islami haberdini haberortadoğu haberleriislam coğrafyası
DOLAR
33,0413
EURO
35,9402
ALTIN
2.546,09
BIST
11.156,20
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul
Açık
35°C
İstanbul
35°C
Açık
Pazartesi Az Bulutlu
31°C
Salı Parçalı Bulutlu
31°C
Çarşamba Parçalı Bulutlu
30°C
Perşembe Az Bulutlu
29°C

Adamın Birinin İki Hanımı Varmış

Adamın Birinin İki Hanımı Varmış

Adamın birinin iki hanımı varmış. Bu hanımları arasında madden ve manen adil davranmaya çalışıyor, birine bir entari alırsa aynısından diğerine de alıyor, gezmeye birlikte götürüyor, hanımlarının isteklerini eşit derecede karşılamaya çalışıyormuş.

Birgün gelmiş ki bu iki hanımı da aynı anda ölmüş. Adam hayatları boyunca eşit davranmaya çalıştığı hanımlarının vefatına pek üzülmüş. Cenaze işlerinde de eşit şekilde davranmak istiyormuş bu adam. Cenazeler aynı anda yıkanacak, aynı anda kefenlenecek, aynı anda defnedilecekmiş.

Adamın öngürdüğü şekilde cenazeler yıkanmış ve kefenlenmiş ama caminin avlu kapısından tabutların aynı anda çıkma imkanı yokmuş. Ne dedilerse adama, kabul ettirememişler. Adam İki hanımın da aynı anda cami avlusundan çıkmasını istiyor, gerekenin yapılması noktasında ısrar ediyormuş.

En sonunda çözüm bulunmuş. Bahçe kapısının bir tarafı yıkılacak ve cenazeler aynı anda avludan çıkarılacakmış. Öyle de olmuş.

Hikaye bu ya, adam ahirette karşılaşmış hanımlarıyla. Hanımlarından bir tanesi, beyine bir konuda hakkını helal etmiyormuş. Sebebi sorulduğunda ise kadın;

“Eşim benim cenazemi, gerçek kapının olduğu yerden değil, yıkılan yerden çıkardı. Oysa ben, yıkık duvarın olduğu yerden değil, gerçek kapının olduğu yerden çıkartılmak istiyordum” cevabını vermiş.

Şimdi bu hikayenin ana fikrini anlamaktan yoksun veya anlamak istemeyen bazı insanlar, birden fazla eş ile evliliği savunuyor diye saldırmaya başlayabilirler. Önemli değil, saldırsınlar. Ama bu, sosyolojik olarak ülkemizin de yadsınamaz gerçekleri arasında. Doğu illerimizde birden fazla eş alan erkeklerimizin sayısı azımsanmayacak oranlarda… Batıda ise bu oran az olmakla birlikte, yine de mevcut.

Biz hikayemize dönelim. Sosyologların Poligami dediği, İslam literatüründe ise “Taaddüd-ü zevcat” olarak geçen, bir erkeğin birden fazla kadın ile evliliği, herzaman tartışma konusu olmuştur. İşin en garip tarafı ise, İslam’ın bir ruhsat olarak açık kapı bıraktığı bu durumu eleştiren ve yerden yere vuran insanların bunu yaparken, seküler hayatın bizlere sunduğu zina ve metres hayatı gibi ahlak dışı kurallara ses çıkartamamaları veya bunları özgürlük adı altında görmeleridir.

Hele ki, batılılaşacağız, modernleşeceğiz diye tüm manevi değerlerinden vazgeçmiş bir şekilde, hemcinslerin bile evliliğine, cinsel özgürlük diyerek karşı çıkıp laf edemeyenler, konu İslam’ın taaddüd-ü zevcat ruhsatına gelince mangalda kül bırakmamakta, mal bulmuş mağribi gibi olaya atlamaktadırlar.

Oysaki Kuranı Kerim ve Peygamberimiz (sav)’in sünnetinde tek eşlilik esastır. “Bir erkeğin, aralarında adaleti gözetmek şartıyla dört kadına kadar nikahlanabileceğini, ancak erkeğin ne kadar uğraşırsa uğraşsın adaletli davranamıyacağı için de asıl olanın tek eş olduğu” (Nisa Suresi 3) açık ve net bildirilmişken, yapılan tartışmaların ne kadar anlamsız olduğunu birkez daha görüyoruz. Bir erkeğin birden fazla eş alabilmesini, zor ve çeşitli kurallara bağlamış olan İslam dinini, eleştirmek için fırsat kollayan insanların en çok sevdiği konudur, Taadüddü zevcat…

Hayatını, Kur’ana’ ve Peygamberimiz (sav)’e muhalefet etmek için adamış tipler var aramızda… Bir de bu adamlar ayak ayaküstüne atıp gerinip oturarak, küçük dağları ben yarattım havasıyla gevrek gevrek TV ekranlarında konuşmaları yok mu?

Maalesef yine öyle de oldu…

Gülhane eğitim ve araştırma hastanesi başhekim yardımcısı Prof. Dr. Ali Edizer “İkinci bir eş almanın, boşanmaya veya zinaya gitmeye tercih edilmesini” söylemesi, adate ortalığı karıştırdı. Sağlık bakanlığı hemen devreye girdi ve adı geçen doktorun görevine son verildi. Sosyal medyada ise bu konuda aleyhte fikir beyan edenlerin mesajlarıyla, doldu taştı. Küfürler, ahlaki seviyeden uzak cümleler…

İşte bu furyaya katılan hukukçular ve siyasetçiler de Tv ekranlarına çıkarak, İslami fetvalar vermekten geri durmadılar. Hem de az önce de dediğim gibi “Küçük dağları ben yarattım” havasıyla konuştular.

Tekrar edelim ki;

Zinaya söz edemeyenler…

Metres hayatına laf söyleyemeyenler…

Hemcinslerin evlenmesine(!) güya cinsel özgürlük olarak bakanlar…

İstanbul sözleşmesine tek laf etmekten aciz olanlar…

Bir ruhsat olarak ve uygulamada zorluklar içeren “Taaddüd-ü zevcat”  konusu hakkında pek bir ahkam kestiler. Oysaki ilmi veriler doğrultusunda analiz yapmaktan çok uzakta olan bu insanların söyledikleri, İslam karşıtlığından başka bir şey değildi. İlmi bir analiz yapılabilmiş olsalardı, bu konunun Kuranı kerim’de  bir emir ve hüküm olmadığı, sadece bir ruhsat olarak değerlendirilmesi gerektiği ve asıl olanın tek eşlilik olduğuna da vurgu yaparlardı.

Neyse bizler, bu konularda ekranlara çıkarak ahkam kesecek olanlara, en azından kuranı Kerim’de ki Nisa suresinin meal ve tefsirini okumalarını salık verelim.

Sonuç Olarak;

 Prof. Dr. Ali Edizer, toplumumuzda tavan yapmış olan boşanmalara ve zina gibi ahlaksızlıklara, bir aydın olarak çözüm noktasında fikir öne sürmüştür. Beyenseniz de beyenmesenizde, kabul etseniz de etmesenizde bu bir fikirdir, düşüncedir… Dolayısıyla da ülkemizde, düşünce suç teşkil etmediğine göre hoca, suç işlememiştir ve görevine iade edilmelidir.

Selam, saygı ve muhabbetlerimle…                                                                                    

Şaban DOĞAN

Yorumlar
  1. Hakan Oğuz dedi ki:

    İslâmî cemaatlerin ve STK temsilcilerinin bu konuda seslerini cılız bırakmaları karşı tarafı dahada cesaretlendirdi. İşin tuhafı İslâmî kimliği olanlar da kadına sahip çıkıyoruz naralariyla karşı tarafta yer alıyorlar. Allah ıslah eylesin.

  2. ŞABAN DOĞAN dedi ki:

    Amin inşallah

  3. Osman Avcı dedi ki:

    Hocam, Allah razı olsun.Yazılarınızın lezzeti gittikçe artıyor.