islami haberdini haberortadoğu haberleriislam coğrafyası
DOLAR
48,4354
EURO
56,2404
ALTIN
6.898,85
BIST
14.012,42
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul
Parçalı Bulutlu
28°C
İstanbul
28°C
Parçalı Bulutlu
Cumartesi Açık
30°C
Pazar Parçalı Bulutlu
30°C
Pazartesi Parçalı Bulutlu
27°C
Salı Parçalı Bulutlu
25°C

Adalet Bakanımıza Çağrı! ATATÜRKÇÜ DÜŞÜNCE DERNEĞİ’Nİ DE BİZ İHBAR EDİYORUZ

Adalet Bakanımıza Çağrı!  ATATÜRKÇÜ DÜŞÜNCE DERNEĞİ’Nİ DE BİZ İHBAR EDİYORUZ
A+
A-

Adalet Bakanımıza Çağrı

ATATÜRKÇÜ DÜŞÜNCE DERNEĞİ’Nİ DE BİZ İHBAR EDİYORUZ

Evet özgür düşünce ve demokrasi karşıtı Atatürkçü Düşünce Derneğini de (ADD) biz ihbar ediyoruz.

Büyük şerler ve hayırlar organizeli birlikteliklere dayanmaktadır

İletişim ve ulaşım imkânlarının alabildiğine geliştiği dönemimizde mesela şerler, bir diğer ifadeyle insanlığın zararına oluşumlar anti demokratik çıkar amaçlı politikalarla oluşturulmaktadır. Etkili kurumlar aracılığıyla, hukuk dışı yasalarla, siyaset-sermaye-medya ve mafya birlikteliğiyle vücuda getirilmekte, güç lobileri ve sivil örgütlerle geliştirilmektedir.

Sivil örgütler son derece önemlidir. Kamuoyu yoluyla demokratik baskılar oluşturabildikleri için etkin güçdürler. Bir ülkenin gelişmişliği sivil örgütleriyle de ölçülebilir.

Sivil örgütlerin olması ve etkin görevler üstlenmesi gerektiği için Yüce Allah Kur’ân’da bize her alanda sivil örgütler kurmamaızı emretmektedir. (Al-I İmran 104. Bu konuyu özel olarak işleyeceğiz inşaallah.)

ŞERLİ SİVİL ÖRGÜTLER

Sivil örgütlerilerin hayırlıları olduğu gibi şerlileri de vardır. Örneğin vicdan ve din özgürlğü, hür düşünce ve demokrasi karşıtı ve ant-I demokratik yasaları koruyucu örgütleri şerli örgütler olarak niteleyebiliriz. Bunların içinde 5816 sayılı yasayı savunan ve bu yasaya göre cezalanmaları için insanları ihbar edenlerii şerlilerin de şerlileri olarak görebiliriz.

ATATÜRKÇÜ DÜŞÜNCE DERNEĞI (ADD)

Eksikleriyle birlikte Ülkemiz bir hukuk devletidir. İnsanların düşünce ve ifade hürriyetlerini kullanmalarından daha doğal ne olabilir, ama hayır.

Atatürkçü Düşünce Derneği (ADD) bir sivi örgüt olarak demokratsimizi özürlü kılan 5816 yasaya karşı çıkması gerekirken bu yasaya göre ceza almaları için insanları yetkili hukuk mercilerine ihbar etmektedir. Onlara göre Kamâl Atatürk her durumda övülecektir. Hiç kimse Anayasal haklarını kullanarak onun hakkındaki bilimsel kanaatlarini ve siyasi görüşlerini açığa vuramaz.

YÜZLERCE İHBAR

Elimizde bir istatistik yok ama Atatürkçü Düşünce Derneği’nin (ADD) ihbar ederek mağduriyelerine sebep olduğu insanların sayısı yüzlercedir. Onlar için soldaki insanlar da İslami çizgide olanlar da ihbar edilebilir.

ADD, İslam’a bağlıığı ile bilinen kurucumuz ve yazarımız Ali Rıza Demircan’ı ihbar ettikleri gibi sanatçi Halil Ergün’ü de ihbar ettiler. İyi de Halil Ergün ne dedi. Dedikleri şunlar:

“Ben Cumhuriyetçiyim, Atatürkçü falan olmadım. Her haltı Atatürkçü olanlar yiyor. Mustafa Kemal dahil hepimiz imparatorluk çocuğuyuz. Mustafa Kemal gökten zembille inmedi.”

Bu ifadeleri, ihbar konusu edebilecek düşünce ve ifade özgürlüğü karşıtlarını dünyamızın hukuku olan hangi ülkesinde bulabilirsiniz?

Peki 5186 ya göre yalnızca bu ifadeler için istenen ceza ne? Görelim:

“Atatürk’ün hatırasına alenen hakaret eden veya söven kimse bir yıldan üç yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır…”

Halil Ergün’ünün ifadelerinde aleni hakaret ve sövme var mı? Yok. Peki yapılan neyin ihbarıdır? Amaç süründürmek ve hür vicdanlara kelepçe vurmak mı?

ADALET BAKANIMIZA ÇAĞRI

Ceza kanunumuzun hangi maddelerini ilgilendirir bilemeyiz ama ADD’yi vatandaşlarımızı baskılamak ve iftira etmek suçundan işlem yapılması için Adalet Bakanımızı göreve davet ediyoruz.

BU TBMM Mİ HÜR ANAYASA YAPACAK?

Bu arada esasa de gelelim ve soralım Mevcut TBMM mi özgür bir Anyasa yapacak? 5816 sayılı yasaya dokunamayanlar ancak laf üretebilir ama sonuç alıcı atılım yapamazlar. Dost acı söyler.

İşte at işte meydan, kişnetin de görelim ve sizi tarihe yazalım. Hak katında da şahidleriniz olalım.

Ali Rıza Demircan

Yazarımızın Diğer Yazılarını Okumak İçin Lütfen Bu Linki Ziyaret Ediniz.

Mirat Haber – YouTube

Yorumlar
  1. Abdullah Suphi AYDIN dedi ki:

    Selam Maalesef Benide birileri ispiyonlamış. Atatürk ölür ölmez İsmet inünü duvarlardan ve paralardan resmini kaldırmış yerine kendi resmini koymuş Dedim diye CHP Seçmenine hakaret etmişim. ne alaka ise. Ayrıca Sağcı Demokrat parti 5816 sayılı kanunu 1956 da CHP Ye karşı çıkarmıştır. ama ne hikmet ise hep bu kanun yüzden Müslümanlar Mağdur olmuştur . Bu yüzden Sağcı AKP Bu kanunu iptal edebilir. CHP ne der el alem ne der demeye kimsenin hakkı yoktur.

  2. Ahmet Ziya İbrahimoğlu dedi ki:

    Muhterem Ali Rıza Hocam,

    Size ne oldu anlayamadım?

    Doğrusu hayretler içerisindeyim. Yoksa yıllar önce DGM koridorlarında yaşananlar hafızanızdan mı silindi? O günlerden yeterince ders almamış olmalısınız ki hâlâ “düşünce hürriyeti”, “ifade özgürlüğü”, “hukuk devleti” gibi romantik kavramlardan söz edebiliyorsunuz.

    Hocam, bu kadar safdil olmayın.

    Siz gerçekten bu memlekette herkesin tarih hakkında kanaatini serbestçe açıklayabileceğini mi zannediyorsunuz?

    Hele konu M.Kamal olursa…

    Orası bambaşka bir iklimdir.

    Siz kalkıp, “M.Kamal gökten zembille inmedi.” diyen bir sanatçının sözlerinde hakaret bulunmadığını söylemeye çalışıyorsunuz. Böyle hukukî muhakemelerle nereye varmayı umuyorsunuz?

    Allah aşkına…

    Biraz gerçekçi olun.

    Bakınız, memleketin gerçek sahipleri vardır. Onlar neyin doğru, neyin yanlış; hangi düşüncenin makbul, hangisinin suç olduğuna zaten karar vermektedirler. Size düşen ise bu yüksek hassasiyetlere uygun konuşmaktır. Aksi hâlde vatandaşlık vazifenizi ihmal etmiş sayılırsınız; birileri de sizi ilgili makamlara hatırlatmak zorunda kalabilir.

    Buna da artık “sivil toplum faaliyeti” deniliyor.

    Ne kadar zarif bir hizmet değil mi?

    Eskiden insanlar fikir üretirdi; şimdi ise fikir sahiplerini ihbar ediyorlar. Demek ki çağ değişmiş.

    Siz ise hâlâ bunu ifade özgürlüğü bakımından değerlendirmeye kalkıyorsunuz.

    Hocam, lütfen biraz dikkat…

    DGM’ler kapandı diye o ruhun da emekliye ayrıldığını sanmayın. Kurumların isimleri değişebilir; fakat bazı reflekslerin ömrü isimlerden daha uzundur.

    Yoksa siz, Rize’li hemşehriniz Reis’e mi güveniyorsunuz?

    Aman Hocam…

    Öyle kolay hesap yapmayın.

    Bugün aynı siyasi safta görünmek, yarın aynı hukuk iklimini paylaşacağınız anlamına gelmeyebilir. Zira bazı mahfillerde kimin gerçekten “makbul”, kimin sadece “idareten katlanılan” kişi olduğuna başkaları karar verir.

    Henüz herkesin tam mânâsıyla “akredite” kabul edilmediği bir zeminde, sizi kim, ne kadar koruyabilir; doğrusu bunu kestirebilmek pek kolay değildir.

    Onun için siz en iyisi kaleminizi biraz daha yavaş kullanın.

    Hele seksen yaşını geçmiş bir ilim adamının bile yazdıklarından dolayı ihbar edilebildiği bir vasatta, siz hâlâ “özgür anayasa”, “hür vicdan”, “serbest fikir” gibi kavramlardan ümit devşiriyorsunuz.

    Doğrusu bu iyimserliğinize gıpta etmemek elde değil.

    Size küçük bir dost tavsiyesi…

    Kaleminizi biraz daha yavaş kullanın.

    Tarihî kanaatlerinizi kendinize saklayın.

    Hukuk mantığı aramaktan vazgeçin.

    5816’nın sınırlarını hukuk metinlerinden değil, ihbar dilekçelerinden öğrenmeye çalışın.

    Böyle yaparsanız hem daha huzurlu yaşar, hem de bazı çevrelerin demokrasi anlayışını üzmemiş olursunuz.

    Son olarak şunu da ifade edeyim Hocam:

    Bu ülkede elbette düşünce özgürlüğü vardır…

    Yeter ki düşünceniz, önceden onaylanmış düşünceler arasında bulunsun.

    Aksi hâlde düşüncenizin de sizinle birlikte savcılığa davet edilmesi işten bile değildir.

    Siz yine de yazmaya devam edin Hocam.

    Belki bir gün gerçekten düşüncenin ihbar edilmediği, kanaatin suç sayılmadığı, hukukun kişilerden değil ilkelerden güç aldığı günleri de görürüz.

    O güne kadar kaleminiz sabrınızdan, sabrınız da vicdanınızdan kuvvet alsın.

    Allah Teâlâ kaleminize bereket, ömrünüze afiyet ihsan eylesin.

    Evet dost acı söyler muhterem Hocam.

    Ahmet Ziya İbrahimoğlu

  3. Nizamettin Demir dedi ki:

    Aynı Kanuna göre bizde 1 yıl 3 ay ceza aldık, Cezamız şimdilik ertelendi…. Aynı suçtan bir daha ceza almamak şartıyla hapse girmedik……… Hemde Facebook’ta yayınlanmış bir yazıyı paylaştığımız için. Bu zulüm daha ne kadar devam edecek?