islami haberdini haberortadoğu haberleriislam coğrafyası
DOLAR
44,8791
EURO
52,8425
ALTIN
6.919,59
BIST
14.587,93
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul
Açık
18°C
İstanbul
18°C
Açık
Salı Çok Bulutlu
20°C
Çarşamba Yağmurlu
11°C
Perşembe Az Bulutlu
15°C
Cuma Parçalı Bulutlu
16°C

AİLEYİ, NESLİ, DİNİ KORUMAK İÇİN DEVLETİN DİNİ İSLAM OLSUN

AİLEYİ, NESLİ, DİNİ KORUMAK İÇİN DEVLETİN DİNİ İSLAM OLSUN
A+
A-

AİLEYİ, NESLİ, DİNİ KORUMAK İÇİN DEVLETİN DİNİ İSLAM OLSUN

Türkiye Büyük Aile Meclisi ve Adalet Platformu Başkanı Adem Çevik yaptığı açıklamada, “20 Nisan 1924, 20 Ocak 1921 ilk anayasada, 29 Ekim 1923 Türkiye İslam Cumhuriyeti İlan Belgesinde ve 1876 Kanuni Esasi’de bin yıllık devletin devamı olan ‘Türkiye Devletinin Dini Din-i İslam’dır!’ maddesi yeni Anayasa’da yeniden yer alarak fabrika ayarlarına dönülmeli; Siyonizm ve işgalcilerin dayatması olan Laiklik/Dinsizlik dini ve Kemalizm dini adı altındaki İslam düşmanlığından vazgeçilmeli ve her din sahibine kendi dini hukuku uygulanabilmeli.” dedi.

Türkiye İslam Cumhuriyeti Devletinin 102. yılı ve Yeni Anayasa çalışmalarıyla ilgili değerlendirmelerde bulunan Adalet Platformu Seçtiklerini Denetle Teşkilatı AİLEM AKINCIM Başkanı Adem Çevik, “Devlette devamlılık esastır. Bin yıllık devletimizin dini İslam ibaresinin tekrar anayasaya konularak tüm uluslararası sözleşmeler, yasalar ve yönetmelikler İslâm’a aykırı olamaz maddesinin de tekrar anayasaya konulması elzemdir.” ifadelerini kullandı.

Siyonist İsrail’i boykot için Filistin Bilad-ı Şam cephesinden kaçan Siyonist Sebatayist Pakrudin Yahudi masonların dayattığı anayasa ve yasaları, Lozan hezimetini reddetmeliyiz. Anayasa ve kanunlar İslâm hukukuna, fıtrata uygun olmalı! Meclisin duvarında ‘Hâkimiyet Allah’ındır!’ yazmalı. TBMM uhdesindeki Hilafet makamı diriltilerek Siyonist terörist İsrail’e müdahale hakkımızı kullanmalıyız. Hilafet paralarıyla kurulan İş Bankası’ndaki CHP hissesi Diyanet’e devredilmeli. Tapınakçılığı ve putperestliği engellemek için CHP kurucu genel başkanının resimleri, heykelleri tüm mahkemelerden, okullardan ve resmî dairelerden kalkmalı… Dil ve din soykırımı yapanlar ve Misak-ı Millî’ye ihanet edenler, cepheden kaçanlar, Lozan hezimetini imzalamayan Birinci Meclisi feshederek milletvekili atayan diktatörler, işgalcilerle işbirliği yaparak bin yıllık devletimizi yıkanlar vatana ihanet ile gıyabında yargılanmalı. Putlar yıkılmalı, fabrika yapılmalı. İnsan haklarına ve anayasaya aykırı 5816 sayılı tek adam koruma kanunu KABİRizm acilen kaldırılmalı.

CUMHURİYET İLAN BELGESİNDE TÜRKİYE İSLAM CUMHURİYETİDİR, DEVLETİN DİNİ İSLAM’DIR!

Kamuoyu, Türkiye’de yaşayan tüm kesimlerin ihtiyacını giderecek yeni anayasa için artık somut adım atılmasını istiyor. Türkiye’de uzun zamandır konuşulan ve her kesimce dile getirilen “yeni anayasa” ile ilgili değerlendirmelerde bulunan Türkiye Adalet Platformu Başkanı Adem Çevik, “Devlette devamlılık esastır. 23 Aralık 1876 Teşkilatı Esasiye’nin 11. maddesinde, 20 Ocak 1921 Teşkilat-ı Esasiye Kanunu’nun 7. maddesinde ve bugün 20 Nisan 1924 Türkiye İslam Cumhuriyeti Anayasası’nın 2. maddesinde, 29 Ekim 1923 yılında yapılan Cumhuriyetin İlanı Belgesi’nde yer alan “Türkiye İslam Devletinin Dini İslam’dır” maddesini hatırlatarak “Devletin Dini İslam” ve “Türkiye İslam Cumhuriyeti” ibaresinin yeni anayasaya eklenmesi gerektiğini belirtti.

Siyonistlerle, terörist İsrail ve destekçileriyle varoluş savaşımızı kazanmak mecburiyetindeyiz.

“İLK ANAYASAMIZDA İSLAM DİNİNİN KURALLARI KANUN VE UYGULAMADA TEKRAR ESAS ALINMALIDIR”

Son zamanlarda bir anayasal tadilatın siyasi partiler ve toplum nezdinde konuşulduğunu hatırlatan Çevik, “Herkes, her grup, her parti kendi görüşlerini özgürce ifade ediyorlar. Bildiğiniz gibi İslam bizim mensup olduğumuz bir din. Halkımızın kahir ekseriyetinin %99’unun mensup olduğu bir din ve dini olarak milletimizin inanç, ahlaki değerler ve hayat biçimleriyle alakalı temel değerleri ortaya koymuş ve Müslüman olduğunu söyleyen kişileri de bu değerlere uygun bir hayat biçimini kendilerine ideal bir hayat ölçüsü olarak kabul etmişlerdir. 20 Nisan 1924 ve 24 Ocak 1921 tarihli Teşkilatı Esasiye Kanunu adı altındaki anayasamızın 3. maddesinde Türkiye İslam Devleti ismi konmuş. 7. maddesinde de aynen şöyle denilmektedir: Şer’i hükümlerin çoğu kullanılması, fıkhi hükümler ve fıkhi kaideler ile esas kılınmıştır. Böylece bu hükmü koymak suretiyle 7. maddesine inanç sistemimizin esaslarının temel değer ölçüsü olduğu hüküm altına alınmıştır. Yani 7. maddeye göre ülke kanunlarıyla uygulamaları şer’i hükümler ve İslam fıkhı esaslarına göre yapılıp uygulanacaktır. Bu demektir ki ilk anayasamızda İslam dininin kuralları kanun ve uygulamada esas alınmıştır. Türkiye İslam Cumhuriyeti’dir.” dedi.

1928 YILINDAN İTİBAREN İSLAM DİNİ DEVLET DİNİ OLMAKTAN ÇIKARTILMIŞTIR

1937 yılının 5 Şubat’ında İsmet İnönü’nün CHP’nin ana ilkelerini anayasaya yerleştirdiğini aktaran Çevik, şunları söyledi: “29 Ekim 1923 yılında Selanikli Mustafa’nın Cumhuriyetin İlanı ile ilgili hazırladığı belgenin 2. maddesinde şöyle diyor: Cumhuriyet İlan Belgesi adı altında Osmanlıca ve Latince’ye çevrilmiş bulunan, elimizde mevcut bu belgenin 2. maddesi şöyle diyor; Türkiye devletinin dini İslam dinidir. Lisanı Türkçedir. İslam dininin devletle münasebetini de burada açıkça ortaya koymuş oluyor. 1921 Anayasası’nda olmayan Cumhuriyet, resmî dil, başşehir Ankara ve devletin dininin İslam olması konularında dört önemli özellik 1924 Anayasasıyla hüküm altına alınmıştır. Dört yıl sonra, 10 Nisan 1928 yılında Teşkilat-ı Esasiye Kanunu tekrar değiştirilmiştir. Bu sefer yıl 1928, din ile alakalı 2. madde de din kaldırılmış, devlet dinsiz, devlet laik olmuş ve bunun yerine Türkiye Devleti’nin resmî dili Türkçe, başşehri İstanbul değil Ankara şehridir şekline getirilmiştir. 1928 yılından itibaren İslam dini devlet dini olmaktan çıkartılmıştır. Teşkilat-ı Esasiye Kanunu Anayasa tekrar değiştirilmiş, bu sefer bu 2. maddeye şunlar eklenmiştir. 2. madde devletin dininin İslam olduğunu belirleyen madde idi. Bu madde kademeli bir biçimde değiştirilmiş, 1937 yılının Şubat ayının 5’inde de şunlar eklenmiştir: Türkiye devleti cumhuriyetçi, milliyetçi, halkçı, devletçi, laik ve inkılapçıdır. Bugün Türkiye’deki 182 partinin tamamı resmen ve alenen CHP’nin şubesidirler. CHP ilk resmî genel başkanının resimleri tüm parti binalarında vardır. Yıl 1937, İsmet İnönü CHP’nin ana ilkelerini, yani altı ok dediğimiz bu okta belirlenen ana ilkelerini devletin anayasasına yerleştirmiştir. 2. maddenin son şekline gelince: Anayasanın bugünkü son metninde 1937 Anayasası’nın 2. maddesindeki halkçılık, inkılapçılık ve devletçilik ilkeleri kaldırılmış, bunun yerine demokratik, laik ve sosyal bir hukuk devleti ilavesi yapılmış. Çevik, “Türkiye Cumhuriyeti Devletimizin kurucu felsefesini oluşturan temel asli ilkelerden olan İslam dini hakkındaki 1921 Anayasası’nın 7. maddesi, Türkiye İslam Cumhuriyetimizin kuruluş bildirgesinin 2. maddesiyle, 1924 Anayasası’nın 2. maddesinde ve 23 Aralık 1876’daki ilk anayasanın 11. maddesinde bulunan devletin dininin İslam olduğu ilkesi değiştirilmiştir. O zamanki diktatör devlet partisi olan CHP’ye bir takım misyon üstlendirmek isteyen bu partinin hedefi tamamen dini aleyhinde icraata imza koyan Sebatayist, Kabbalist, Pakrudin Yahudi mason Siyonist işgalci kişiler tarafından bu partinin hedefi tamamen değiştirilerek Cumhuriyetin kurucu felsefesine aykırı birçok mevzuat ve bu amele icraatları sırasında 1937 yılında İslam dinini anayasadan kaldırılıp bunun yerine laiklik ismi verilen bir zorbalık dayatılarak din karşıtlığı olarak algıladıkları laiklik perdesi arkasında dini insanların zihninde küçülten, dine aykırı anlayışlara, sosyal hayatı etkin kılmaya çalışan anlayışlara hayat vermeye başlanılmış ve bundan sonradır ki halkımız ciddi bir kırılma ile bu partiye muhalefet ederek inançlarına dokunmayan alternatif, ciddi bir devlet yönetimi örneğini verecek. Alternatif parti arayışlarıyla zaman zaman ciddi muhalefetler yapagelmiştir” ifadelerini kullandı.

“ANAYASANIN TÜM MADDELERİ DEĞİŞTİRİLEBİLİR Mİ?”

Anayasanın tüm maddelerinin değiştirilmesi, kuruluş ayarlarına dönülerek mümkün olduğunu dile getiren Çevik, “Anayasanın tüm maddeleri değiştirilebilir mi? Yani anayasanın bir takım maddeleri değiştirilemez diye bir algı operasyonu çekiliyor. Şimdi ona cevaben diyoruz ki bildiğimiz gibi anayasa yapımı ve istenen her maddesinin değiştirilmesi halkımızın ekseriyetinin vereceği kararlarıyla mümkündür. Yani anayasanın istisnasız tüm maddelerinin değiştirilmesi, bu ekseriyeti sağlayan halkımız ve temsilcilerin icraatlarıyla her zaman mümkündür. Bu konuda yapılan spekülasyon ve yanlış algı çabalarına kanılmamalıdır. Nitekim diktatör CHP iktidarı da kutsal dinimiz İslam’ın toplum hayatından ötelenmesi için uygun projektörleri kollayarak kademeli bir biçimde gerek anayasal ve gerekse icraat bağlamında her türlü faaliyetleri yapa gelmiş ve maalesef halkın kahir ekseriyeti tarafından benimsenmiş bulunan İslam dinine karşı ciddi bir savaş açmış gibi algılanan görüntüsünü devam ettirmektedir. Bu sebepledir ki CHP denince genelde bu partinin din karşıtı fikir ve eylemleri hep hatıralarına gelmiş ve CHP’ye bu gerekçeyle karşı çıkılarak ülke siyasetinde bu parti halk tarafından yönetimden uzaklaştırılmaya devam ediyor” dedi. “Türkiye İslam Cumhuriyeti devletimizin kurucu felsefesinin ışığında fabrika ayarlarına süratle geri dönülmelidir” Çevik, “Yeni anayasa yapımı sürecinde aşağıdaki teklifleri arz ediyoruz: Birincisi, hepimizin zaman zaman dillendirdiği Cumhuriyetimizin kurucu felsefesi, umdeleri arasında yer alan ve kurucu anayasamız olan 1921 Teşkilatı Esasiye Kanunu’nun 7., Cumhuriyetimizin kuruluş ilkelerinin 2. ve 1924 Teşkilatı Esasiye Kanunumuzun yukarıda da arz edildiği gibi 2. maddelerinde asli unsur olarak yerini almış olan kutsal dinimiz ile ilgili –ki dinimiz halkımızın kahir ekseriyetinin temel değeri ve hayat ölçüsüdür– toplumsal düzeyde milletin birliği, bütünlüğü ve çağdaş kriterler içerisinde birbirine karşı saygınlık ve sosyal sorumluluk kazanımları açısından sosyo-psikolojik ve kültürel gelişimlerimizin ışığında pozitif dinsel değerlendirmelerin yapılmasını ve kuruluş felsefesinin esas maddeleri arasında bulunup da sonradan oluşan ayrımcı ve savrulmacı siyasal anlayışla, anayasadan sistematik bir biçimde ötelenen kutsal dinimizin gerçek esaslarına uygun bir maddenin tekrar geri getirilmesini teklif ediyoruz. Yani açıkça diyoruz ki Türkiye İslam Cumhuriyetimizin kurucu felsefesinin ışığında fabrika ayarlarına süratle geri dönülmelidir” diye belirtti. “CHP Diktatörlüğünün, MONARK’ın dayattığı akla, mantığa, insan haklarına ve hukuka aykırı İnkılap kanunlarının iptal edilmesini, zarar görenlerin zararlarının tazmin edilmesini, Siyonizmin ve mason teşkilatlarının yasaklanmasını, mal varlıklarına el konulmasını talep ediyoruz”

TÜRKİYE MEZARDAN YÖNETİLMEMELİ, KABİRİZM KALKMALI

Son olarak Çevik, “Daha önce de değişik vesilelerle gündeme getirdiğimiz MEZARDAN YÖNETİM SİSTEMİ, KABBALACI KABİRİZM, KAMALİST LAİKLİK DAYATILMAMASINI talep ediyoruz.

Üçüncü talep olarak Siyonizm, Kemalizm şeriatı yerine her kişiye kendi inancını yaşamak isteyen insanların inançlarına göre hukuk uygulanmalı. Yahudi’ye Yahudi şeriatı, Hristiyan’a Hristiyan şeriatı, Kemalist’e Kemalist şeriatı, Müslüman’a da İslam şeriatı olmalı. Evlenme, boşanma, miras, medeni hukuk ve ceza hukuku İslâm’a uygun olmalı. Ankara Meclisinin ilk kanunu olan içkinin tekrar yasaklanmasını, kumar, fuhuş, zina, teşhircilik, faiz, tefecilik yasaklanmalı. Millî iradenin tecelligâhı meclisimizi devre dışı bırakan, fıtrata, İslâm’a, hukuka aykırı uluslararası sözleşmeler; CEDAW, LANZAROTE, İKLİM, DSÖ iptal edilmeli veya ıslah edilmeli. Bu ifsat sözleşmelerinin dayattığı ailesiz, cinsiyetsiz, ahlaksız toplum operasyonları durdurulmalı. Toplumsal Cinsiyet Adaleti veya Toplumsal Cinsiyet Eşitliği (GENDER) maskeli cinsi sapıklığı savunanlara insanlığa karşı suç, soykırım, terör, casusluk, vatana ihanet vb. suçlardan ceza verilmeli ve bunu savunan kuruluşlar kapatılmalı, mal varlıklarına el konulmalı. Feminist Eşcinsel Terör Örgütlerini kapatmak yetmez, beslendiği unsurları yasaklayarak virüs bataklığı kurutulmalı. 28 Nisan 1920’de yasaklanan içki tekrar yasaklanmalı. 20 Nisan 571’de doğan Resulullah’ın hayatı tekrar Mevlid-i Nebi Bayramı ilan edilmeli ve Kur’an ahlaklı nesil için yaşayan Kur’an, Resul’ün hayatı dersleri ve Kur’an meali mecburi ders olmalı. Aileyi, nesli, dili, dini, devleti korumak ve varoluş savaşımızı kazanmak için Anayasa değişikliği sırasında bu çok önemli maddelerin de dikkate alınmasını teklif ediyoruz” dedi.

Mirat Haber – YouTube

 

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.