islami haberdini haberortadoğu haberleriislam coğrafyası
DOLAR
49,9709
EURO
56,0534
ALTIN
6.265,77
BIST
10.909,37
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul
Çok Bulutlu
20°C
İstanbul
20°C
Çok Bulutlu
Salı Yağmurlu
19°C
Çarşamba Hafif Yağmurlu
15°C
Perşembe Hafif Yağmurlu
13°C
Cuma Çok Bulutlu
12°C

ASIL ÇÜRÜME, VİCDANLAR SUSTUĞUNDA BAŞLAR!

ASIL ÇÜRÜME, VİCDANLAR SUSTUĞUNDA BAŞLAR!
A+
A-

“ASIL ÇÜRÜME, VİCDANLAR SUSTUĞUNDA BAŞLAR!”

MAKALENİN SESLİ ANLATIMI

“Yapanlar utanmaz, görenler susar, karşı çıkanlar huzuru bozmakla suçlanırsa, zamanla ahlaksızlık, toplumda kabul gören bir yaşam biçimine dönüşür!”

Tolstoy’a atfedilen bu sözün gerçekten ona ait olup olmadığını bilemiyorum. Ancak anlattığı hâl, bence bir toplumun ahlaken nasıl çöküp çürüdüğünü gözler önüne seren, günümüz meselelerine de ayna tutan ibretlik bir tarif…

Malum, mecazi manada çürüme, yalnızca kötülüğün işlenmesiyle derinleşmez; kötülüğe mazeret bulunması, sessizliğin makul, itirazın sakıncalı sayılmasıyla kökleşir.

Utanması gerekenler hesap soruyor, hesap sorması gerekenler mahcup ediliyorsa, orada adaletle birlikte hakikatin de itibarı çiğneniyor demektir.

“Bizden” diye yanlışı örtmek,

“Bana dokunmuyor” diye haksızlığı seyretmek,

“Şimdi sırası değil” diye doğruyu ertelemek…

Her biri, yarın hepimizi altında bırakacak çürük binaya bir tuğla daha koymaktır.

Zira üstü örtülen her haksızlık, bir sonrakine cesaret; yalnız bırakılan her dürüst insan, topluma verilmiş bir susma talimatıdır.

Ahlak, kendimize ve başkasına ayrı ayrı uygulayabileceğimiz iki ölçü kabul etmez.

Evde, iş yerinde, ticarette, sivil toplumda, siyasette… Nerede bulunursak bulunalım, doğruya doğru, yanlışa yanlış diyebilmekle mükellefiz.

Makamlar değişebilir, taraflar değişebilir; hakkın ölçüsü değişmez. Bir davranışın hükmünü, onu yapanın bize yakınlığı belirleyemez.

“Başkaları da yaptı”, “Onlar daha fazlasını yaptı” demek, hiçbir yanlışı düzeltmez. Başkasının kusuru, bizim hesabımızdan düşülmez.

Kötülüğün yaygınlığı da ona meşruiyet kazandırmaz; yıllardır sürmesi de onu gelenek hâline getirip mazur göstermez.

Samimi arınma, insanın kendi yanlışına mazeret aramaktan vazgeçmesiyle başlar.

İnsana en ağır gelen imtihanlardan biri de budur: Sevdiği birinin yanlışını gördüğünde hakkın yanında kalabilmek…

Yakınlık, hakikati söyleme sorumluluğumuzu artırır. Bir dostu yanlışından döndürmeye çalışmak, dostluğun hakkını vermektir. Yanlışını örterek onu cesaretlendirmek ise hem kendisine hem başkalarına yapılmış bir haksızlıktır.

Çıkış yolu bellidir: Ölçüyü kişilere göre eğip bükmemek; en yakınımızın yanlışına da karşı durmak; emaneti ehline vermek, hesabı açık tutmak, hakkı söyleyeni yalnız bırakmamak…

Yanlışların üzerine hukuk ve adaletle gitmek; arınmayı geçici bir tepki olmaktan çıkarıp kalıcı bir ahlak hâline getirmek…

Çocuklarımıza doğruluğu öğütlerken kendi hayatımızla da şahitlik etmek; onlara helalinden bir miras ve başlarını eğdirmeyecek bir isim bırakmaktır aslolan.

Çünkü çocuklar, söylediklerimiz kadar, çıkarımızla vicdanımız karşı karşıya geldiğinde hangisini seçtiğimize de bakarlar. Öğüdün inandırıcılığı, hayatımızdaki karşılığı kadardır.

Hiçbir toplum, yalnızca kötüler utandırılarak iyileşmez; iyilerin sorumluluk üstlenmesiyle ayağa kalkar.

Dürüstlüğün yalnız bırakıldığı, itirazın bedelinin ağırlaştırıldığı yerde iyiliği yaşatmak, ortak bir sorumluluktur. Bir insanın hakkını savunmak, herkesin hakkının korunacağı zemine sahip çıkmaktır.

Huzur, haksızlığı örten sessizlikle kurulamaz.

Hakikati söyleyenin susturulduğu yerde sessizlik, yalnızca çürümeyi büyütür. İnsanların birbirine güvenebilmesi için sözün doğru, hesabın açık, ölçünün adil olması gerekir.

ZİRA ASIL ÇÜRÜME, VİCDANLAR SUSTUĞUNDA BAŞLAR!

Rabbim bizleri hakkı gözeten, emanete sadık kalan, kendi yanlışını da görebilen kullarından eylesin. İstikametten ayırmasın Vesselam…

Erol KAVUNCU / Uluslararası Siyaset Uzmanı
YAZARIMIZ ”EROL KAVUNCU’NUN”, DİĞER YAZILARINA ULAŞMAK İÇİN BURAYA ”TIKLAYINIZ”

İslami Haber ”MİRAT” – YouTube

 

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.