
ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio, Kongre’nin en gizli bilgilendrme mekanizması olan “Gang of Eight”e yaptığı sunumda, Washington’un İran’a yönelik adımı neden attığını şöyle açıkladı: “İsrail, saldırı kararını zaten almıştı.”
ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio’nun Kongre’nin en üst düzey bilgilendirme mekanizması olan **”Gang of Eight”**e (Sekizli Çete) yaptığı kritik sunum, Washington’un Orta Doğu stratejisine dair sarsıcı bir gerçeği gün yüzüne çıkardı.
Rubio’nun açıklamaları, ABD’nin İran’a yönelik son saldırı dalgasına katılımının bir “tercih” değil, İsrail’in tek taraflı hamleleri sonucu oluşmuş bir “zorunluluk” olduğu şeklinde yorumlanıyor.

İşte olayın perde arkası ve Rubio’nun çok konuşulan savunması:
Marco Rubio, Kongre liderlerine yaptığı kapalı kapılar ardındaki sunumda, ABD’nin neden operasyonun parçası olduğunu şu çarpıcı sözlerle savundu:
“İsrail, saldırı kararını zaten almıştı. Eğer İran herhangi biri tarafından (ABD veya İsrail) saldırıya uğrasaydı, doğrudan bizi hedef alacağını biliyorduk. Darbeyi oturup beklemek yerine, kapasitelerini yok etmek için proaktif davrandık.”
Rubio, bu açıklamasıyla bir anlamda ABD’nin, müttefiki İsrail’in başlattığı bir sürecin içine “çekildiğini” itiraf etmiş oldu. Bakanın bu sözleri, İsrail’in bölgeyi ateşe atacak kararları Washington’dan bağımsız aldığını ve ABD’yi bu çatışmaya dahil olmaya mecbur bıraktığını doğrular nitelikte.
Bölge uzmanları ve bazı ABD’li Kongre üyeleri, İsrail’in uzun süredir ABD’yi İran ile doğrudan bir savaşa sokmak için çaba harcadığını dile getiriyordu. Rubio’nun “Gang of Eight” sunumu, bu tezi destekleyen şu kritik noktaları barındırıyor:
Oldubitti Siyaseti: İsrail’in saldırı kararını Washington onaylamadan çok önce kesinleştirmesi, ABD’yi “ya yalnız bırak ya da yanında dur” ikilemiyle baş başa bıraktı.
Önleyici Savunma Argümanı: Rubio, ABD ordusunun operasyona dahil olmasını bir “savunma” hamlesi olarak pazarlasa da, bu durumun İsrail’in bölgesel ajandasını korumak için yapıldığı eleştirileri yükseliyor.
Kongre Onayı Tartışması: Demokrat Senatör Mark Warner gibi isimler, bu saldırıların bir “seçim savaşı” olduğunu ve Kongre onayı olmadan başlatılarak ABD’nin ucu açık bir bataklığa sürüklendiğini savunuyor.
Şu an İran, üç kişilik bir geçici konsey tarafından yönetiliyor ve misilleme saldırılarına devam ediyor. Rubio ise ABD ordusunun henüz “en sert vuruşunu yapmadığını” belirterek gerilimin daha da tırmanacağı sinyalini veriyor.