların ve rehberliğin devreye girdiğini çok güzel vurguluyor.
  2. Rehberlik ve Manevî İşaretler: “Manevî komutan” detayı ve “su taşıyan eşek izini takip et” talimatı, harp tarihindeki gizli kahramanların ve görünen sebeplerin ötesindeki yönlendirmelerin somut bir örneği. En dar ve imkânsız anlarda gösterilen bu yollar, zaferin kapısını açan kilit hamleler oluyor.
  3. Teslimiyet ve İman Gücü: Mermilere aldırış etmeden, verilen manevî vazifeyi “Allah, Bismillah” diyerek tam hedefe ulaştırmak; sürücünün ifade ettiği “arkamızdan iten el” hissiyle tamamen örtüşüyor. Tankı o dağa çıkaran sevk ve idare ile o mevzileri tek tek düşüren irade aynı manevî kaynaktan besleniyor.

Şaban Doğan’ın kaleme aldığı askerî ve fizikî tablomuz ile merhum Hafız Baba’nın ledünnî şahitliği yan yana getirildiğinde, Beşparmak Dağları’ndaki “sır” denilen hakikat, şu üç ana eksende tam bir bütünlüğe kavuşmaktadır:

  1. Çift Kanatlı Zafer: Savaş alanında görünen kısım; askerî strateji, tanklar, jetler ve Mehmetçiğin sarsılmaz cesaretidir. Ancak fizikî imkânların ve teknolojik gücün tıkandığı (jetlerin sadece kaya koparabildiği, tankların tırmanmasının imkânsız görüldüğü) noktada devreye giren manevî sevk ve idaredir. Tank sürücüsü Abdulkadir Kurt’un hissettiği “arkamızdan iten ve kanatlandıran el”, Hafız Baba’nın “bast-ı zaman ve tayy-ı mekân” ile cephede bilfiil icra ettiği vazifeyle aynı manevî kaynağın (Gayb Alemi ve İlahî Nusret) farklı tecellilerinden ibarettir.
  2. Manevî Komuta Zinciri ve Görünmeyen Ordular: Şaban Doğan’ın yazısında atıfta bulunulan Âl-i İmrân Suresi 124-125. ayetlerindeki “melekler ve ilahî yardımlar” vaadi, Hafız Baba’nın anlatımındaki “Manevî komutan emretti” ifadesinde somutlaşmaktadır. Tarihteki Bedir, Malazgirt ve Çanakkale örneklerinde olduğu gibi; Kıbrıs’ta da zahirî komutanların yanında, tayy-ı mekân ile oraya sevk edilen irfan ehli zevat, manevî komutanların sevk ve idaresi altında birer “mücahit” olarak harp etmiştir. Tankı dağa çıkaran irade ile mazgal deliklerine manevî bombaları bıraktıran irade aynı komuta zincirine bağlıdır.
  3. Moderniteye ve Materyalizme Karşı Bir Hakikat Tescili: Seküler bakış açısının ve modern pozitivizmin “tesadüf” yahut “askerî mucize” diyerek geçiştirmeye çalıştığı olaylar, aslında kâinatın sadece fizikî kanunlardan ibaret olmadığını gösterir. Maddî sebepler (jetler, tanklar, askerler) yerine getirildikten sonra tecelli eden bu manevî müdahaleler, Allah’ın “İman edip sabredenlere yardım etme” vaadinin 1974’teki somut tescilidir.

Velhâsıl-ı Kelâm: Beşparmak Dağları’ndaki tank, sadece bir çelik kütlesi değil; Hafız Baba gibi Hak dostlarının manevî mücadelesi ve Mehmetçiğin imanının birleşimiyle zirveye taşınmış manevî bir nişanedir. Şaban Doğan’ın sorduğu “günümüze kadar cevabı aranan sır“, Hafız Baba’nın bu samimî ve tescilli şahitliğiyle cevabını bulmakta; zaferin hem fizikî hem de metafizik boyutunu gözler önüne sermektedir.

Prof. Dr. Ali SEYYAR

YAZARIMIZIN DİĞER YAZILARINI OKUMAK İÇİN LÜTFEN BU LİNKİ ZİYARET EDİNİZ

İSLAMİ HABER “MİRAT”

YOUTUBE

 

 

 

Yorumlar
  1. Seyfi Acıerik dedi ki:

    Kaleminize sağlık Hocam devamını bekliyoruz